Bu aralar "Kavanozdaki Beyin" benzetmesi aklıma çok geliyor. Hepimiz aslında dünyadan olabildiğince yalıtılmış birer beyiniz. Bir takım duyu organlarından aldığımız elektrik sinyalleri ile yeniden oluşturduğumuz bir simülasyon içerisinde yüzüp gidiyoruz. Kimimiz normal boyutlarda, kimimiz de belki normal boyutta ama işlevi küçük kalıyor.
20 Şubat 2026 Cuma
11 Haziran 2025 Çarşamba
Kargaşadan Gelen
Yazma merakım biraz tekliyor bu aralar. Biraz Amatör Telsiz, biraz da Yapay Zeka ile yakınlaşma sonucu Youtube üzerinden yayınladığım videolar daha çok zamanımı alıyor. Hakikat üzerine yazmaya başladığım ve ünlü düşünürlerin görüşlerini de içeren yazı bitmeden iki aydan fazla açık kaldı ama nafile bir türlü son dokunuşlarını yapıp yayına veremedim.
Ama son bir iki hafta içerisinde sözlerini yazdığım şarkı için birden fazla versiyon yapıp videolarını bile hazırladım ve yayınladım. Gerçi izlenmediler denilebilecek kadar düşük ilgi çektiler ama olsun ben yaparken çok keyif aldım.
Kaos ya da kargaşa üzerine yazmakla başladı her şey.
28 Mayıs 2025 tarihinde ilk taslağını yazdım şarkı sözlerinin. Ancak son haline baktığımda anlam ve uyum açısından bu ilk hali hakikaten sadece bir başlangıç. Başlığı bile farklıydı. Son halini aşağıda yazayım o halde.
Kargaşadan Gelen
Hoy hoy hoy oy oyyyy.... (oy oy oy)
Yürüdüğün yol zihninde başlar, sonu belirsiz,
Kimse ulaşmaz, yol ve hareketin kendi hedeftir. (hedef, heee-def)
Hayat bir sır, ne başı ne sonu bilinir,
Sıradan yaşarsan, geride kalan hep boşa gider.
hım hıııım hımmmmm ooooo hey
Hayat bilinmez bir yolculuk, ne önü ne dibi bilinen,
Sıradan faniler gibi geçer, boşa gider geride kalan. (kaaalan)
Eğer anlam katmazsan, hayata bir iz bırakmazsan,
Çabalamazsan, her şey saçma, düzen anlaşılmaz.
Sele kapılmış tahta misali, bata çıka yüzer, (yüüüzer)
Kargaşadan doğar, kargaşada biter.
hey hey hey
Hayat bilinmez bir yolculuk, ne önü ne dibi bilinen,
Sıradan faniler gibi geçer, boşa gider geride kalan. (kaaalan)
Hoy hoy hoy oy oyyyy
Sen geliştikçe çevren yükselir, ışık saçar,
Zihnin doldukça, pırıltılar etrafa taşar.
Enerji artar, karanlıkları aydınlatır,
Entropiye inat, bilginin gücünü kanıtlar.
Hayat bilinmez bir yolculuk, ne önü ne dibi bilinen,
Sıradan faniler gibi geçer, boşa gider geride kalan. (kaaalan)
Geçerken bırak, kalıcı bir eser yarat,
Ağaç kabuğuna isim kazımakla yetinme sakın. (sakın sakın)
Kurumuş gövdeden yont, güzelliği ortaya çıkar,
İyilikle anıl, hatırlanmaktan çok daha hakikat.
Hayat bilinmez bir yolculuk, ne önü ne dibi bilinen,
Sıradan faniler gibi geçer, boşa gider geride kalan. (kaaalan, kalan)
Hoy hoy hoy oy oyyyy
Anlam katmazsan, çabalamazsan bu yolda,
Saçma gelir her şey, düzen kaybolur onda.
Sele kapılmış tahta gibi, bata çıka yüzer,
Kargaşadan doğar, kargaşada biter. (biter, biteeeer)
Hoy hoy hoy oy oyyyy
Biter, kargaşadan doğar kargaşaya...
Biter, biter, biter
Dinlemek ve izlemek isterseniz aşağıdaki video linkine tıklayabilirsiniz.
