SMS etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
SMS etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Kasım 2013 Salı

SMS Bedava mı?


Akıllı cihazlar yeni medya unsurları arasında görev değişimlerine neden oluyor. Sadece teknoloji hızlı gelişmiyor, aynı zamanda yeni yazılımlar sayesinde alışkanlıklarınız da değişiyor. Belki telefonla konuşmak, yazışmak gibi günlük alışkanlıklarımız sürecek ama küçük değişikliklerle.
Eğer dilerseniz buraya tıklayıp, bu yazıyı benim sesimden dinleyebilirsiniz.

Merhaba,

Geçen gün dışarıda ev için öteberi almış, bankaya doğru gidiyordum. Bir iş ile ilgili olarak, birlikte çalıştığım dostum bana mesaj ile bir telefon numarası yolladı. Akıllı telefonumda normalde sms ile bana ulaşan telefon numaralarını tek dokunuşta arayabilirim. Ancak gelen mesaj Viber isimli İnternet üzerinden bedava mesajlaşma ve telefon görüşmesi yapmaya yarayan bir uygulamadan yollanmıştı. Mesajın içindeki numarayı bir türlü kopyalayamadım. Tek elle kopyalamaya çalışırken de, viber üzerinden arayıverdim numarayı. Bu arada belirteyim, Viber karşı tarafta da yüklü olmalı ki konuşma ve mesajlaşma yapabilesiniz.

Sonuç itibariyle, karşıdaki kişi ile görüşmemiz telefon şebekesi ile hiç bir zaman yapamayacağınız netlikte adeta karşılıklı konuşuyormuş gibi açık ve pürüzsüz gerçekleşti. Görüşmeden sonra, neden telefonda bu kadar kötü kalitede ses transferi ile görüşürken, aynı telefondaki bir başka uygulama ile aynı şebeke üzerinden bu kadar temiz bir görüşme yaptık diye düşündüm.

Telefon şebekeleri iki farklı ağ kullanıyor. Bunlardan biri 2G diğeri 3G. Telefonunuz hangisini destekliyorsa onun üzerinden görüşüyor, sms gönderiyorsunuz. Ancak, ses son derece dar bir band üzerinden kalitesi düşük olarak karşı tarafa ulaşıyor. Tüm telefon cihazlarına standartlara uygun bir hizmet vermek adına benzeri kalitesiz ses iletiliyor.

Aslında ses, sms, internet tamamıyla sayısal veri olarak iletiliyor. Yani telefonla da konuşsanız İnternet üzerinden ses iletimi de yapsanız şebekede aynı meşguliyeti doğuruyorsunuz. Sadece İnternet ses uygulaması daha yeni ses kodlama teknolojisi kullandığı için, sesi çok daha net ve geniş bandlı iletiyor.

Sms deseniz, şebekeye son derece az bir yük getirmekle birlikte eğer bir paket sahibi değilseniz, size son derece pahalı gelebiliyor. Tanesi 40 kuruş olsa, 10 sms mesajı yollasanız, 4 liranız buhar oldu demektir. Yani yükte hafif, pahada ağır bir hizmet. Hala kullanılıyor olmasının tek sebebi ise paketlere eklenen 1000 - 2000 sms değil. Hala akıllı telefon kullanımı yeterli yaygınlıkta değil. Sizde, dünyanın en gelişmiş, utanmasa takla atacak kadar akıllı telefonu olsa da, karşı tarafta mütevazi, sadece telefon işlevli bir cihaz bulunuyorsa, onunla yazışmak istediğinizde tek seçenek sms yollamak.

Kaçınılmaz son ise yakın. Akıllı telefonlar artık makul fiyatlara geldiler. 300 liraya bile bir akıllı telefon almak mümkün. Evdeki kablosuz ağa tanıttınız mı, internet üzerinden sesli, görüntülü görüşme yapmak, mesaj alıp göndermek, birden bire, pahada hafif hale geliveriyor. Akıllı telefonu ile 10'larca mesaj servisinden birini kullanıp, yazışmak varken, hangi rasyonel kişi sms yollar ki? Aynı şey ses iletimi için de geçerli. Yeterli yaygınlığa ulaşırsa Amerika'daki arkadaşınızı neden telefon operatörü üzerinden arayasınız ki?

