Ana içeriğe atla

Ait olmak ve Aidat

Dün akşam üyesi bulunduğum sivil toplum kuruluşlarından en değer verdiklerimden biri olan Antrak'ın (Ankara Telsiz ve Radyo Amatörleri Derneği) genel kurulundaydım. 25 yıllık derneğimizin en zorlu ve birbirimizi anlamanın ve derdini anlatmanın en güç olduğu genel kurullardan birini yaşadık. Genel Kurulda yaşadıklarımızı anlatmanın yeri burası olmadığı için aklıma takılan bir konu üzerinde görüşlerimi yazmayı tercih ederek aidat aidiyet üzerinde durmak istiyorum. Genel kurulda aidat belirlemesine geldiğimizde aidat'ın aidiyet hissedebilmek anlamında bir anlamı olduğu için miktarının yeterli olması üzerinde duruldu. Bu beni düşünmeye ve ne olduğunu anlamak için araştırma yapmaya itti. Gerçekten Aidat nedir? Kelime kökeni itibariyle aidat ve aidiyet aynı arapça sözcükten geliyor. Peki bir dernek ile olan parasal ilişki, o derneğin bir üyesi gibi hissetmek için yeterli midir? Kimse kusura bakmasın ama ben bu düşünceyi aşırı materyalist buluyorum. Bir dernek ve onun üyeleri için hissedilen bağlılık ve adanmışlık gelip sonunda düzenli olarak ödenmesi gereken bir aidatla ilişkilendirilebilinir mi? Hele ki boş zamanlarımızı değerlendirmek için devam ederek başladığımız ancak yıllar boyu süren bir üyelik ilişkisi belli ki artık maddi bir boyutun ötesine geçmiştir. O halde aidiyet ile aidat arasındaki ilişkinin o kadar da önemi kalmamıştır. Aidiyet öyle birşeydir ki, bazı üyeler sizin arkanızdan küfür dahi etseler buna tolerans gösterebilirsiniz. Ancak toleransda da bir sınır olduğu unutulmamalıdır. Bunun üzerine hemen Mevlana'dan bir hikayeyi alıntı yapayım cuk oturur... Öğrencilerinden biri Mevlana'ya sormuş; "Efendim, bu 4 kapı meselesini ben pek anlayamıyorum. Bana anlayabileceğim bir lisanla anlatır mısınız?" "Bak, karşı medresede dersini çalışan dört kişi var ve hepsi rahlelerine eğilmiş. Sen git bunların hepsinin ensesine bir şamar at, sonra gel sana anlatayım." Öğrenci gitmiş, birincinin ensesine bir tokat patlatmış. Tokadı yiyen derhal ayağa kalkıp arkasını dönmüş ve daha kuvvetli bir tokatla Mevlana'nın öğrencisini yere yıkmış. Öğrenci dayağı yemiş, geri dönecek ama hocasına itaat var. Yaradana güvenip ikinciye de bir tokat vurmuş. O da derhal ayağa kalkıp elini kaldırmış. Tam tokadı vuracakken vazgeçip yerine oturmuş. Öğrenci devam etmiş, üçüncüye de bir tokat atmış. Üçüncü şöyle bir kafasını çevirip baktıktan sonra çalışmasına devam etmiş. Dördüncü, tokadı yemesine rağmen hiç oralı bile olmadan çalışmasına devam etmiş. Öğrenci Mevlana'ya dönmüş, olanları anlatmış. Mevlana; "İşte sana istediğin örnekler.... - Birinci, şeriat kapısını geçememiş biri idi. Şeriatta kısasa kısas olduğu için, tokadı yiyince kalktı, aynısını sana iade etti. - İkinci, tarikat kapısındadır. Tokadı yiyince o da kalktı, tam tokadı iade edecekti ki, tarikat öğretisinde verdiği söz aklına geldi. "Sana kötülük yapana bile iyilik yap". Onun için döndü, oturdu. - Üçüncü, marifet kapısına kadar gelmiştir. İyinin ve kötünün tek Yaradandan geldiğini bilir, inanır. Yaradan bu kötülüğe hangi iblisi alet etti diye merakından şöyle bir dönüp baktı. - Dördüncü, hakikat kapısını da geçmiştir. İyinin ve kötünün tek sahibi olduğunu ve aynı olduğunu bilir. Onun için dönüp bakmadı bile... İşte hikaye böyle... Uzun lafın kısası anlayanlar anlamayanların da anlayacak hale gelmesinden sorumlu olduklarından, ben de sarf edilen kötü lafların bir eğitim eksikliği sonucu olduğu ve bu eğitimi verememiş olanlardan biri olarak da kendimi gördüğüm için üzgünüm. Yol çok uzun da sonuna varmaya ömür yeter mi bilmem... Akıl ve vücut sağlığınızın sizi terk etmemesi dileğiyle.

