13 Ekim 2008 Pazartesi

Fm Verici

Yıllar önce elektronik konusuna merak sarıp bir iki elektronik devre yaptıktan sonra en çok monte edip çalıştırdığım devreler hep fm vericiler olmuştur., FM verici deyince, aklınıza öyle karışık, gelişmiş devreler getirmeyin. Basit, tek transistör ile çalışan alçak gönüllü amatörce devrelerdi benim uğraştıklarım. Vericiyi çatı antenine bağlayıp, mahalledeki arkadaşlarıma çalıştığı frekansı bildirip kaset teypden yaptığım yayını dinletmek bambaşka bir keyifti. Bir keresinde tek transistörlü bir devre ile Bahçelievler'den Kızılay'a ulaştığımı söylesem işin ne kadar keyifli olduğu konusunda sanırım ikna olursunuz. Tabi o yıllarda koca FM yayın bandı üzerinde toplam 4 yayın olduğunu hatırlatmak isterim.
Şimdiki elektronik meraklılarına bir yönden acıyorum. 88-108 FM radyo bandında boş yer yok ki deneme için yayın yapsınlar. Öyle tek transistörle birşey yapınca denemek için frekansını bile boş bir yere oturtmak zor olsa gerek. O yıllarda FM verici yapmak moda idi, ama öyle kolay kolay şema da bulamazdınız. Bir gün dergileri karıştırırken, bir TRAC dergisinde "stereo FM verici" devresi görünce gözlerim parlamıştı. Stereo verici, iki adet fm vericinin stereo ses katlarının bağlanışını andıran bir şekilde birleştirilmiş halinden başka bir şey değildi. Ayar için dergideki yazıda "fm radyo açılır, her iki vericinin çıkış frekansları FM stereo ledi yanana kadar ayarlanılır" gibi birşeyler yazıyordu. Kim bilir belki devreyi yapıp çalıştırmak için debelenen birileri bile olmuştur. Neyse ki az elektronik bilgim böyle bir şey olamayacağını anlayacak kadar yettiğinden boşa emek harcamamıştım. Şimdilerde bu gibi sorunlar kalmadı. Stereo kodlama yapmak eskiden bela bir problemken, şimdi cebe sığabilecek stereo vericiler her yerde hiç pahasına satılıyor.
Her konuda olduğu gibi, bu konuda da Çinliler yapılabilcek her şeyi yapıyorlar. İstediğiniz her türlü müzik kaynağını bağlayıp, stereo yayın yapıp, yakın bir radyodan dinleyebileceğiniz vericiler bunlardan. Daha önce de direkt olarak arabanın çakmağına takılan türlerinden bahsetmiştim. Bunlar da arabada isterseniz çakmağa takılıyor. Ayrıca iki adet pil ile istediğiniz yerde de yayın yapmanıza yarıyorlar. Deal Extreme sitesinde (Honk Kong'da faaliyet gösteren bir firma) 8-9 USD fiyatla satılıyorlar.
Hani gözü karartıp, arkasına bir çıkış katı taksanız yakın çevrenize oldukça kaliteli FM yayın yapabileceğiniz cihazlar haline bile gelebilirler.
Bu defa 5-7 sabit frekans üzerinden değil 88-108 Mhz aralığında ayarlayacağınız her frekanstan çalıştıklarından arabada ve büyük şehirlerde bile kullansanız öncüllerinden iyi sonuç alacağınız kesin. Evde bilgisayardan içerideki radyoya yayın yapacaksanız çok daha iyi sonuç almak işten değil. Deal Extreme sitesi gönderi için kargo ücreti almıyor. Ürünü posta ile yolluyor 12-17 gün arasında elinizde oluyor. Bir arkadaşım habire birşeyler alıp durduğundan geçenlerde ben de bir iki denemelik ürün ısmarladım, gelmesini bekliyorum. Elime geçerse bu yazının altına güncelleme olarak eklerim.
İşi büyütüp, adam gibi bir alet alıp, onunla deneme yaparım diyenlerinizi duyar gibi oluyorum (ama tabi ki iç seslerimi susturup yazıya devam ediyorum). AAREFF firması tam buna uygun kitler satıyor. Sisteme anten, 25 metre anten kablosu (konnektörleri üzerinde) ve 1 watt gücünde cihaz da dahil, fiyatı biraz tuzlu olsa da (352 GDP-İngiliz para birimi) dertsiz kullanmak mümkün. Tabi bunun için devamlı yayın izni falan alamazsınız. Denemek için bu kadar para verilir mi, o da size kalmış. Başka vericiler de bulunabilir belki. İnternet tam bir deniz böyle konularda. Söz konusu cihazın fotoğrafı da aşağıda. Dilerseniz üzerine tıklayıp ürün sitesine ulaşabilirsiniz. Unutmadan! Bu cihazı Çinliler yapmadığından ısmarlamadan önce frekansına karar verip firmaya bildirmeniz gerekiyor.
Kalın sağlıcakla.
Güncelleme: Deal Extreme sitesine ısmarladığım ürünler verdiğim adrese posta yolu ile geldi. Postanede içini açıp bakmışlar ancak ısmarladıklarım tam olarak elime geçti.