Sözleri ile oldukça fazla uğraştım ama istediğime yakın bir şeyler karalamayı başardım sanırım.
Hayatın uzun bir yol olduğunu ilk söyleyen ben değilim ama benim söyleyişim de böyle.
Neden Reggae yaptın diyenler olabilir. Heavy Metal de yaptım ama ben bu türü biraz daha çok seviyorum. Türkçe sözlü olanı da böyle olsun istedim.
Sözleri müzik ile buluşturan Suno yapay zekası ama emin olun en güzelini yapmak için çok çabalamak ayarları ile oynamak gerekiyor. Görüntülerin bir kısmı Klingai.com sitesi sayesinde oluşturuldu. Bir kısmı ise stok video (CapCut ile yaptım) Tüm bu platformların bedellerini ödeyerek kullanıyorum. Dolayısıyla içeriklerin telif hakları da bana ait.
Heavy Metal olan versiyon için de bir video yaptım. Onu da dinlemek ve izlemek isterseniz aşağıdaki Youtube linkinden ulaşabilirsiniz.
Bu ikinci şarkının adı ise From Chaos Born onun da sözlerini yazayım:
From Chaos Born
The path you tread begins within your mind, its end foretold,
A fate unique to you, none else its end shall ever hold.
Hey! Path you known hey yeah...
Life’s a journey, its start and end remain unknown,
Live plainly, and a hollow life fades, lost and overthrown.
ooo yeah the journey or rolling of boring life
If you don’t weave meaning into this long quest,
Or seek its truth with heart in every breath’s behest,
All seems absurd, a tangled order, never clear,
Like driftwood tossed in floods, you sink and rise in fear.
From chaos born, in chaos each breath finds its end, severe.
Life’s a journey, its start and end remain unknown,
Live plainly, and a hollow life fades, lost and overthrown.
ooo yeah the journey or rolling of boring life
As you grow, your world ascends, it gleams with light,
Your mind, enriched with wisdom, sparks that shine so bright.
Your energy expands, it breaks the dark in fleeting time,
Defying entropy, knowledge glows with strength sublime.
Life’s a journey, its start and end remain unknown,
Live plainly, and a hollow life fades, lost and overthrown.
ooo yeah the journey or rolling of boring life
As you pass through this world, leave a lasting trace,
Not a name carved on bark, but good that time won’t erase.
From withered wood, carve beauty hidden deep within,
Be known for kindness, more than memory’s fleeting grin.
Life’s a journey, its start and end remain unknown,
Live plainly, and a hollow life fades, lost and overthrown.
ooo yeah the journey or rolling of boring life
If you don’t weave meaning into this long quest,
Or seek its truth with heart in every breath’s behest,
All seems absurd, a tangled order, never clear,
Like driftwood tossed in floods, you sink and rise in fear.
From chaos born, in chaos each breath finds its end, severe.
Life’s a journey, its start and end remain unknown,
Live plainly, and a hollow life fades, lost and overthrown.
ooo yeah the journey or rolling of boring life
life, life, life
İşte böyle. Düşünüyorum da şu teknoloji 70'li 80'li yıllarda elimde olsaymış ne Boney M ne de Milli Vanilli kalırmış geçmediğim (Neden böyle dediğimi anlayan anlar anlamayanlar geçen sene vefat eden Alman müzik yapımcısı ve söz yazarı Frank Farian'ın hayatını araştırabilir ya da aşağıdaki dipnota göz atabilir(*). Bu arada o dönemde ilk müzik sentezleyiciler müthiş verimlilik sağlamıştı. Özellikle 80'ler hem pop hem de rock müzik piyasasının en hareketli dönemleriydi. Şimdi az da olsa eğitilmiş dinleyici kulağımla o dönemlerde elektronik müziğin ne müthiş bir etki sağladığını daha iyi anlıyorum.
