Ana içeriğe atla

Yaşamın Anlamı Var Mı?

Photo by Magda Ehlers from Pexels

Varlığımızın farkına olmamızla birlikte, aklımıza "Neden?" sorusu takılır. Neden varız? Bu soruya kendimiz cevap arayabiliriz. Belki de hazır cevaplar arasından birini benimseyebiliriz. Ya da hiç bir cevabın doğru olmadığını kabul edebiliriz. Kolay cevaplardan birisi; yüce bir varlığın her şeyin nedeni olduğudur. Yüce bir varlık tarafından her şeyin ortaya çıkarılması bir kabuldür. Bunun ile ilgili akıl yürütülmüş, öne sürülen dolaylı kanıtlara dayanılarak yüce bir varlığın olması gerektiği kabul edilmiştir. Bireysel olarak yüce bir varlık ile sürekli bağlantıda olmak söz konusu değildir. Tarih boyunca bunu yapabilmiş olduğunu kabul ettiğimiz bazı insanların da varlığını kabulleniriz. Her şeyin nedeni bizim tam olarak ne olduğunu anlayamayacağımız bir yüce varlıktır diye kabulleniriz. Ancak böyle bir cevap ardından "Nasıl?" sorusu karşımıza çıkar. Nasıl, sorusunu da cevaplandırabiliriz. Ancak yine bunun somut ve herkes tarafından kabullenilecek bir somut olguya dayandırmak mümkün değildir. Yine dolaylı anlatımlar ve kabullenmelere çıkar yolumuz. Bütün bunları anlamlandırabilmek için belki de ömrümüz çok kısadır. 

Neden ölüyoruz? 

Neden her şeyi anlayabilecek kapasitemiz yok?

Varlığımızın bir anlamı var mı?

Bilim bazı sorularımıza kimi cevaplar verir. Yine, bilimin henüz cevaplayamadığı sorular da var. Zira bilim bir cevap buldu mu, bunu kanıtlara dayandırır. Cevaba ilişkin kanıtlardan bir tanesinin bile yanlış olduğu anlaşılır ise bu cevabın doğru olmadığı anlamına gelir. Bilim somuttur. Verdiği cevaplar isteyen herkesin deneyerek bulmasına uygundur. Eğer bu deneylerden sadece biri bile aynı sonucu vermiyorsa cevap doğru değildir. Yani kısacası bilim doğrulamaya açıktır. 

İnanç sistemleri ise kabullere dayalıdır. Size bir hazır ve değişmez bir paket olarak gelir. Tamamını kabul edersiniz ya da etmezsiniz. İçerisindeki kavramlar değişmezdir. Bir tanesinin bile doğru olmadığının ortaya çıkartılması tüm paketin işe yaramaz hale gelmesine neden olabileceğinden genellikle doğrulamaya açık değildir. 

Photo by DSD from Pexels
İnanç sistemleri ile gelen paket aklınıza gelebilecek pek çok soruya bir cevap verir. Genellikle o sistemin uzmanları ya da yapabiliyorsanız kendiniz kaynaklara ve bilgi birikimine erişerek sorunuzun cevabını alabilirsiniz. Genellikle bu kısım günlük yaşam mücadelesi içerisinde kolay değildir. Neyse ki bunu sizin adınıza yapabilecek kanunun uzmanı insanlar mevcuttur. Böyle insanlar genellikle hayatlarını sürdürmek için gereken gelir modelini de böyle bilgileri ihtiyaç sahiplerine vererek oluşturur. Böyle sistemlerde bazı sorular hiç sorulamaz. Ya da bir cevabı yoktur. Zira paket içeriği değişmezdir. Örneğin Nuh tufanında Madaskar Penguenlerinin ya da Avustralya'ya özgü hayvanların nasıl olup da gelip, gemiye bindikleri; ya da yaklaşık 9 milyon farklı tür hayvanın nasıl olup da o gemiye sığdığı (iki cinsten hayvan olunca yaklaşık 18 milyon adet hayvan olması lazım) cevabı yoktur.

Bilim ya da İnanç sistemlerinden birine güvenmek ya da her ikisini de sorularınıza yanıt vermeleri için kullanmak mümkündür.

Düşünürler kendilerine göre "Yaşamın anlamı var mı?" sorusuna cevaplar vermiştir. Jean-Paul Sartre şöyle der: "Tüm var oluşun başlangıcı insandır, insan kendi ile yüzleştiğinde, dünyadaki varlık hissi insanın içini kaplar ve daha sonra birey bu algının içerisinde kendini tanımlar. 

İnsan merkezli bu Varoluş düşüncesi, temelinde varlığının bilincindeki insanın konuyu yine kendi açısından değerlendirmesidir. Hümanizm de insanın üstünlüğü düşüncesine dayanır. İnsanın birlikte yaşadığı diğer canlılara göre daha üstün olması düşüncesi bir İdeolojidir. Bunun bir kanıtı yoktur. Ayrıca zaman içerisinde bunun süreceğine ilişkin bir garanti de yoktur. Kısacası Hümanizm anlık insan bakış açısı ile var olan durum göz önünde bulundurularak ortaya konulmuştur. 

Yapay olarak, bir başka tür kendisinin farkına varsa (balinalar bir uygarlık geliştirseler veya biz müdahale edip genlerini değiştirerek buna neden olsak) ya da insan yapay veya doğal olarak evrimleşip ortaya daha zeki ve hayatta kalma becerisi daha yüksek bir tür gelişse Hümanizm anlamını yitirebilir.

Albert Camus, "hayat hiçbir şey değildir, itina ile yaşayınız." diye yaşam ile ilgili düşüncesini özetlemiştir. 