Şöyle bir gözden geçirelim, sms alternatiflerini. Elektronik posta, mesaj uygulamaları, sosyal ağların entegre mesaj uygulamaları, görüntülü sesli görüşme yapmanızı sağlayan Skype, Google hangouts gibi uygulamalar. Benzer pek çok uygulama var. Günden güne de yenileri çıkıyor.

Telefon operatörleri de bu önlenemez gidişin farkındalar. Biraz da bunun etkisi ile İnternet erişim fiyatlarını son derece yüksek tutuyorlar. Ancak aralarındaki rekabet, talep gören İnternet erişimi sayesinde zaman zaman bu kırmızı çizgiyi aşmalarına ve abone çekmek için fiyatlarda indirimlere gitmelerine neden oluyor.

Sözün özü, yeni medyanın unsurlarından kısa mesaj servisi yani sms bir gün bedava olabilir. Zaten telefon, mesajlaşma, İnternet toplu paket olarak alındığında binlerce sms'in önemsiz bir bedele düşmelerinin asıl nedeni de bu. Yıllar önce İnternet'ten, çeşitli sitelerden bedava sms gönderilebilirdi. Operatörler bu servislerin geliş yollarını birer birer tıkadılar ve sms üzerinden yıllarca güzel kazanç elde ettiler. Ancak bunun sonu çok yakın.

Bütün bunlara dayanarak, bir sonraki mesela 5G hizmetinin tamamen ip bazlı bir veri hizmeti olması muhtemeldir diyor ve sözlerime son veriyorum.

Sevgi, ışığınız olsun. İyi günler dilerim.

6 Haziran 2013 Perşembe

Akıllı Cihazlar ve Yeni Medya - 2


Merhaba,

Cep telefonu teknolojisi birden bire aldı başını gitti. Yıllarca kullanılan, suya düşmediği sürece bozulmayan efsane telefon modelleri gitti, yerine her sene en az 8-10 farklı modeller çıkartan üreticiler piyasayı
ele geçirdiler.

Hatta bir ara ülkemizde bile GSM telefon modelleri üretildi. Ancak ne yazık ki Aselsan tarafından üretilen telefonlar devam ettirilmeyince çok kısa bir sürede teknoloji trenini kaçırdık.

İlk zamanlarda telefonlara sadece basit resimler ve zil melodilerini yükleyebilen kullanıcılar, ellerindeki telefonu istedikleri araca çevirebilme özgürlüğü ile tanıştılar. Sanırım önlenemez yükseliş böyle başladı. Symbian işletim sistemi üreticiler tarafından pek çok cihaza uygulandı. Yüklenebilen uygulamalar ücretli, ücretsiz dağıtılmaya ve giderek daha çok böyle telefonlar tercih edilmeye başlandı. Bu cihazlar teknoloji kaynaklı pek çok sınırlamaya sahiptiler. Örneğin kablosuz ağ erişimleri Bluetooth teknolojisiyle sınırlıydı. Bu, eğer uzman değilseniz, İnternet kullanmak için her ay küçük bir serveti operatörünüze aktarmanız anlamına geliyordu. Yine de kolay kullanımıyla iyi bir telefon deneyimi mümkündü. Hatta İnternet ne kadar pahalı olsa da üzerlerindeki mesajlaşma yazılımları sayesinde örneğin yurt dışından konuşma ücretlerine oranla çok daha ucuza haberleşmek için kullandığımı bile hatırlıyorum.

