Fm Verici

Yıllar önce elektronik konusuna merak sarıp bir iki elektronik devre yaptıktan sonra en çok monte edip çalıştırdığım devreler hep fm vericiler olmuştur., FM verici deyince, aklınıza öyle karışık, gelişmiş devreler getirmeyin. Basit, tek transistör ile çalışan alçak gönüllü amatörce devrelerdi benim uğraştıklarım. Vericiyi çatı antenine bağlayıp, mahalledeki arkadaşlarıma çalıştığı frekansı bildirip kaset teypden yaptığım yayını dinletmek bambaşka bir keyifti. Bir keresinde tek transistörlü bir devre ile Bahçelievler'den Kızılay'a ulaştığımı söylesem işin ne kadar keyifli olduğu konusunda sanırım ikna olursunuz. Tabi o yıllarda koca FM yayın bandı üzerinde toplam 4 yayın olduğunu hatırlatmak isterim.
Şimdiki elektronik meraklılarına bir yönden acıyorum. 88-108 FM radyo bandında boş yer yok ki deneme için yayın yapsınlar. Öyle tek transistörle birşey yapınca denemek için frekansını bile boş bir yere oturtmak zor olsa gerek. O yıllarda FM verici yapmak moda idi, ama öyle kolay kolay şema da bulamazdınız. Bir gün dergileri karıştırırken, bir TRAC dergisinde "stereo FM verici" devresi görünce gözlerim parlamıştı. Stereo verici, iki adet fm vericinin stereo ses katlarının bağlanışını andıran bir şekilde birleştirilmiş halinden başka bir şey değildi. Ayar için dergideki yazıda "fm radyo açılır, her iki vericinin çıkış frekansları FM stereo ledi yanana kadar ayarlanılır" gibi birşeyler yazıyordu. Kim bilir belki devreyi yapıp çalıştırmak için debelenen birileri bile olmuştur. Neyse ki az elektronik bilgim böyle bir şey olamayacağını anlayacak kadar yettiğinden boşa emek harcamamıştım. Şimdilerde bu gibi sorunlar kalmadı. Stereo kodlama yapmak eskiden bela bir problemken, şimdi cebe sığabilecek stereo vericiler her yerde hiç pahasına satılıyor.
Her konuda olduğu gibi, bu konuda da Çinliler yapılabilcek her şeyi yapıyorlar. İstediğiniz her türlü müzik kaynağını bağlayıp, stereo yayın yapıp, yakın bir radyodan dinleyebileceğiniz vericiler bunlardan. Daha önce de direkt olarak arabanın çakmağına takılan türlerinden bahsetmiştim. Bunlar da arabada isterseniz çakmağa takılıyor. Ayrıca iki adet pil ile istediğiniz yerde de yayın yapmanıza yarıyorlar. Deal Extreme sitesinde (Honk Kong'da faaliyet gösteren bir firma) 8-9 USD fiyatla satılıyorlar.
Hani gözü karartıp, arkasına bir çıkış katı taksanız yakın çevrenize oldukça kaliteli FM yayın yapabileceğiniz cihazlar haline bile gelebilirler.
Bu defa 5-7 sabit frekans üzerinden değil 88-108 Mhz aralığında ayarlayacağınız her frekanstan çalıştıklarından arabada ve büyük şehirlerde bile kullansanız öncüllerinden iyi sonuç alacağınız kesin. Evde bilgisayardan içerideki radyoya yayın yapacaksanız çok daha iyi sonuç almak işten değil. Deal Extreme sitesi gönderi için kargo ücreti almıyor. Ürünü posta ile yolluyor 12-17 gün arasında elinizde oluyor. Bir arkadaşım habire birşeyler alıp durduğundan geçenlerde ben de bir iki denemelik ürün ısmarladım, gelmesini bekliyorum. Elime geçerse bu yazının altına güncelleme olarak eklerim.
İşi büyütüp, adam gibi bir alet alıp, onunla deneme yaparım diyenlerinizi duyar gibi oluyorum (ama tabi ki iç seslerimi susturup yazıya devam ediyorum). AAREFF firması tam buna uygun kitler satıyor. Sisteme anten, 25 metre anten kablosu (konnektörleri üzerinde) ve 1 watt gücünde cihaz da dahil, fiyatı biraz tuzlu olsa da (352 GDP-İngiliz para birimi) dertsiz kullanmak mümkün. Tabi bunun için devamlı yayın izni falan alamazsınız. Denemek için bu kadar para verilir mi, o da size kalmış. Başka vericiler de bulunabilir belki. İnternet tam bir deniz böyle konularda. Söz konusu cihazın fotoğrafı da aşağıda. Dilerseniz üzerine tıklayıp ürün sitesine ulaşabilirsiniz. Unutmadan! Bu cihazı Çinliler yapmadığından ısmarlamadan önce frekansına karar verip firmaya bildirmeniz gerekiyor.
Kalın sağlıcakla.
Güncelleme: Deal Extreme sitesine ısmarladığım ürünler verdiğim adrese posta yolu ile geldi. Postanede içini açıp bakmışlar ancak ısmarladıklarım tam olarak elime geçti.