3 Ekim 2008 Cuma

Projeksiyonlu Telefon

Çinliler inanılmaz bir hızla kopya telefonlar üretiyorlar. Örneğin iPhone bunlardan biri. Gerçeği ülkemizde 1200 YTL civarına satılan iPhone'ların taklitlerini 160 USD fiyatla almak mümkün. Aslında biraz da geliştirmişler telefonları. İçlerinde 3G modeli taklidi, çift hat destekleyenleri, fm radyo hatta televizyon yayınlarını alabilenleri var. Bu tür telefonların satıldığı Solomobi web sitesini zaman zaman ziyaret ediyorum. Taklitciliğin pozitif bir sonucu olan, yeni orjinal fikirler de zaman zaman bu sitede boy gösteriyor.
İşte bunlardan biri projeksiyonlu telefon. CoolN70 LayneY70 diye anılıyor. 336 USD fiyatla satılıyor.
Fikir ilginç. Telefonunuzda "Projeksiyon" cihazı taşıyorsunuz. Sanırım biraz karanlık bir ortama ihtiyaç duymakla birlikte sunumlarınızı bu alet ile yapmak mümkün olabilir.
Kısa süre içerisinde bunun televizyonları alabilen, dolayısıyla televizyonu duvara yansıtıp gösteren tipini yapacaklarını ileri sürmek falcılık olmaz. Hatta eminim uzaktan kumandası da olur.
Tekrar cihaza dönecek olursak, "modeldeki N70 ibaresi ile Nokia 70 modeline gönderme yapılmış olabilir mi?" diye düşündüm ama sanırım görünüm olarak pek bir ilgileri yok.
Yanında yedek bir batarya ve şarj beşiği ile geliyor. Ayrıca dışarıdan bir video ve ses kaynağına bağlanıp projeksiyon olarak kullanılabiliyor. 6 cm ile 160 cm boyutları arasında görüntü alabildiğini ileri sürmüşler.
Ayrıca üzerinde büyükçe sayılabilecek bir hoparlör de var.
Telefonun ekran görüntüsüne bakarsanız iphone ikonları dikkatinizi çekecektir. Ekranı dokunmatik. Dolayısıyla iphone gibi dokunarak kullanmak da mümkün.
MP3 ve MP4 oynatabiliyor. 1 Gb hafıza ile geliyor aynı zamanda 2 Gb'a kadar destek veriyor.
İlginç bir fikir olması nedeniyle yazma gereği duyduğum bu telefon, satar mı bilmiyorum ama böyle giderse Çinliler pek yakında başka ilginç ve ucuz telefon modelleri ile karşımıza çıkacaklar demektir.