Daha sonra Microsoft, mobil dokunmatik cihazlar için geliştirdiği işletim sistemi ile pazara girdi. İyi, güzeldi, yüklenebilen pek çok program ile adeta cepte bilgisayardı. Lakin, puldan az büyük dokunmatik ekranı sadece özel bir kalemle kullanılabilen bu cihazlar ile tek el ile telefon etmeye çalışmak tam bir işkenceydi. Telefon etme özürlü, ancak diğer yandan İnternet'e bağlanabilen, evde, işyerinde kablosuz ağa girip boş yere İnternet için ödeme yapmanızı önleyen bu cihazlar yine de tuttu. İnternet üzerinden (voip) ses görüşmesi yapan, çeşitli sohbet ağlarına bağlanıp, arkadaşlarınızla bu yolla haberleşmenizi sağlayan bu cihazlar kendilerinden öncekilere göre çok daha akıllıydı.

Microsoft'un mobil dünyadaki hakimiyeti Apple'ın iPod isimli müzik çalar cihazını geliştirip, içerisine de telefon ekleyene kadar sürdü. iPhone, kullanıcının neler yapabileceğini en iyi şekilde öngörerek geliştirdiği cihazıyla Microsoft'un mobil işletim sistemini bir süre sonra sadece navigasyon cihazlarında kullanılabilir hale getirdi.

iPhone, sezgisel olarak kullanıcının her istediğini yapabilmesi ve ek olarak müthiş miktarda yüklenebilecek uygulama destekli yapısıyla bir anda pazarı vurdu. Ancak yüksek iPhone edinme bedelleri nedeniyle kullanıcıları halen Symbian işletim sistemli cihazları kullanmaya devam ediyorlardı.

iPhone kendi ticari sistemi ile birlikte geldi. Kullanıcılar telefonlarında müzik dinlemek için tek tek şarkı satın alabiliyorlardı. Aynı şekilde hoşlarına giden, işe yarar, yaramaz uygulamalar da son derece makul bedellerle satılınca sistem yere daha sağlam bastı. Üstelik müzik ya da uygulama satın almak için çıkıp bir dükkana gitmeniz de gerekmiyordu. Telefonunuzdan ya da bilgisayarınızdan istediğiniz uygulamayı ya da şarkıyı alma lüksünüz vardı. Durum böyle olunca yenisi çıkacağı zaman iPhone satan yerlerin önünde bir gece önceden sıra olup, orada uyuyan Amerikan teknoloji meraklılarına hayretle bakakaldık.

Aynı dönemde İnternet'te Web 2.0 devrimi içerik üretimi özgürlüğünü kullanıcının kucağına bırakıvermişti. Yavaş, yavaş sosyal medya siteleri palazlanmaya, arkadaş bulma sitesi Facebook bile bu yolda ilerlemeye başladı aynı dönemde.

Bu sırada, özellikle mesajlaşma ve elektronik posta konusunda uzmanlaşmış tam tuş takımına sahip bir akıllı cihaz da yükselişe geçti. Blackberry Kanadalı RIM firmasının ürünüydü. Günün koşullarını iyi değerlendirerek, günümüze kadar ulaşan bir akıllı telefon serisi daha böylece ortaya çıkmış oldu. Ancak bir türlü tam dokunmatik ekranlı cihaz modellerinde başarılı olamadılar. Ayrıca, menülerinin karışıklığı ve uygulama sayısının rakipler ile boy ölçüşememesi 2012 itibariyle firmaya, ciddi bir pazar kaybı olarak döndü.

Günümüze yaklaştığımızda Google tarafından desteklenen Android işletim sistemli telefonların yükselişi ile pazarda büyük iki oyuncu ve üretici şirketlerin kaldığını izledik.

Artık iki önemli işletim sistemi ios ve Android birbiri ile rekabet halinde.

Günümüzde piyasada bulunan akıllı cihazlar tam ekran dokunmatik telefon ve tabletler. Apple ergonomi açısından iPhone ekran genişliğini pek büyütmek istemese de Android işletim sistemli büyükçe ekranlı telefonlar piyasada tutuluyor.

Hemen, tablet PC ve Telefonların en önemli eksiğini söyleyeyim. Eğer uzun yazılar yazacaksanız ekran klavyesi kesinlikle normal bir klavyenin yerini tutmadığından hala bir klavyeli bilgisayara ihtiyacınız var.
Sonradan takılan klavyelerin çok kullanışlı olmadığını da belirtmek isterim. Microsoft'un eski yöneticisi Bill Gates'in te geride kalan tek ümidi bu klavye meselesi de çözülebilirse kimse akıllı cihazların yükselişini önleyemez. Gerçek anlamda giyilebilir, hatta enjekte edilebilir akıllı cihazlar da hayatımıza girebilirler.

