31 Temmuz 2013 Çarşamba

Felsefe Taşı


Simyacılar uzun yıllar altın yapmak için uğraşıp durmuşlardır. Uzun lafın kısası yıllarca boşa uğraşıp durmuşlar. Bilim adamları günümüzde altın elementinin oluşması için gereken enerjinin iki süper novanın çarpışması ile ortaya çıkabileceğini söylüyorlar.

29 Temmuz 2013 Pazartesi

Ekşi Sözlük Nedir?


Ülkemizden sosyal medya sitelerini anlatmaya devam ediyorum. Bu sefer belki de ülkemizdeki en eski ve bilinen ilk sosyal medya sitesinden söz etmek istiyorum.
Merhaba,

Ülkemizde sosyal medya sitelerinin en eskilerinden biri Ekşi Sözlüktür. 1999 yılında Sedat Kapanoğlu tarafından kurulmuştur. "Kutsal Bilgi Kaynağı" olarak anılardan silinmeyen muzip sloganı da hala aklımda.

Bundan yıllar önce sourtimes.org alanadının altında bir subdomain olarak yaşama gözlerini açtı Ekşi Sözlük. Adres çubuğundan yazıp ulaşması da zor olduğundan insanı uğraştırırdı ne yalan söyleyeyim. O zamanlar Google da böyle leb demeden siteyi önünüze getirecek kadar gelişmemiş olduğundan, inanmazsınız belki ama adres çubuğuna tam olarak http://sozluk.sourtimes.org girilerek ulaşılanbilen bir yerdi. Ben severdim, çünkü olur olmadık akla gelen her türlü kavramı aradığınızda o konuda bazı girişlere ulaşabiliyordunuz.

Yurt dışında benzer siteler var. Hemen hemen aynı tarihlerde kurulan h2g2.com ve everything2.com ve viki yani ansiklopedi sitelerini de benzerler arasına koymak mümkün.

Bilmediğiniz bir kavram hakkında kullanıcılar tarafından oluşturulmuş bir içerik okumak için keyifli bir kaynak oluyordu Ekşi Sözlük. Zamanla içerikleri giren kullanıcılar bu girişleri güncel ve taze konularla da genişletip aralarında bu konuyu değerlendirmeye başladıklarında son derece sosyal bir ortam ortaya çıkıverdi.

Yoğun gündemi takip ederken biraz nefes alıp aklınızı dağıtmak, yada bir kavramı (ansiklopedilerden değilde) kısa yoldan arayıp bulmak istediğinize girip bakmak için ilginç bir sitedir.

Site tasarımı son derece sade. Resim göndermek mümkün değil ancak bir resme ya da bir İnternet sitesine veya video'ya link vermek mümkün. Reklam alarak gelir elde edebiliyor. Ancak reklam verenlere ilişkin olumsuz girdilerin finansal endişeler ile silinmesi gibi nedenlerle bile kullanıcılar zaman zaman rahatsızlıklarını dile getirebiliyorlar.

Yazarlar yönünden ele alındığında, Ekşi Sözlük kendini ifade etme ve okurlarla içerik paylaşma açısından bağımlılık yapan bir sosyal medya sitesidir. Pek çok başka sosyal medya sitesine de içerik paylaşımı yoluyla katkı yaptığını söylemek yerinde olur.

Ekşi Sözlüğün bu kadar yıl ayakta kalması ve başarılı olması yüzünden pek çok benzer, adeta klon sözlük sitesi kurulmuştur. Bunlar içerisinde özellikle kendi argo konuşma protokolünü oluşturmuş olan İnci Sözlük en bilinenlerindendir.

Eğlencesine de olsa bir Sözlük oluşturmak amacıyla yola çıkıp, son derece iyi bir şekilde gündemi takip edebileceğiniz güçlü ve yaygın bir sosyal paylaşım sitesi haline gelmiş olan Ekşi Sözlük şüphesiz yurdumuzun en etkili ve bilinen, aynı zamanda da en eski sosyal medya sitesidir.

Burada genellikle rumuzlar ile yazıldığı için girişler daha bir özgürce bazen de provakatif olabiliyordu. Türkiye'de İnternet'in zapt-ı rapt altına alındığı tarihe kadar kah şaka, kah kahkaha ile gidişini sürdürdü site. Her ne kadar yazarlarını seçerken özenli olmaya dikkat edilse de sıkıntılı zamanlar yaşandı ister istemez. 2007 - 2011 döneminde yazarlarının kimlik bilgilerini ilgili makamlara iletmek zorunda kalmasına kadar giden sarsıcı gelişmeler yaşansa da site halen hayatına devam etmektedir.