24 Eylül 2008 Çarşamba

T-Shirt Davul

Davulcularımız şu sıralar pikap üstünde ramazan davulu tıngırdatmaya devam etmekteler. Bizimkiler teknoloji kullanmayı pikap arkasına atlayıp dolaşmak olarak gerçekleştirebildiler. Peki batılılar davul çalma konusunda nerelere gelmiş diyorsanız, kopmaya hazır olun.
En son, bu gün dostum Kamuran Mülayim blogunda wifi sinyallerini alıp üzerindeki ışıklı figürde gösteren T-Shirt'ü tanıtmıştı. Ben de olağan gözden geçirmem sırasında "Think Geek" sitesinde ne buldum bakın... Lafı uzatmayayım. Resimde gördüğünüz T-Shirt'ün üzerindeki davul figürü çalınabiliyor. Üzerinde 7 farklı ses çıkartabilen beşi davul ikisi zil figür yer alıyor. 4 adet AA kalem pil ile çalışan davulunuzun sesi açılıp kısılabiliyor. Oldukça güçlü ses verebiiliyor. Yıkama sırasında davulunuzun zarar görmemesi için t-shirtün üzerinden nazikçe ayrılması ve elektrik bağlantısının ayrılıp çıkartılması gerekiyor. Fiyat 30 USD civarında. Nasıl olur da kakafoni yapmadan böyle bir davul çalınabilir diye merak ediyorsanız ve eğer Youtube sitesine ulaşabiliyorsanız Arrow'un "I love Rock & Roll" parçasını çalışlarını izleyebilirsiniz. Youtube'a ulaşamıyorsanız artık bir yolunu bulursunuz kısa sürede umarım... İşte klip aşağıda. Kalın sağlıcakla. Güncelleme: Eğer siz de yapılan son müdahaleden beri hiç bir şekilde youtube sitesine ulaşamıyorsanız artık bir proksi (vekil) sunucu kullanmak sorunu çözebilir. Benden size bir tavsiye http://www.vtunnel.com bu siteye girip istediğiniz sitenin (örneğin benimki) url'ini engellenmemiş içerikle görebilirsiniz. Engelsiz, sansürsüz bir İnternet dileğiyle.

22 Eylül 2008 Pazartesi

Amatör Telsizcilik kolaylaştı ama...

Eskiden amatör telsizcilik denince akla zor bulunan birtakım ekipman, pahalı gereçler ya da kendi kendinize yapacağınız alıcı-verici, test aletleri falan gelirdi.
Şüphesiz bulunmalarındaki zorluk ve fiyatları bu tür cihazları elde etmede sıkıntı yaratıyordu. Şimdi ise durum biraz değişti. Artık kolayca bulunabilen pek çok gereç var. Fiyatları ise oldukça makul bir hal aldı.
Gerçi nternet ve cep telefonları amatör telsizciliğe olan ilgili büyük ölçüde bitirdi ama halen bu hobi ile ilgilenen bir kesim meraklı var.
Dealextreme sitesinde dolaşırken bu ilginç cihaza rastladım. Sitede böcek, verici, kamera bulucu diye lanse edilmekle birlikte, bal gibi de bir frekans sayıcı olduğu biraz tecrübeli amatör telsizcilerin veya elektronik meraklılarının dikkatinden kaçmayacaktır. Fiyatı ise oldukça makul (43.75 USD). 1 Mhz ile 2.6 Ghz arasında tüm sinyal kaynaklarının frekansını gösterebilmesi ile benden bir "aferim" aldı. Böyle bir alet size de lazımsa buradan temin edebilirsiniz. Site yurt dışında ancak deneme atışı yapan bir arkadaşıma aldığı ürünü gönderdiler.
Hazır bu siteden ürün inceleme başlamışken bir de cep telefonu engelleyicisine bakmakta fayda var. Malum cep telefonu teknolojisine 10 yıldan fazla süredir yakın olsak da cep telefonu kullanıcıları telefonlarını nerede açık, nerede kapalı tutmak gerektiği konusunda yeterli duyarlıkta olmayabiliyorlar. İşte size makul fiyatlı, engelleyici (jammer) bir cihaz. Şu linkten sitenin ilgili sayfasına ulaşabilirsiniz. 37.97 USD fiyatla satılıyor. Bulunduğu odadaki gsm yayınını anında kestiği satın alanların yorumlarından anlaşılabiliyor. Alıp içini kurcalamak için bile alınabilecek bir cihaz. Anten çıkışı olduğundan daha kazançlı bir antene bağlayıp kullanmak düşünülebilir. Sitede biraz daha dolaşırsanız pek çok benzer cihazı da bulabilirsiniz. Tabi sitede kaybolmazsanız o kadar çok ıvır zıvır var ki...
Amatör telsizciliğe geri dönecek olursak yukarı da da bahsetmiştim, herşeyin ne kadar pahalı ve zor bulunur olduğundan ya, artık pek öyle değil. Gene bu sitede UHF frekans bandında çalışabilen bir telsizi 63.15 USD'ye satıyorlar. Gerçi amatör telsizden daha çok ucuz yollu bir iş telsizi gibi duran bu cihaz pekala amatör frekansları da kapsadığından işgörebilir. İçine olur olmadık ekler de yapmış Çinliler. Mesela siren, fener ve FM radyo alıcısını da telsizin içerisine tıkmışlar. Bu cihaz yurdumuza getirilirse kaydettirilebilir mi, ayrı bir mesele ama adamlar yapmışlar işte, üstelik bu fiyata da satıyorlar.
Bu seferlik de bu kadar, kalın sağlıcakla.