Yorumlar

  1. Yazını okuduğumda düne ait anlattıkların beni 1970-71 yıllarına sürükledi. Anıt Kabir'e bakan, şimdiki Başkent Hastanesi civarlarında yaşıtımız bir mahalle çocuğu ve bir iki arkadaşıyla kulaktan duyma fısıltılar üzerine görüşmeye gitmiştik. Yol üzerinde büyük bir şans eseri kendisine kendisini sorduğumuzda, biraz kaygıyla "benim" demişti. Yüzündeki endişeli ifadenin ne anlama geldiğin çok iyi bildiğimizden hemen durumu özetleyerek zararsız olduğumuzun kapısını tam açmıştık ki, söz o günkü yasalara göre suç olan telsiz yayınına gelince aynı ifadeler çöküvermişti suratına. Yerimiz, yurdumuz, ortak arkadaşlar, okul derken tüm niyetimizin Kızılay semtindeki Ataç Sokak'tan TED Kolej'lilere yapılacak müzik, muzip ve muzur yayın olduğunu ifade etiğimizde; muzurluğu unutmamıza, ama müzik ve muziplikle bu işin yapılabileceğini salık verdi. Zira dönem, Deniz'lerin, aslında Faik Türün Paşaların tarihi mekanlarda tarihin engizisyonunu elleri belinde korkusuzca icra ettikleri yıllardı. Gözaltına alınanlar şimdiki gibi hastaneye kaldırılmak yerine her ne hikmetse Emniyet Sarayı'nın hep 5. katından intihar ediyorlardı... düşündükleri için. Biz üstelik daha da ileriye gidip, düşündüklerimizi söyleyecektik. Ba..ba..ba..ba...
    Önümüzde iki yol koydu; 1.si saçak borusuna kamuflajlanmış bir antenle yapılacaktı. Dinleme servisinin dikatini çekmemek ya da kimliğimizi ele verecek ipuçlarına daha kolay erişilebileceğinden hiç konuşma olmayacak, çalınanlar TRT İl Radyosu repertuarından seçilecek, yayın süresi gece olursa 1 saati, gündüz mesai günlerinde 30 dakikayı aşmayacaktı. Zira yer saptama ekibi yayın kaynağını tespit etmeleri en az 1,5 saatte gerçekleşiyordu. Bu da üstüste günlerde yayın yapmama ya da yayınlar belirli bir program saatinde olmayacaktı. İkinci olasılık ise bir arabaya binilerek mobil yayın sağlanacaktı. Bu olasılık ise yaşımızın ehliyet sınırında olması, sınırı aşmış dahi olsa şimdiki gibi "bisikleti boş ver ben sana araba alayım" düşünce yapısı, malıyla övünmenin prim yapmadığından her istenen anda mobil yayın sisteminin altına araç sokamamak anlamını taşıyordu.
    Sonuç olarak; bir sabah iki arkadaş okulu asıp, yine başka bir mahallede oturan okul arkadaşlarının babasının arabasını gizlice yürütmesiyle yayın yaparlar. Diğer ikisi de yeni çıkan transistörlü el radyosunun Kısa Dalgasından "Hey millet dün gece bir yayına rastladım, muhteşem..." diyerek parazitler arasında 15 dakikalık yayından konuşulanları anlamadan dinlerler. Hatta bunun sınıfı işletmesi olduğu bile öğlen tatilinde anlatılır.
    Yıllar sonra, geniş taramalı Kısa Dalgası 3 ayrı kadrana bölünmüş bir el radyosu alıp, Rusya'dan yapılan yayınları balkona çıkarak, sesini kısarak dinlerdim. Ve o radyo yıllar geçmesine ve sonradan hiç kullanmamama rağmen soğuk savaşın bizlere neler yaptırdığının delili niyetine saklarım. Ya o Nazım'ın kendi sesinden kapıları sıkı sıkı kapatarak dinlediğimiz "Memleketim".
    Sevgilerimle...
    ahmet haluk başaklar

    YanıtlaSil

Yorum Gönder