Yaşadığımız ise çok acayip bir dönem. Şarkı yapmak için biraz bilgisayar biraz da İnternet okur yazarlığı yetiyor. Ben en azından kendi yazdığım sözler ile biraz daha farklı bir şeyler yapmaya çalışıyorum. Zorla eşe dosta dinlettim mi de benden iyisi yok :)))
(*) Frank Farian, müzik dünyasında şaibelerin merkezinde yer almasının temel nedeni, özellikle Milli Vanilli grubuyla ilgili ortaya çıkan lip-sync skandalıdır. Farian, bu grupta yer alan Rob Pilatus ve Fabrice Morvan'ı sadece yüz olarak kullanarak, gerçek vokalleri stüdyoda başka müzisyenlerin seslendirdiğini itiraf etmiştir. 1990'da bu durum kamuoyuna açıklanınca, Milli Vanilli'nin 1989'da kazandığı "En İyi Yeni Sanatçı" Grammy Ödülü geri alınmış ve ABD'de çok sayıda tüketici dolandırıcılığı davası açılmıştır. Bu olay, sanatçıların sahte performanslarla başarı elde ettiği algısını yaratarak güven sorunlarına yol açmıştı.
Ayrıca, Farian'ın Boney M. gibi gruplarda da benzer bir yaklaşım sergilediği, örneğin Bobby Farrell'in canlı performanslarda beceriksizce dudak oynattığı ancak şarkıları kendisinin seslendirmediği durumlar da tartışma yaratmıştır. Bu yöntemler, müzik endüstrisinde etik tartışmaları ve yapay başarıların nasıl pazarlandığı konusundaki şüpheleri artırmıştır. Farian'ın ticari başarı odaklı bu stratejileri, onun dehası kadar tartışmalı bir figür olmasına neden olmuştur.
14 Mart 2025 Cuma
VITRIOL
VITRIOL: Visita Interiora Terræ Rectificando Invenies Occultum Lapidem
Dünyanın derinliklerini (içini) ziyaret et, damıtırken (arıtırken) gizli taşı (felsefe taşı’nı) bulacaksın.
Biraz simyacılardan biraz da benzeri ezoterik öğretilerden kalan bir sembolik sözdür. Ne söylediğinden çok derin manası kafaları çalıştırmak için altında pek çok şey gizler.
5 Şubat 2025 Çarşamba
Hakikatin Peşinde
Şiir yazıp, yapay zeka ile beste yapmayı sevdim. Yazdıklarım iyi oluyor mu bilmiyorum ama kendimce bir tür cahil cesareti ile sürdürüyorum. Bu arada yapay zeka kavramı doğru gelmiyor bana. Zeka bence organik bir olgu. Zamanla değişebilir diye düşünüyorum. Zira düğmesine basınca kapanan bir alet bu. Evdeki televizyondan, tost makinesinden farklı değil. Peki bu farkı ne yaratabilir?
2 Kasım 2024 Cumartesi
Hafıza ve Kimlik: İnsanı İnsan Yapan Nedir?
İnsan nedir? Nasıl olmuş da farkındalık kazanmış? Peki bu farkındalık ne kadar değerli? Hafızamız olmadan bir değerimiz var mı?
Henüz genetik bilimindeki tüm gelişmelere rağmen tam olarak insan neden kendinin farkında? Neden nereden geldim, nereye gidiyorum gibi hayatın anlamına ilişkin sorular soruyor? Böyle sorulara tatmin edici cevap veremiyoruz. Kafamızın içindeki nöron ağı nasıl olup da hem hafıza hem de işlemci olarak çalışabiliyor? Ya da nasıl oluyor da organlarımızın fonksiyonlarını tam olarak anlamakta zorlanıyoruz?
27 Ekim 2024 Pazar
Zamanın Sonu: Ölüm ve Varoluş
Genellikle ölüm korkusu ya da endişesi ile yaşarız. Büyük olasılıkla bu, yaşadığımız sürece, bir gün geldiğinde öleceğimizi bilmemizden kaynaklanıyor.
Kimilerine göre, ölmemizin nedeni doğmamızdır. "Doğduğumuz anda ölmeye başlarız" düşüncesi, felsefede uzun bir geçmişe sahip olan ve hala güncelliğini koruyan bir konudur. Bu düşünce, insanın varoluşunu, zamanı, yaşamın anlamını ve ölüme karşı tutumunu anlamamıza yardımcı olabilir. İnsan doğuma ve ölüme karşı bir seçeneğe sahip olmasa da kısa sayılabilecek bir yaşama ve pek çok seçeneğe sahiptir. Bu yaşamı hiç bir şey yapmadan da tamamlayabilir. Dünyayı değiştirecek ve etkisini nesiller boyu bırakabilecek bir hayatı dolu dolu da yaşayabilir.