Yazarlarının girdiği içerikler anında gözden geçirilemediği için zaman zaman büyük kargaşalar yaşanabilmektedir. Son günlerde böyle bir nedenden dolayı sıkıntılı bir dönem geçiren Ekşi Sözlük yönetimi kamuoyuna olabildiğince zamanında provokatif bir başlığı sildiğini anlatmaya çalışmakta ancak yine İnternet'in yapısı gereği ekran görüntüleri başka mecralarda paylaşılmaya devam ettiğinden kendini ifade etmekte ve derdini anlatmakta zorlanmaktadır.

Burada Ekşi Sözlük içeriği okunurken en dikkat edilmesi gereken konu, yazılanların hiç birine körü körüne inanılmaması gerektiği ve bu bakış açısıyla kullanıcılar tarafından oluşturulan içeriğin, kendi akıl süzgecinizden dikkatli olarak geçirilmesinin şart olduğudur. Bu yapılmadan, site içeriğine karşı toplumun çeşitli kesimlerinden yöneltilen tepkilerin ancak toplumsal toleransımızın eşiğinin daha yukarı çekilmesi ile azalabileceğini düşünüyorum. Ancak sanırım bunun için hala erken.

Sonuç itibariyle Türkiye'deki kanuni düzenlemeler nedeniyle herhangi bir İnternet sitesi devam ettirmek bile zorken binlerce kullanıcının içerik oluşturduğu bir sosyal medya sitesini ayakta tutmak oldukça güç. Oysa Facebook ve Twitter gibi ülkemizden milyonlarca kullanıcıya sahip yabancı sosyal medya sitelerinden kullanıcılar hakkında bilgi almaya çalışan resmi makamlarımızın olumsuz cevapla karşılaşması da yakınlarda hatırladıklarımız arasında.

Yazarı olmasanız da Ekşi Sözlüğe arada sırada girip, bir göz atmanızı tavsiye ederim.

İyi günler diliyorum.


26 Temmuz 2013 Cuma

Sosyal Medya'da Siz Kimsiniz?




Öyle bir servis olsa da, sizin bile sayısını unuttuğunuz yeni medya hesaplarınızı bir arada tutsa, arayanlar sizin sanal profilinize ulaşabilse, diye düşündünüz mü hiç?
Düşünmediyseniz, az sonra bahsedeceğim. Tüm sosyal medya hesaplarınıza tek yerden herkes ulaşabilecek.
 Merhaba,

Ülkemizde web 2.0 yani içeriği  kullanıcı tarafından oluşturulan bir web sitesi kurmak cesaret ister. Kullanıcılar tarafından oluşturulan içerik nedeniyle, mahkeme mahkeme taşınmanız mümkündür. Tanıdıklarımın başına geldi. Hiç bir ilgileri olmadığı halde, hayatlarında adli sicil belgesi almak dışında gitmedikleri adliyenin yolunu, üst mahkemenin ne demek olduğunu öğrenmek zorunda kaldılar.

Bu durumu şöyle gözünüzde canlandırayım. Bir kahve dükkanınız var diyelim. İki müşteriniz tartışıyor ve biri diğerini bıçaklıyor. Önemli bir yaralanma olmadığından, bıçaklayan kişi kısa sürede bırakılıyor. Sizin işletmenizde oldu diye, sizi tutuklayıp, yargılıyorlar. Yıllarca, "benim olayla bir ilgim yok" diye masum olduğunuzu adalete anlatmaya çalışıyorsunuz.

Şimdi, böyle riskleri olan bir alanda gelişme olmasını beklemek dünyadan haberi olmayan girişimci ve yazılımcılar gerektirir diye düşünebilirsiniz belki. Neyse ki haklısınız, hala web 2.0 web siteleri yapılıyor. Bir kısmı da sosyal medya siteleri.