16 Eylül 2008 Salı

İstiklal Marşı

İstiklal Marşımızı gerektikçe İnternette çok arayıp bulduğum olmuştur. Ancak bir de ilk bestesinin bulunduğunu bilmiyordum. O da varmış. Üstelik 6 sene kadar bu beste ile söylenmiş. Tek sesli ve daha çok Türk Sanat Müziği bestesi havası taşıyor. Bestecisi Ali Rıfat Çağatay'mış. Eğer YouTube'a ulaşabiliyorsanız aşağıda temiz bir kaydı var. Yok eğer YouTube kapalı ise Milliyet Gazetesi'nin web sitesinde daha önce yayınlanmış hali ile eski bir kayıt var onu buradan dinleyebilirsiniz. Günümüzdeki hali ile İstiklal Marşını buradan dinleyebilir ya da kaydedebilirsiniz. Kalın sağlıcakla.

14 Eylül 2008 Pazar

Temiz Enerji

Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu (TİSK) periyodik yayın organı İşveren'in bu ayki sayısında enerji konusuna ağırlık vermiş (bu yazı yayına girdiğinde basılı dergi elimdeydi ancak web sitesine konulması zaman aldığından webde henüz yer almıyordu). İyi de etmişler. Enerjiye gerekenden fazla ödediğimizden tutun da, kısa süre içerisinde yeni ve temiz enerji üretmeyi bir şekilde becermemiz gerektiğini hatırlatan pek çok ilginç makale ve görüş İşveren Dergisi Ağustos sayısında yer almış. Zamanınız olursa okumanızı tavsiye ederim. Gerçekten yeni dünya ekonomisinin etkisiyle eli para görmeye başlayan büyük nüfuslu ancak dünya ekonomisinden aynı ölçüde refah payı kapmayı başaramamış ülkeleri bu döngüyü kırmaya başladıkça durum giderek daha da zor olacak. Çin, Hindistan gibi dünya nüfusunun dev bir kısmını barıdıran ülkelerde ihracat yolu ile ülkeye giren paranın ekonomilerine yaptığı canlandırıcı etkinin kötü bir tarafı var. Çevre eskisinden çok daha büyük bir hızla kirleniyor. Trafiğe günden güne giren yeni araçlar, yerleşim birimlerinin ısıtılması gibi gerekler nedeniyle enerji ihtiyaçları durmadan artıyor. Enerji üretimi, ısıtma ve araçlarda kullanılan fosil yakıtlardaki miktar artışı dünyayı ciddi bir dar boğaz ile karşı karşıya bırakıyor. İkinci tehlike de fosil yakıt talebindeki artışın oluşturduğu şımarık arz durumu. Hani "elimi öpene satarım" yaklaşımını oluşturan durum nedeniyle petrol fiyatları durmadan yükseliyor ya, kasdedilen budur. Gerçi tek neden tabi ki talep artışı değil. Kontrolsüz fiyat yülselişinin ardında, borsa spekülatörleri, savaşlar ve en önemlisi kısa süre içinde kaynakların kuruyacağı ya da ekolojik bir çöküş yaşayacağımız ihtimali de rol oynuyor.