Yaşam kendi başına bir anlam içermez. İnsan bu konuda aklına gelenleri "anlam" olarak ortaya koyabilir ya da bilimin bu konudaki cevaplarının ortaya çıkmasını bekleyebilir. Sonuç itibari ile madem ki varız, o halde düşünelim ve yaşamımızı anlamlı kılacak edimlerde bulunalım. Örneğin bilimle uğraşın, sevin, sizden geriye kalacak, sanat, güzel fikirler, edebiyat, buluşlar gibi güzel şeyler üretin.

Yorumlar

  1. Fikrine, kalemine sağlık. Sanırım insanın veya bir grup insanın bütün paketi içermeyen küçük ölçekli inançları da olabilir. İnsan inancı sorguluyor veya sınıyorsa gelişmeyi sağlıyor. Tersi ise durgunluk ve gerileme... Malinowski'nin Büyü, bilim ve din kitabı, kabile çağlarında ahlakın oluşumunu anlatırken, tekrar ve pekiştirmeni önemine değiniyordu. Sistematik inançlar da aynı yolu kullanıyorlar. Bilimin içinde de inancın muhafazakarlığı olabiliyor sanırım. Einstein'a en çok Newton fiziğini savunanların itiraz ettiğini okuyunca şaşırmıştım. ... Birçok şeyi düşündürdüğünüz için tekrar teşekkür ederim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Okuduğun ve görüşlerini paylaştığın için ben teşekkür ederim. İnsan öğrendikçe öğrenecekleri giderek artıyor. Sevgi ve saygılarımla.

      Sil
  2. İnsandan daha yüksek hayatta kalma becerilerine sahip canlılar var dünyada. Canlıların birbirlerine karşı bir üstünlükleri yok kanımca. Ama insan düşünme ve farkındalığı ile diğerlerinden ayrılıyor. En güzel tarafı hemcinslerine kalıcı bir eser bırakabilmesi. Yazı için teşekkürler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok az şeyin farkında olabiliriz. Göreli olarak bildiğimiz canlılardan iyiyiz ama ya bilmediğimiz canlılar bizden daha fazla şeyin farkındalarsa?

      Sil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Evde En Basit Şekilde Şarap Nasıl Yapılır? (Resimli)

Merhaba. Gurme bir arkadaşım var. Yaklaşık 4-5 senedir kendi tüketimi için şarap yapıyor. İlk yaptığı şarap, pek kolay içilemez olsa da, son yıllarda gerçekten lezzetli şaraplar üretiyor. Kendisine bu işi nasıl becerdiğini sordum ve ben de evde kendi şarabımı yapmayı geçtiğimiz yıl becerdim. Doğrusunu isterseniz ilk deneme için oldukça başarılıydı. Gurme arkadaşım, "yemeğe bile koymam senin yaptığın şarabı ama ilk deneme için güzel olmuş" dedi. Ben de bu sene de şansımı yeniden denemeye karar verdim. Hemen belirteyim, çeşitli kaynaklarda evde nasıl şarap yapabileceğinizi anlatan yazılar bulabilirsiniz ama doğrusunu isterseniz o kadar çok ince detaya ve tekniğe giriyorlar ki, anlaması ve yapması zorlaşıyor. Biraz örnek vereyim. 1- Özel ölçüm cihazları, 2- Oluşan karbondioksiti atmak için özel düzenekler, 3- Özel depolama çözümleri, 4- Fermantasyon başlatıcılar, 5- Fermantasyon durdurucular, 6- Alkol seviyesi ölçerler, 7- Kükürt ekleme ile koruma yöntemleri, 8- Öz

Köpük Baloncuk Nasıl Yapılır?

Köpük baloncuk yaparken deterjan ve su kullanıyorsanız muhtemelen baloncuklarınız hemen patlıyordur. Dayanıklı baloncuklar için çözeltinizin içine şeker ekleyin. Böyle olmaz! İlla tarif ver diyorsanız: 1/2 ölçü sıvı bulaşık deterjanı 2 ölçü su 2 çay kaşığı şeker (yetmezse daha çok koyun!) Bulabilirseniz şeker yerine gliserin de kullanabilirsiniz. Kolonya ve bir miktar aseton da katabilirsiniz çözeltinize.

Basit Şarap Hava Kilidi Yapımı (Resimli)

Eğer evde kendi şarabınızı yapıyorsanız fermantasyon sırasında çıkan gazları dışarı atıp içeri hava girmesini önlemek önemlidir. Bunun için hava kilitleri kullanılır. Aşağıdaki videoda piyasada 12 liraya bulabileceğiniz bir hava kilidini görüyorsunuz. En iyisi böyle bir şey tavsiye ederim. Evde şarap yapma işini biraz büyüttüğünüzde hava kilitleriniz yetmeyebilir. Böyle ya da benzeri bir durumda, evde en basit şekilde nasıl şarap hava kilidi yapabiliriz? İşte bunu aşağıda anlatacağım. Malzemelerin tamamını yakınınızdaki hırdavatçıdan alabilirsiniz. Malzemeler: 1- Saydam ince hortum (Her hava kilidi için 1 metre kadar) 2- Matkap ucu (Saydam borunun içine girebilecek kalınlıkta bu uygulamada 6 mm idi) 3- Kısa plastik kelepçe 4- Matkap 5- Şişe kapağı Uygulama gayet basit. Dikkatlice kapağı delin. Açılan delikten zorlaya zorlaya hortumu geçirin. Sıkışık olmalı ki kaçak yapmasın. Resimdeki gibi hortumu toparlayıp, plastik kelepçe ile ayrılmasını engelley