16 Ağustos 2024 Cuma
Acıya Son Mu, Hayata İhanet Mi? Ötanazi Üzerine Düşünceler
Ötanazi nedir?
Ötanazi, dayanılmaz acı ve çile çeken bir kişinin, kendi isteği veya yakınlarının talebi üzerine, acı çekmesini önlemek amacıyla yaşamına son verilmesi anlamına gelir. Başka bir deyişle, bir kişinin yaşamı, tıbbi yöntemlerle kasıtlı olarak sonlandırılır.
Ötanazi insan için bir haktır. Ancak pek çok ülkede olduğu gibi ülkemizde de yasal olarak bir kişi ötanazi ile yaşamına son veremez.
30 Temmuz 2024 Salı
Sonsuz Gençlik: Bir Kâbus mu, Bir Cennet mi?
Ölüm, bir organizmayı ayakta tutan tüm biyolojik işlevlerin geri döndürülemez bir şekilde sona ermesidir. Oldukça yalın bu tanımı biraz daha detaylandıralım: Vücudun temel fonksiyonları olan merkezi sinir sistemi, dolaşım sistemi ve solunum sisteminin geri dönüşümsüz olarak kaybıdır. Ölümden bir süre sonra tüm doku ve hücreler kademeli olarak canlılıklarını yitirir. Beyin sapı dahil olmak üzere beynin işlevi geri döndürülemez bir şekilde son bulur. Kan dolaşımı durunca hücreler için gereken oksijen, besin dağıtımı durduğundan hücreler enerji üretemez, hücrelerin içerisinde ortaya çıkan atıkları uzaklaştıramaz. Daha da önemlisi bakterilerin çoğalmasını kontrol altında tutan savunma sistemi de kapandığından vücut savunmasız kalır.
27 Şubat 2024 Salı
Gerçek ve Hakikat
Hakikat kırılgandır ve kişiden kişiye değişir gerçekse nispeten daha sağlam bir kavramdır. Örneğin kapalıyken televizyonun kumandasının açma düğmesine basarsanız açılır. Bu bir gerçektir. Tabii kumandanın pili yoksa açılmaz ya da televizyon bozuksa açılmaz. Dolayısıyla gerçek de duruma göre farklı olabilir. Ancak gerçek kavramı söz konusu olduğunda somut ya da objektif bazı oluşlardan söz ediyor olduğumuz açıktır.
27 Ocak 2024 Cumartesi
Entropi Nedir?
- Entropi nedir?
- Neden entropi var?
- Entropinin nedeni evrenin Big Bang ile genişlemiş olması mıdır?
- Entropi yüzünden zamanla tüm madde en küçük bileşenlerine kadar ayrılacak mıdır?
- En önemlisi: İyi kebapçılar zamanla kalitelerini entropi yüzünden mi bozar?
11 Ocak 2024 Perşembe
Sezgi
8 Ocak 2024 Pazartesi
Ütopya ve Distopya
1 Ocak 2024 Pazartesi
Eklektik Felsefe
31 Aralık 2023 Pazar
Yepyeni Biri Olmak İçin 365 Gün Yeter
28 Aralık 2023 Perşembe
Paradigma Kayması
21 Aralık 2023 Perşembe
Dualite ve Diyalektik Kavramları
Dualite Nedir?
Dualite, Türkçede “ikilik”, “ikilem”, “ikileme”, “ikili denge” gibi çeşitli biçimlerde kullanılan ve doğadaki, evrendeki karşıtlık ve birbirini tamamlayıcılık ilkesini ifade eden genel bir terimdir. Dualite kavramı felsefede, matematikte, fizikte ve diğer bilim dallarında farklı anlamlar taşır. Felsefede dualizm, varlığın iki temel unsurdan oluştuğunu savunan akımdır. Dualite, bir şeyin iki zıt yönü veya iki karşıt unsurun bir arada bulunması anlamına gelir.
18 Aralık 2023 Pazartesi
Rıza Tevfik Bölükbaşı
Rıza Tevfik Bölükbaşı ismini ilk defa İstanbul'da oyuncu Zeki Alasya'nın verdiği bir konferansta duydum. Yirmi yıl kadar önceydi. Oyuncu olarak tanıdığımız birinden böyle bir hazırlık izlemek pek keyifli olmuştu. Zeki Alasya, konferansında Rıza Tevfik hakkında anlatmaya çalışacağım bazı detaylara değinmiş, iyisiyle kötüsüyle bir insan olarak ele aldığı bu adamın hayatını dinleyenlere aktarmıştı.