Eğer sosyal medya sitelerine meraklıysanız, birazdan söz edeceklerim ilginizi çekebilir. "Canım benim bir Facebook hesabım var, onda da hiç bir şeye hakim olamıyorum". diye üzülüyorsanız yalnız değilsiniz. Ben bile Facebookda ayarlar, güvenlik gibi kısımlarda kayboluyorum. Ancak, başka bir çok sosyal medya hizmeti var şöyle bir İnternet'e bakarsanız. Zamanla arka arkaya abone oldukça siz de şaşırabilirsiniz artan hesaplarınıza. O nedenle birazdan anlatacaklarım işinize yarayabilir.

Bahsetmek istediğim kimdir.com sosyal medya hesaplarınızı bir portföyde topluyor. Arka planına istediğiniz fiyakalı bir fotoğrafınızı yerleştiriyorsunuz. Görülmesini istediğiniz sosyal medya servislerini de birer birer ekliyorsunuz. İsim ve soyadınızla bir de alt alanadı (subdomain) aldınız mı tamam. Örneğin, benim bu sitedeki yerimi burcakcubukcu.kimdir.com. İnceleyin, oldukça kullanışlı olduğunu göreceksiniz.

Sitenin sahibi Beril Teknoloji. Dostum Devrim Demirel'in şirketi. Bu firmanın yine Türkiye sosyal medya tarihinde önemli yeri olan blogcu.com'un yapımcısı olduğunu ve bu servisi sattıklarında, bunun Türkiye bilişim tarihinde gerçekleşen en büyük ve önemli satış olarak nitelendiğini de belirtmekte yarar görüyorum. Yine pek çok İnternet projesinde imzaları bulunur.

Kimdir.com yaklaşık olarak 15 bin kişi tarafından kullanılıyor. Bu kişisel sanal portföy hizmetlerine ek olarak, ünlü Türkler'in tanıtım sayfaları da sitenin bir başka özelliği.

Eğer siz de sosyal medyada edindiğiniz yeri ortaya koymak ve daha da görünür olmak istiyorsanız, ülkemizde geliştirilmiş olan bu projeye göz atmanızda, hatta belki de burada bedelsiz sayfanızı açmanızda yarar var.

İyi günler dilerim.

24 Temmuz 2013 Çarşamba

Yeni Medya ve Kendini Bilmek


Kişisel gelişim ve kendini bilmek, bir duvarı yaparken, uygun taşları tek tek seçip, onları aralarından su sızmayacak şekilde gerektiği gibi konumlandırarak yerlerine yerleştirmek gibidir. Kolay değil, aksine oldukça zorlu bir süreçtir. Hayatımızın önemli bir parçası haline gelen Yeni Medya da kendini bilme yolculuğunda ister istemez bize eşlik ediyor bu aralar. Üstelik kısmen de olsa yalnız yapılan bu yolculukta, sanal yol arkadaşları birbirlerinin gelişimine katkı yapıyor. 
Merhaba,

Maslow ihtiyaçlar piramidi diye bir kavram öne sürdüğünden bu yana yarım asırdan fazla süre geçmiş. Aslında soru var kafamda: Bu neden pramittir de sütun değildir? Dikkat ederseniz aşağıdaki ihtiyaçlar ile yukarıdakiler önem olarak birbirinden daha önemsiz değil ki.



Piramit, alttan temel ihtiyaçlar ile başlar, tepede kendini yeniden yaratmak ile sona erer. Sizce, temel ihtiyaçlar olmazsa olmaz, kendini yeniden yaratmak olmasa da olur bir kavram mıdır. Eğer sadece temel fizyolojik ihtiyaçlarını karşılayan bireylerden kurulu bir toplum olsa nasıl olur? Sanırım bunlar insana yetmemiş ki uygarlaşmış, eserler ortaya koymuş. Deneyimlerini gelecek nesillere aktarmış ve uygarlık yokunda kilit taşlarını döşemeye başlamışız.

Piramidin neredeyse tüm bölümlerinde sosyal medya sitelerinin kendilerine göre rolleri var. Maslow piramidini incelemenizi tavsiye ederim.

Bunun için benim web sayfamda yani burcakcubukcu.com'daki "Yeni Medya ve Kendini Bilmek" isimli yazıya bakmanızı öneriyorum.

Yeni Medya, kendi sınırlarınızı yeniden tanımlamada ve bunu duyurmada etkili. Bunu, dileyen herkese sağlaması ise popüler olmasının başlıca nedeni.

