Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Yaşamın Anlamı Var Mı?

Photo by  Magda Ehlers  from  Pexels Varlığımızın farkına olmamızla birlikte, aklımıza "Neden?" sorusu takılır. Neden varız? Bu soruya kendimiz cevap arayabiliriz. Belki de hazır cevaplar arasından birini benimseyebiliriz. Ya da hiç bir cevabın doğru olmadığını kabul edebiliriz. Kolay cevaplardan birisi; yüce bir varlığın her şeyin nedeni olduğudur. Yüce bir varlık tarafından her şeyin ortaya çıkarılması bir kabuldür. Bunun ile ilgili akıl yürütülmüş, öne sürülen dolaylı kanıtlara dayanılarak yüce bir varlığın olması gerektiği kabul edilmiştir. Bireysel olarak yüce bir varlık ile sürekli bağlantıda olmak söz konusu değildir. Tarih boyunca bunu yapabilmiş olduğunu kabul ettiğimiz bazı insanların da varlığını kabulleniriz. Her şeyin nedeni bizim tam olarak ne olduğunu anlayamayacağımız bir yüce varlıktır diye kabulleniriz. Ancak böyle bir cevap ardından "Nasıl?" sorusu karşımıza çıkar. Nasıl, sorusunu da cevaplandırabiliriz. Ancak yine bunun somut ve herkes tarafından
En son yayınlar

Seçimler ve İnsanlık

Yaptığımız seçimler geleceğimizi önemli ölçüde etkileyebilir. Bu konuda insanların özgür iradesine güvenmek ise beklenmedik sonuçlar doğurabilir. Zira eğitilmemiş bir irade kolayca etkilenebilir. Basit sebep sonuç ilişkilerini kuramayan insanlar olabilir. Örneğin, buz ince ise gölün üzerinde yürümek tehlikelidir. Ancak buzun kalınlığı kolayca göz ardı edilebilecek bir konudur. Kazalar hep böyle göz ardı etmeler yüzünden gerçekleşir. Beyin algıladığı ve çevresinde gerçekleşen her şeyi dikkate alabilecek işlem gücüne sahip değildir. Bu nedenle pek çok şeyi  göz ardı edebilir. Bazan dikkatimizden kaçan, yola atlayan bir küçük çocuk ya da yaklaşan bir tren olabilir. Bu kabul edilmesi gereken ve yapılan işin niteliğine göre her zaman uyanık olmayı gerektiren bir durumdur. Kimi zaman önemsiz kimi zaman da hayati sonuçların ortaya çıkması yapısal bir problemimizdir. Sadece insanlarda değil hayvanlarda da durum aynıdır. Çok susadığı için timsah dolu bir su birikintisine yaklaşan hayvan gibi. Y

Nedensellik

Gazetelerin fal köşeleri vardır. Kimi okurlar, ilk olarak oraya bakar. O gün başına neler gelebilir? Günü iyi  mi, kötü mü geçecek diye anlamak için, günlük burç falı köşesini okumadan güne başlamazlar. Oysa gazetelerin yıldız falları genellikle işe yeni başlamış birileri tarafından tamamen işkembe-i kübradan atılarak yazılır. Yani, uydurmadır! Teknolojinin gelişmesiyle bu falları bir havuz içinden alıp, hazırlayan yazılım sistemleri de yapılmış olabilir. İşin özü, burç falı hiç bir gerçek nedene dayanmaksızın ve metotlarının gerçekliği tartışılır bir sistemdir. İnsanları 12 temel gruba ayırması, yani dünyada 7-8 milyar insanın 12 tipte olduğunu önermesi ile ilk duvara toslar. Gerçekleşme oranlarının istatistiği tutulmamıştır. Genelde yuvarlak ve her yöne çekilebilecek ifadeler içerir. Örneğin "bugün toplu para alabilirsiniz" gibi. Para gibi sürekli el değiştiren bir değişim aracı için ay başlarında yazılabilecek bir öngörüdür bu. Siz hiç piyangodan büyük ikramiye kazanmış bi

İnanç ve Kabullenme

İnsan zihni oldukça ilginçtir. Beyin içinde esir olduğu kapalı ortamda duyu organlarından gelen verileri işler ve kendi gerçekliğini yaratır. Bu gerçeklik hepimize aynı şekilde mi görünür? Örneğin hepimiz kahvenin kokusunu biliriz. Burnumuz içerisindeki hücreler koku moleküllerini alarak bunlara ilişkin veriyi beyne iletir. Kahvenin o keskin ve güçlü kokusunu tanırız. Beynimiz kahve koktuğuna ilişkin algıyı oluşturur. Ancak herkes aynı kokuyu aynı şekilde mi algılıyor? Bir kişi belki de kahve kokusunu sülfür dioksit olarak algılıyor ve bunu harika bir kahve kokusu olarak kendi gerçekliğine yansıtıyor. Bir başkası ise yanık şeker kokusu olarak algılıyor ve kendi gerçekliğine yine harika kahve kokusu olarak yansıtıyor, olabilir. Hepimiz gerçekte ne algılıyor olsak da genel bilgilerin etkisi ile tamamen farklı kokular algılıyor olsak da kendi gerçekliğimizde oluşturduğumuz aynı koku mudur?  Bunun böyle olduğuna dair hiç bir deney olmayabilir benimki tamamen bir varsayım. Belki de hepimiz