3 Eylül 2023 Pazar
Mağara Alegorisi ve Kavanozdaki Beyin
Platon'un Mağara Alegorisi
Bir grup insan, doğumlarından itibaren bir mağaranın içinde zincirlerle bağlanmış olarak yaşamaktadır. Bu insanların yüzleri mağaranın duvarına dönüktür ve duvara yansıyan gölgeler onların görüp algılayabildikleri tek gerçektir. Mağaranın girişinde ise bir ateş yakılmıştır ve bu ateş, arkadan geçen nesnelerin gölgelerini duvara yansıtmaktadır. Mahkumlara göre dünya, görüp yorumladıkları ve bu nesnelerin ne olduğunu anlamaya çalıştıkları duvardaki gölgelerden ibarettir. Güvenli ve verileni kabul eden bu yaklaşım mahkumların hayatını kolaylaştırmaktadır.
27 Aralık 2021 Pazartesi
Seçimler ve İnsanlık
Yaptığımız seçimler geleceğimizi önemli ölçüde etkileyebilir. Bu konuda insanların özgür iradesine güvenmek ise beklenmedik sonuçlar doğurabilir. Zira eğitilmemiş bir irade kolayca etkilenebilir. Basit sebep sonuç ilişkilerini kuramayan insanlar olabilir. Örneğin, buz ince ise gölün üzerinde yürümek tehlikelidir. Ancak buzun kalınlığı kolayca göz ardı edilebilecek bir konudur. Kazalar hep böyle göz ardı etmeler yüzünden gerçekleşir. Beyin algıladığı ve çevresinde gerçekleşen her şeyi dikkate alabilecek işlem gücüne sahip değildir. Bu nedenle pek çok şeyi göz ardı edebilir. Bazan dikkatimizden kaçan, yola atlayan bir küçük çocuk ya da yaklaşan bir tren olabilir. Bu kabul edilmesi gereken ve yapılan işin niteliğine göre her zaman uyanık olmayı gerektiren bir durumdur. Kimi zaman önemsiz kimi zaman da hayati sonuçların ortaya çıkması yapısal bir problemimizdir. Sadece insanlarda değil hayvanlarda da durum aynıdır. Çok susadığı için timsah dolu bir su birikintisine yaklaşan hayvan gibi. Yakalanma ihtimali kolayca göz ardı edilebilir.
Adalet ve hukuk gibi kavramlar doğamızda yoktur. Doğamızda ağırlıklı olarak, hayatta kalmak ve neslimizi sürdürmek vardır. Küçük insan topluluklarında bu çok önemli değildir. Birlikte hayatta kalmak ve üremek kolaydır. Güçlü iseniz gruptaki gıcık kaptığınız ferdi punduna getirip öldürürsünüz. Kimse sizi yargılayıp cezalandıramaz. Sıradaki şanssız olmayı kim ister ki? İnsan toplulukları büyüse de temeldeki bu yapısal durum değişmez. Yani kimse adalet ve eşitlik istemez. Böyle olunca bu toplumsal düzen sürdürülemez gibi gelir. Oysa öyle değildir. Nesiller boyu adaletsiz bir sistem sürebilir. Ancak yine bu düzenin yöneten açısından sürdürülebilir olması için bir adalet ihtiyacı doğar. Yönetici kendisine dokunulmasın diye bir iyi, kötü bir adalet düzenini kurar. Dikkat ederseniz tepedeki kendi üstünlüğünün devam edebilmesi için bir düzen kurmuştur. Adalet ve hukuk böylece kötünün iyisi olarak sisteme entegre olur. Genellikle inanç sistemi de buna gereken desteği verir. Bir de bakarsınız ki, inanç sistemi "öldürme, çalma, sabret, itaat et" gibi emirler ile hayatınıza girmiş. Şaşırtıcı olmayarak yöneten de sırtını inanç sistemine dayayabilir. Hatta inanç sistemin bir parçası olur. Firavunların yaşayan tanrılar haline gelmesi gibi. Hukuk, adalet ve inanç olmasa yöneten sınıfı yok etmek ve yerini almak son derece kolay olur. Firavun Akhenaton ya da IV. Amenhotep inanç sisteminde devrimci bir değişiklik yapmış ancak ölümü sonrasında oğlu Tutankhamun eski inanç sistemine geri dönmüştür. Hikayesi oldukça ilginçtir. Çok tanrılı din yerine tek tanrılı bir dinin daha iyi olacağını düşünmüştür. Belki de tek tanrılı dinlerin yayılmasına neden olmuştur (Museviliğin doğuşu bu tek tanrılı inanca bağlanır). Firavun Akhenaton mevcut dinsel yapının, kendisi öldükten sonra onu tarihten silmeye çalışarak izlerini yok edecek bir güce dönüşeceğini öngörememiştir.