Giyilebilir cihazlar için günümüzde verilebilecek en iyi örnek Google tarafından üretilen Google Glass, bir nevi akıllı gözlük. Gözünüzün önüne küçük bir ekran görüntüsü düşürüyor. Film, fotoğraf çekmenize, gittiğiniz yeri haritada görmenize yarıyor. Cebinizdeki Android'li akıllı telefonla haberleşerek pek çok fonksiyonunu yerine getiriyor. Ancak hem çok çirkin görünüyor, hem de edinmek için 1500 Amerikan dolarını gözden çıkartmanız gerekiyor. Tutar mı bilmiyorum. Ama giyilebilir teknoloji için iyi bir örnek olduğu açık.

Akıllı cihazlar ve Yeni Medya serisi devam edecek.

İyi günler dilerim.


4 Haziran 2013 Salı

Akıllı Cihazlar ve Yeni Medya - 1


Merhaba,

Yolda, otobüste, parkta elindeki akıllı telefona pür dikkat kesilmiş birilerini günden güne daha sık görüyoruz. Genellikle çevrelerine kayıtsız gibi görünmelerine karşın, sanal çevreleri ile haberleşiyorlar büyük ihtimalle. Yeni medya uygulamalarından birini ustaca kullanıp, az önce okudukları önemli bir haberi dostlarıyla paylaşıyor da olabilirler. Peki buraya nereden geldik?

NMT diye bilinen ilk taşınabilir telefonlar buharlı ütü kazanı boyutunda ana üniteleri ve el üniteleri olan cihazları hatırlarsınız. Garip sembollerle dolu tuş takımları zor olsa da, bağlarından kurtulmuş özgürlük sağladılar. Onlarla karşılaştırıldığında GSM diye bilinen ilk cep telefonları gerçekten taşınabilirdi. GSM yayılınca eski telefonları araçlardan bile kısa sürede atıp kurtulmamızla NMT dönemi sonlandı.

İlk çıkan cep telefonları sadece konuşmaya yarıyordu. Aslında görüşme ücretleri çok yüksek olduğundan ona da fazla yaramıyorlardı. Bu yüzden sadece belirli bir kesim hakkını vererek kullanabildi ilk 10 yılda.

Titreşip bipleyerek son derece kısa bir mesajı tek satırlık ekranında gösteren çağrı cihazlarını şimdilerde kimse hatırlamıyor bile. Oysa çağrı cihazları iş dünyasında ne de büyük bir coşkuyla karşılanmıştı. Cep telefonları ise sayısal altyapılarının tasarımından gelen kendi kısa mesajlaşma sistemine sahipti.

Kısa mesaj hizmeti ile Yeni Medya'nın da ayak sesleri duyulmaya başladı. Artık konuşmadan, kısaca derdinizi karşı tarafa aktarmak için bir başka insana ihtiyaç yoktu. Yeni nesil bu kısa mesaj imkanını çok sevdi ve hala kullanıyor. SMS'in sosyalleşmek için gerçekten güzel, yükseltici bir etkisi olduğuna inanıyorum. Belki de akıllı telefonlara giden yolda en önemli ivmeyi yoğun SMS kullanımı sağlamıştır.

Akıllı Cihaz tanımı, aslında teknolojiyi yüceltme amacıyla ortaya konulmuş olmalı. İlk çıkan cihazların fiyatlarına bakılırsa, yüceltilenin daha çok fiyatlar olduğu bir yana, ilk telefonların oldukça iyi bir gelişme için aslında çok güzel yol gösteren kötü örnekler olduğunu düşünüyorum.