Öğrenmeyi Öğrenmek

Türkiye'de kişisel gelişim üzerine yazmak, denizde kayıkla akıntıya karşı gitmeye çalışırken, boşa kürek çekmek gibidir. Zira, var olan bir şeyi geliştirebilirsin. Aynen temeli olmayan bir bina yapmanın tehlikeli olması gibi. Okullar ve aile eğitim sistemimizin temelini oluşturmaya çalışır. Üniversiteler de insanları hayata hazırlar. Eğitim sistemi iyi de, öğrenmeye yöneltme konusunda ciddi sıkıntısı var. Öğrenme önemlidir. Hayatta başarılı olmak ve toplumun gelişmesi için öğrenmemiz daha çok öğrenmemiz gerekir. Bilgiyi çoğaltan, onlardan yeni bilgiler üreten toplumlar, diğerlerine göre avantaj kazanır. Böyle toplumlar kolayca gelişir ve ilerler. İlerlemeyen toplumlar diğerlerinin iş ve beyin gücü olmaktan ileri gidemez. Demek ki, başka toplumlara göre daha ileri gitmek için öğrenmemiz gerekiyor. Neye İhtiyacımız Var? Bence, temel eksikliklerden biri Türkçe eğitiminin yapılış şekli. Eğer Türkçe öğrenemezsek kendimizi düzgün şekilde ifade edemeyiz. Kendimizi ifade edemezsek karşımız

Paypal İşe Yarardı. Neden Kapandı?

Neden Paypal Hakkında Yazıyorum? Bu konuda Simto Alev blogunda " Türkiye’deki PayPal Yasağı Bize Zarar Veriyor " başlığı altında çok detaylı bir yazı yazdı. Barış Ünver de " Başka kimler yazar ?" diye Twitter aracılıyla bir canlandırma yaptı.  Yazmayı istediğim bir konu olmasına rağmen hemen yazamadım. Yola çıkarken yanıma bilgisayarın güç kaynağını almayı unutmuşum. Yenisini alıp, kargodan gelmesini bekleyene kadar bir iki gün daha geçti. Ama sonunda güç kaynağı geldi ve ben de başına oturup yazdım. Dolayısıyla biraz geciktim. Ben olanı biteni anlatan ve Paypal'in ülkemizi hizmet alanından çıkartması ile sona eren süreci anlatmayacağım. Zira Simto Alev bunu harika bir şekilde yazmış. Ben kendi kişisel deneyimimi dile getireceğim. Paypal İle Tanışma 2010 Sonunda DealeXtreme  üzerinden alışveriş yapmaya başladığım zaman güvenli bir altyapı sunduğundan Paypal kullanmaya başladım. Alacağımı alıyordum ödeme kısmına gelince Paypal devreye giriyordu. Ödemeyi yaptığımd

Kapitalizm Dürtüsel Midir?

Soluk Alamıyorum! Ekonomi başlangıç derslerinde ihtiyaçların sınırsız, kaynakların ise sınırlı olduğu söylenir. İnsan hep daha fazlasını ister. Öyle ki yaşamını sürdürebileceğinden de fazlasına sahip olsa durmak bilmez. Hep daha çoğunu elde etmek için uğraşır. Bu durum mantık ile açıklaması zor bir davranış şeklidir. İnsan gereğinden fazlasını neden ister ki? Refah içerisinde yaşayan bireyin sınırlı olan yaşam zamanını daha çok keyif alabileceği şeyler yerine daha çok kazanmaya iten neden ne olabilir? İlkel şartlara alışmış beynimizin derinliklerinde işleyen bir sistem yeni bir şeyler elde ettikçe mutluluk hormonu salgılıyor olabilir mi? Belki de bu durum harcayamayacak kadar çok şeye sahip insanların daha çok kazanmak için uğraşıp durmalarını sağlayan dürtüsel bir sistemdir. Dilerseniz evlerimizde birlikte yaşadığımız sevimli minik canlılardan biri olan kedilerin davranışlarını gözlemleyelim. Kediler evin her yanındaki eşyalarına sürtünüp kokularını bırakarak işaretlerler. Bu diğer ke