Daha kötü bir yönetsel kaza da yakın tarihte Çar ve ailesinin başına gelmiştir.
Bir toplumun başarısı yetkin insanların öncülük yapmasından kaynaklanır. Yetkin olmayan insanlar sistemde görev alacak olursa, sistem kolayca garipleşip kötüleşebilir. Devletteki devam böyledir. Yönetenlerden bağımsız olarak iyi çalışan bir sistem mükemmel olmasa da zamanla düzeltilebilir. Ancak kötü çalışan bir sistemin de sürdürülebilir olması mümkündür. İyi bir şekilde yaşamak biraz da insanlara bağlı olduğundan bu amaca kimi toplumlar ulaşır, kimileri ise ulaşamaz. En azından bulunduğumuz tarihte durum bu. Geleceğin neler getireceğini ise yapısal olarak mağara insanı beynine sahip nesillerimiz yaşayıp, görecekler.
17 Haziran 2021 Perşembe
İnanç ve Kabullenme
İnsan zihni oldukça ilginçtir. Beyin içinde esir olduğu kapalı ortamda duyu organlarından gelen verileri işler ve kendi gerçekliğini yaratır. Bu gerçeklik hepimize aynı şekilde mi görünür?
Örneğin hepimiz kahvenin kokusunu biliriz. Burnumuz içerisindeki hücreler koku moleküllerini alarak bunlara ilişkin veriyi beyne iletir. Kahvenin o keskin ve güçlü kokusunu tanırız. Beynimiz kahve koktuğuna ilişkin algıyı oluşturur. Ancak herkes aynı kokuyu aynı şekilde mi algılıyor? Bir kişi belki de kahve kokusunu sülfür dioksit olarak algılıyor ve bunu harika bir kahve kokusu olarak kendi gerçekliğine yansıtıyor. Bir başkası ise yanık şeker kokusu olarak algılıyor ve kendi gerçekliğine yine harika kahve kokusu olarak yansıtıyor, olabilir. Hepimiz gerçekte ne algılıyor olsak da genel bilgilerin etkisi ile tamamen farklı kokular algılıyor olsak da kendi gerçekliğimizde oluşturduğumuz aynı koku mudur?
Bunun böyle olduğuna dair hiç bir deney olmayabilir benimki tamamen bir varsayım. Belki de hepimiz gerçekliği birebir aynı algılıyoruz.
Benzer genetik yapılara sahip olduğumuzdan hepimizin koku alırken benzer şekilde algıladığımız ve kendi gerçekliğimize oturttuğumuz düşüncesi akla daha yatkın. Yine de ilginç bir inceleme alanı.
Sözün özü, kapalı kutudaki beynimizin nasıl işleyip de dünyayı anladığını tam olarak bilemiyoruz. Yine de kavramları ele alabiliyoruz. Bilim ile gerçekleri ortaya çıkartmaya çalışıyoruz. Bu güzel. Gelelim konumuza.
İki Kardeş Kavram: İnanç ve Kabullenme
İnanç, gerçekte kesin olan bir şeyin kanıtlanması için somut olgular olsun veya olmasın bir kişinin zihninde oluşan duruma verilen isimdir (1). İnanç hayatı kolaylaştırır. Belki de bu nedenle tüm canlılar inaç (dini kastetmiyorum) sahibi olabilirler.