Yorumlar

  1. STO'lerinin temel sorununa değinmişsiniz, tebrikler. Paradoksu paranoyak çizgilere taşıyanlara ve STO'lerin gönüllülük esasından uzaklaştıranlara iyi bir yanıt..

    YanıtlayınSil
  2. peki burçak bey
    iyiler de kötüler kadar cesur olmazsa dünya yaşanacak bir yer olmaktan çıkmaz mı??

    YanıtlayınSil
  3. Sevgili Onur, belki haklı olabilirsin. Bu iş biraz daha felsefi ve batıni kalıyor. Sana Ghandi'nin pasif direnişini hatırlatayım istiyorum...

    Ancak aynı zamanda bu düşüncen, yukarıdaki Mevlana'dan alınan öykü ve tasavvuf felsefesi ışığında birinci kapının önünde bulunduğunu da gösterir sanıyorum ne dersin? :)

    YanıtlayınSil

Yorum Gönderme

Bu blogdaki popüler yayınlar

Köpük Baloncuk Nasıl Yapılır?

Köpük baloncuk yaparken deterjan ve su kullanıyorsanız muhtemelen baloncuklarınız hemen patlıyordur. Dayanıklı baloncuklar için çözeltinizin içine şeker ekleyin. Böyle olmaz! İlla tarif ver diyorsanız: 1/2 ölçü sıvı bulaşık deterjanı 2 ölçü su 2 çay kaşığı şeker (yetmezse daha çok koyun!) Bulabilirseniz şeker yerine gliserin de kullanabilirsiniz. Kolonya ve bir miktar aseton da katabilirsiniz çözeltinize.

Evde En Basit Şekilde Şarap Nasıl Yapılır? (Resimli)

Merhaba. Gurme bir arkadaşım var. Yaklaşık 4-5 senedir kendi tüketimi için şarap yapıyor. İlk yaptığı şarap, pek kolay içilemez olsa da, son yıllarda gerçekten lezzetli şaraplar üretiyor. Kendisine bu işi nasıl becerdiğini sordum ve ben de evde kendi şarabımı yapmayı geçtiğimiz yıl becerdim. Doğrusunu isterseniz ilk deneme için oldukça başarılıydı. Gurme arkadaşım, "yemeğe bile koymam senin yaptığın şarabı ama ilk deneme için güzel olmuş" dedi. Ben de bu sene de şansımı yeniden denemeye karar verdim. Hemen belirteyim, çeşitli kaynaklarda evde nasıl şarap yapabileceğinizi anlatan yazılar bulabilirsiniz ama doğrusunu isterseniz o kadar çok ince detaya ve tekniğe giriyorlar ki, anlaması ve yapması zorlaşıyor. Biraz örnek vereyim. 1- Özel ölçüm cihazları, 2- Oluşan karbondioksiti atmak için özel düzenekler, 3- Özel depolama çözümleri, 4- Fermantasyon başlatıcılar, 5- Fermantasyon durdurucular, 6- Alkol seviyesi ölçerler, 7- Kükürt ekleme ile koruma yöntemleri, 8- Öz

Basit Şarap Hava Kilidi Yapımı (Resimli)

Eğer evde kendi şarabınızı yapıyorsanız fermantasyon sırasında çıkan gazları dışarı atıp içeri hava girmesini önlemek önemlidir. Bunun için hava kilitleri kullanılır. Aşağıdaki videoda piyasada 12 liraya bulabileceğiniz bir hava kilidini görüyorsunuz. En iyisi böyle bir şey tavsiye ederim. Evde şarap yapma işini biraz büyüttüğünüzde hava kilitleriniz yetmeyebilir. Böyle ya da benzeri bir durumda, evde en basit şekilde nasıl şarap hava kilidi yapabiliriz? İşte bunu aşağıda anlatacağım. Malzemelerin tamamını yakınınızdaki hırdavatçıdan alabilirsiniz. Malzemeler: 1- Saydam ince hortum (Her hava kilidi için 1 metre kadar) 2- Matkap ucu (Saydam borunun içine girebilecek kalınlıkta bu uygulamada 6 mm idi) 3- Kısa plastik kelepçe 4- Matkap 5- Şişe kapağı Uygulama gayet basit. Dikkatlice kapağı delin. Açılan delikten zorlaya zorlaya hortumu geçirin. Sıkışık olmalı ki kaçak yapmasın. Resimdeki gibi hortumu toparlayıp, plastik kelepçe ile ayrılmasını engelley