Peki ya temiz enerji, yenilenebilir enerji konuları ne durumda? Sanırım, yumurta kapıya dayanmış olmakla birlikte işin ciddiyeti nedeniyle acı çekmeye başlamadan ciddi adımların atılması zor. Örneğin ülkemizde rüzgar, güneş, jeotermal enerji kaynaklarından ne ölçüde yararlanıyoruz? , İşveren dergisinin sayfalarında dikkatimi jeotermal enerji konusunda ciddi bir potansiyelimiz olduğu çekti. Avrupa'da jeotermal kullanımında 1. olduğumuzu buna rağmen hala kullanılmamış ciddi potansiyelimiz bulunduğunu gördüm. Jeotermal enerji gerçekten pek çok alanda (enerji üretimi, konut ısıtması vs.) işe yarayabilecek gibi görünüyor. Aslında bir o kadar ilginç konu da yer altındaki sıcak kayaların enerjisinden yararlanmanın mümkün olabilleceği. Teknoloji basitçe şöyle gerçekleştiriliyor. Yeterli derinliğe iniyorsunuz (su döngüsünde devamlı buhar elde edebilecek kadar derinlik) bir gidiş bir de dönüş borusu döşeyip gidiş borusundan suyu gönderip dönüş borusundan sıcak su+buharı alıyorsunuz. Böylece kendi jeotermal üretiminizi gerçekleştiriyor, artık enerji lazımsa enerji, ev ısıtması lazımsa onu, isterseniz her ikisini birden üretiyorsunuz. Gerçekten öyle atla deve değil söz konusu yöntem. Ancak işe yarıyor işte. Aslında istesek de istemesekte mevcut ekonomik durum ve enerji darboğazı geçmişte karlı (rantabl) olmadığı gerekçesiyle el sürülmeyen bazı enerji üretim yöntemleri dahil pek çok alternatif enerji üretim yönteminin deneneceği gerçeği ile karşı karşıyayız. İnsanın gerçeği görmesi için bazen somut olumsuzlukları yaşaması gerekebiliyor. Mesela Marmara denizinin başına gelenler iyi buna bir örnektir. İstanbul'un hemen yanıbaşında 80'li yıllara kadar denize rahatlıkla girilebilen Bayramoğlu diye güzel bir yerleşim yeri vardır. Buraya yapılan binaların kanalizasyonları denize verilmişti (Denize girmek için gelinen bir yere dışkı bırakmak ne kadar akıllıca değil mi?). 90'lı yılların içindeyse artık denizde insanlar yerine dışkıları yüzmeye başladığından, yerleşim yerinin değeri yerlerde sürünmeye başladı. Şimdiki durumunu bilmiyorum ama bir süreden beri İstanbul plajlarında denize girilebildiği (dolayısıyla artık denizin daha az kirletildiği) gerçeğinden yola çıkarak buralarda da durumun düzelmiş olduğu ya da en azından kısa süre içinde düzelebileceği varsayılabilir. İşte bu kadar bariz sonuçları bile görmezden gelmenin maliyeti bu. Şimdi akıllı olup temiz enerji kaynaklarına yönelmenin zamanı sanıyorum. Siz ne dersiniz? Sağlam kafa, sağlam vücutta kalsın dileğiyle...

Masadaki Arkadaşlarım Aslında Kavanozda Yaşayan Birer Beyin Mi?

Bu aralar "Kavanozdaki Beyin" benzetmesi aklıma çok geliyor. Hepimiz aslında dünyadan olabildiğince yalıtılmış birer beyiniz. Bir ...