İlk çıkan akıllı telefonlardan önce, dokunmatik ekranlar taşınabilir bilgisayarlarda denenmiş ve başarısız olmuştu. Dokunmatik kullanım için ek bir kalem gerektirmeleri berbattı. Biraz da işlemci güçleri kısıtlaması yanında iyi uygulamalar ile desteklenmeyince ilk melez tablet bilgisayarlar da rafa kalkmıştı.

Cep telefonları yeterince küçülüp, doldurulabilir pil konusundaki sınırlama da çözülünce, üreticiler giderek telefon cihazlarına daha yeni ek özellikler katmaya başladılar. Radyo, Kamera ilk gelen ek özelliklerdi.

Burada bir parantez açıp, garip bir durumdan bahsetmek istiyorum.

Genellikle cep telefonları tasarım aşamasında, yaklaşık olarak 5 yıllık bir ekonomik ömür için tasarlanırlar. 2000 - 2010 yılları arasında üretilen telefonlarda gelişme günümüze göre son derece yavaştır. Bu yıllarda çıkan modeller kısmen hala kullanımdadır. Eğer telefonla konuşmak, bir iki fotoğraf çekmek, bir iki kısa mesaj ya da mms yollamak dışında bir beklentiniz yoksa, bu cihazları günümüzde de rahatça kullanabilirsiniz. Üstelik fazla yer de kaplamazlar ve neredeyse bir haftaya kadar uzayan pil ömürleri çoğu akıllı telefon kullanıcısının sadece hayallerini süsleyebilir.

Akıllı telefonların ekonomik ömrü yine 5 yıl gibi tasarlanmış olsa da, kullanım ömürleri genellikle, yeni ve az daha gelişmiş ardılı gelene kadardır.

Bu durumu açıklamaya çalışayım. Kullandığım taşınabilir bilgisayarın işlemcisi 2 çekirdekli. Ek olarak görüntü işleme için bir görüntü işlemcisi de var. Oldukça hızlı çalışıyor ve öyle son model olmasa da yaptığım pek çok iş için son derece yeterli.

Android işletim sistemli akıllı telefonum da iki çekirdekli bir işlemciye ve son derece hızlı 4 çekirdekli bir görüntü işlemcisine sahip. Yaklaşık iki yıl önce üretilmiş bir model telefonun hızı çok iyi ve güncel uygulamalar için de yeterli. Ardılı ise 4 çekirdekli bir işlemciye sahip, görüntü işlemcisi de yine 4 çekirdekli. Geçtiğimiz aylarda piyasaya sürülen Samsung Galaxy S4 ise tam 8 çekirdekli bir merkezi işlemciye ve 3 çekirdekli bir görüntü işlemcisine sahip. Çoğu taşınabilir bilgisayardan çok daha güçlü bir işlem kapasitesi demek bu. Ancak çok gerekli mi? Yine de ilk ay içerisinde dünyada 10 milyon adet satılması ilginç.

Aya gidip dönen Apollo 11'in uçuş bilgisayarı  2 Mhz hızında çalışan tek işlemci ve son derece sınırlı bellek kapasitesine sahipti. Böyle bir bilgisayar sayesinde astronotlar aya kadar gidip gelmelerini sağlayacak kritik yörünge hesaplarını yapabildiler.

Günümüzde çoğumuzun cebindeki en basit cep telefonu bile bundan daha hızlı. İşlevsellik açısından ise karşılaştırma bile yapmak zor. 2 Mhz'de çalışan bir işlemci ve ondan 1000 kat hızlı çalışan 8 çekirdekli, ek olarak da 3 çekirdekli görüntü işleme kapasitesi olan akıllı telefonla sadece birini arayıp konuşabiliyorsak, kendi kendimize "daha başka neler yapabilirim?" diye sorgulamanın zamanı gelmiştir öyle değil mi?

Akıllı telefonlar ve değiştirdikleri yaşam şeklimiz hakkında sohbete gelecek bölümde devam edeceğiz.

İyi günler dilerim.


Ey Eurovision Sen Kimsin?

Yapay zeka, hayatımızın birçok alanına girmeye devam ediyor. Ben de bir süredir blog yazılarımı YouTube'a aktarıyorum. Neyse ki, 10 yıl ...