Gerçek bir öyküyü hatırlayalım
1924 yılında Tokyo Üniversitesi Ziraat Fakültesi'nde görev yapan Prof. Dr. Hidesaburo Ueno, küçük bir köpek yavrusu buldu. Profesör Ueno, köpeğe Japonca'da "sekizinci" anlamına gelen Haçiko adını koydu(2). Haçiko dostu profesörün hep yanında olmak istiyordu. Ancak Profesör onu işyerine götürmüyordu. Köpek dostunu tren istasyonunun kapısının önünde bekler geldiğinde de birlikte eve dönerlerdi. Ne yazık ki Profesör bir akşam işten dönemedi. Şansız bir şekilde hayatını kaybetmişti. Haçiko bu durumu kabullenmedi. Hayatının sonuna kadar dostunu akşamları dönüş saatinde karşılamak için istasyonun kapısında bekledi.
İşte gerçek hayattan alınma bu öyküdeki sevimli dostumuz, arkadaşı Profesörün akşam işten geliş saatinde trenden inip geleceğine inanmıştı. Bunu benzer genetik yapıya sahip hayvanların da bizler gibi duygulara sahip olabileceklerini ve inanç kavramının ne kadar kuvvetli olabileceğini gösterebilmek için anlattım. Çevresindeki hayvanlar ile iletişim içerisinde olan ya da evinde bir evcil hayvan besleyenler onların da insanlar gibi duygulara sahip olduklarını daha kolay anlayabilirler.
Kabullenmek ise bir olguyu ya da düşünceyi kavramak ve benimsemektir. Popüler terimle içselleştirmektir. İçerisinde farkındalık vardır.
İnanç bir kavramın gerçek olsun ya da olmasın var olduğunu kabullenmektir. İşin ilginç yanı inanmadan da kabullenmek mümkündür. Yani bir dini inanca sahip olmasanız da, bir inancı kabullenebilirsiniz. Yani o inançla ilgili çok yüzeysel bilginiz olsa da onu kabullenebilirsiniz. Kabullenme bilgisizlik ile bir arada olduğunda biraz da cahillik ile birleşirse bilmediğiniz bir konuda düşünceler üretmek işten değildir.
Bir dine inanmayıp, zorunda kalarak ya da çıkar için kabullenmek mümkündür. İşte eğer kötü niyetlilerse bu kabullenmişler dini kendi amaçları için her şekilde kullanıp değiştirebilirler.
Platon Devlet isimli eserinin beşinci kitabında, bilginin inancın bir çeşidi olmadığını söyler. Ona göre bilginin gücü inancınkinden çok farklıdır (3).
Bilgi, geleceğimizi aydınlatsın!
Kaynaklar:
1) İnanç, https://www.wikiwand.com/tr/%C4%B0nan%C3%A7
2) Haçiko, https://www.wikiwand.com/tr/Hachik%C5%8D
3) Platon’da ‘Doğru İnanç ve Tekilleşme (Individuation)’ Olarak Bilgi, Theodore SCALTSAS https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/629303
Masadaki Arkadaşlarım Aslında Kavanozda Yaşayan Birer Beyin Mi?
Bu aralar "Kavanozdaki Beyin" benzetmesi aklıma çok geliyor. Hepimiz aslında dünyadan olabildiğince yalıtılmış birer beyiniz. Bir ...
-
Merhaba. Gurme bir arkadaşım var. Yaklaşık 4-5 senedir kendi tüketimi için şarap yapıyor. İlk yaptığı şarap, pek kolay içilemez olsa da, s...
-
Çocuklar ödev yaparken çizgisiz kağıdın altına koyup, üzerinde düzgün yazı yazabilmeleri için defalarca çizgili kağıt yapıp yazıcıdan bas...
-
Model uçak için gerekli malzemeler: Maket Bıçağı Makas Yapıştırıcı Kendinden yapışan bant Kırtasiyede bastırılmış pdf çıktısı ...
-
Forum belli grupların birbirleri ile görüş alışverişi yapabilimelerini sağlayan bir ortam. Popüler forumların etkisiyle ortalıkta pıtrak gib...
-
Çinliler inanılmaz bir hızla kopya telefonlar üretiyorlar. Örneğin iPhone bunlardan biri. Gerçeği ülkemizde 1200 YTL civarına satılan iPhon...

-Cover.jpg)

(1)-Cover.jpg)

-Cover.jpg)