Aslında zaman içerisinde pek çok araç bunu sağlamada insanoğluna faydalı olmuştu. Yeni Medya'nın farkı, görece daha geniş kitlelere ulaşabilmesi. Tabi doğru siteyi veya uygulamayı bulmanız kaydıyla. Aradığını bulamayan kimi kullanıcıların "camı açıp bağırsam, daha çok insanla etkileşime geçerim" feryadı ise sanırım buna olumsuz bir örnek.

Yeni Medya sitelerinde basitlik her zaman işe yarar. Basitlikten kastım kullanıcıya zorluk çıkartmayan siteler. Bu konuda iyi örnek şüphesiz Twitter. Topu topu 140 karakter yazılabiliyor. Kendini ifade etmek için az olsa da, günde milyonlarca mesaj gönderildiğine bakılırsa işe yarıyor. Yan etkisi: kendini bir cümlede ifade edebilme becerisi kazandırması. Kötü örnek: Bana kalırsa Facebook. Kullanımı zor. Kullanıcıyı dipsiz bir kuyuya atıyor. Ancak her ikisi de başarılılar.

Fotoğraflar da kendini ve dünyayı anlamada, anlatmakta son derece etkili. Yine Twitter, Facebook gibi yerlerde fotoğraf paylaşmak mümkünken sırf bu tür paylaşımlara ağırlık veren diğer siteler de var. İlginç tarafı bir sitede yaptığınız paylaşımın dilerseniz diğer sitelerde de görünebilmesi. Eğer uygun şekilde hesaplarınızı birbirine bağlarsanız tek gönderim ile aynı anda birden çok yeni medya sitesinde içeriğiniz görülebiliyor.

Yeni medya'da bir süredir geçerli olan bir eğilim sözkonusu. Özellikle bloglarla (günlük) başlayan "özgün içerik her şeydir" fikri artık değişiyor. Googleda arama sonuçlarında bloglara eskisi kadar önem verilmiyor. Bunun temel nedeni özgün içerik yaratmanın zor olmasından kaynaklanıyor. Dolayısıyla önemini yitiriyor gibi görünse de blog yazmak Maslow piramitinin tepesine denk geliyor. Ancak, herkesin kendini gerçekleştirmesi ve içeriği üretmesi kolay olmadığından, yerine "Curete" diye bir kavram gelip, Yeni Medya'nın orta yerine oturuverdi. İçerik oluştururken, gördüğünüz başka içerikleri bir sosyal medya sitesinde paylaşıyor ve kendi görüşlerinizi, tavsiyelerinizi içerisine ekliyorsunuz. Böylece yeni bir içerik, diğerlerinin küllerinden doğmuş oluyor. Takipçileriniz de belki sizi takip etmeseler hiç göremeyecekleri ilginç konularda bilgi sahibi oluyorlar. Onlar da fikirlerini paylaşıyorlar. Böylece takipçilerinizin takipçileri de yeni içerikten haberdar olup katkı yapıyorlar. Bir de bakıyorsunuz kartopunun yuvarlanıp büyümesi gibi içerik büyüyor dahası paylaşılıyor. Yani içeriği yaratmasanız da onu zenginleştirdiğiniz ve yeniden paylaşıma sunduğunuz bir yeni anlayış yaygınlaşıyor. Aslında bu anlayış çok da yeni sayılmaz. Biz bunu uygarlık tarihinin başından beri yapmıyor muyuz zaten?

Sonuç itibariyle Sosyal Medya ya da biraz daha geniş bir alanı tanımlayan, Yeni Medya sayesinde ihtiyaçlar piramidinin tepelerine rastlayan bölümdeki ihtiyaçlar gerçekleştirilmiş oluyor. Biraz sanal oluyor ama oluyor! Sanırım Sosyal Medya'nın neden bu kadar dikkat çektiği ve gündemde olduğunun mantıklı bir açıklaması da bu.

Sosyal Medyanın denetlenmesi ve devletlerin İnternet üzerinde hakimiyet kurmak için gösterdikleri çaba ise konu ile yakından ilgili olmakla birlikte sanırım bir başka bir paylaşımın konusu...

İyi günler dilerim.

Hıyar Kokusu (küçük hikaye)

Yazın en sıcak zamanı. Temmuz devrilip, Ağustos yönetimi ele almış. Evin içi direkt güneş aldığından "yanıyür". Telaşla FT8 yapan ...