17 Mart 2010 Çarşamba

Yazı yazmak, geriye bir iz bırakmaktır

Geçen binlerce yıllık zaman içerisinde gelecek nesillere birşeyler bırakabilmenin en garantili yolu yazı olmuş. Günümüzde alternatif bazı teknolojiler ortaya çıkmış da olsa hiç birinin mağara resimlerinden daha kalıcı saklama ortamları olduğuna dair bir kanıt yok. Kağıt benzeri ortamlarda da en fazla birkaç yüz yıl sonra yeniden yazılmadan gelecek nesillere aktarılma şansı olmuyor.

Peki eteklerimizdekini döktüğümüz bu tür günlüklerin ömrü ne kadar olabilir? Google'ın sunucu tarlalarında bir yerlerde saklanan bu sözcükler gelecek nesillerin görebileceği kadar uzun ömürlü olabilecek mi?

İnsan kendisinden sonra gelenlere düşüncelerini, duygularını aktaramadıktan sonra ondan geriye ne kalır ki? Belki birkaç kemik parçası ve şansınız varsa birkaç DNA...

Geleceğe iz bırakmak istiyorsanız bunun en garantili yolu yazmak. Bu kesin. Ama ortamı iyi seçmek lazım. Belki bir çok satan roman yazmak iyi bir yöntemdir. Belki de bir tuvaletin duvarına karalamak. Google teknolojisi izin verirse, günlük yazmak da geleceğe sizden birşeyler bırakabilir.  Ancak hangisi daha kalıcı olur bunu bilmek zor.

Hangi yöntemi seçerseniz seçin en azından bir şans kazanmış olursunuz. Eğer yazmazsanız sizden geriye pek bir şey kalmaz, bu kesin.

16 Mart 2010 Salı

3G Radyo Yayını Neden Olmasın?

Sabah arabayı kullanırken aklıma geldi. "Daha kaliteli ve net, üstelik bir de istediğimiz müziği ya da radyo istasyonunu 3G üzerinden aracın radyosundan dinleyebilsek ne güzel olurdu" diye.

Mobil operatörler her nedense 3G üzerinden TV yayını konusunda gösterdikleri öncülüğü radyo yayınına vermediler. Oysa 3G üzerinden dinlemeyi istediğimiz türde radyo istasyonlarına erişebilsek, daha da iyisi tamamen kendi istediğimiz müzikleri dinlesek kendi listelerimizi oluşturup arkadaşlarımızla paylaşabilsek ne güzel olurdu.

Hatta sadece cep telefonlarından değil 3G kullanabilen tüm mobil cihazlardan (iPAd bile olur), arabamızın radyosundan bunu yapabilsek fena mı olur?

Makul bir ücret karşılığı her yerde istediğimiz müziği dinleyebilmek düşüncesi kulağa hoş geliyor. İşte size bir katma değerli hizmet örneği daha.

14 Mart 2010 Pazar

Mikro Bloglar - Günlük Paylaşımları

Web 2.0 teknolojisi internette pek çok şeyi değiştirdi. İçerik kullanıcı tarafından oluşturulduğundan kullanıcıların eğilimleri içeriğin oluşma şeklini de köklü şekilde etkiliyor.
Yazmayı seven, "tarihe iz bırakayım" diyen bir kesim var. Onların verdikleri emekle, işe yarasın yaramasın ciddi bir içerik oluşuyor. Günlük (Blog) siteleri buna iyi örnek. Giderek gündemden düşüyor olsalar da, halen yazanı okuyanı hatta yorum yapanı bulunuyor.
Buna karşın iki kelime yazmaktan gocunan, arkadaşları ile anlık mesaj yazılımlarını kullanırken bile "slm, nbr?" gibi gereksiz kısaltmalar kullanan bir kesim de var. Onların bir blog sahibi olmalarını beklemek lüks olur. Ancak Twitter kullanabilenleri var.
Bir de kendileri yazı yazmasalar da oraya, buraya yorum yapmaya bayılan hatta günlük gazetelerin haber altlarına yorum yazan bir kesim var ki, bunlar kesinlikle mikro blogger'lara en yakın olanlar.
Sosyal medya'da da bir kesim var. Bunlar blogger olmasalar da kesinlikle içerik üretiminde ön sıralarda geliyorlar.
Twitter, Yahoo Meme, Google Buzz ve nihayet Friendfeed gibi siteler bu tür içerikle dolu.
İsteyen istediğini izliyor. Beğenisini belirtiyor. Yorumunu yapıyor. Özetle, insanlar internet üzerinden hayatı paylaşıyorlar.
Siz İnternet'te ne yapıyorsunuz?
Farmville'de hasat için kendini eve atan kullanıcılardansanız bir kere daha düşünmenin vakti gelmiş demektir!

25 Şubat 2010 Perşembe

Büyük İskender'in Aristo'ya Yazdığı Mektup

Bu gerçekten yazılmış bir mektup mudur bilmiyorum, o nedenle kendi akıl süzgecinizden geçirip öyle değerlendirin. Bana sorarsanız uydurma. Ancak mektup içeriği oldukça makul geldiğinden blogumda yer vermeye karar verdim. Bu arada ilgililerin fotoğraflarını bulamadığım için çizim ve mozaiklerini verdim. Sanırım Büyük İskenderin göz tansiyonu problemi varmış. Gözleri büyük olarak mozaikte geçen kişi oldukça genç vefat ettirilmiş olan Büyük İskender yani Alexander the Great (İskender deyince Türk sanılmasın Ama uzaktan değil Makedonyalı'dır kendisi).


Büyük İskender, felsefenin duayeni sayılan Aristo'ya bir mektup yazar.

"Ele geçirdiğim topraklarda yaşayanları kontrol altında tutabilmek için neler yapmalıyım?" diye görüşünü sorar.


Alternatiflerini de sıralar:
1- Ülkenin ileri gelenlerini sürgüne mi göndereyim?
2- Ülkenin ileri gelenlerini hapse mi atayım?
3- Ülkenin ileri gelenlerini kılıçtan mı geçireyim?


ARİSTO' NUN CEVABI :
(Felsefe ile ilgili hümanist birinin muhtemelen hiç vermemiş olması gereken bir cevaptır)
1- Sürgünde toplanıp sana baş kaldırırlar,
2- Hapisaneler militan yuvası olur kontrolden çıkar,
3- Ölenlerin ardından gelen kuşak sana nefret besler, intikam hırsı ile büyürler tahtını sallarlar.


ÇÖZÜM OLARAK ŞU NASİHATI VERİR:

''İNSANLARIN ARASINA NİFAK TOHUMLARI EKECEKSİN,
BİRBİRLERİYLE SAVAŞINCA HAKEM OLARAK KENDİNİ KABUL ETTİRECEKSİN, AMA ANLAŞMAYA GİDEN BÜTÜN YOLLARI TIKAYACAKSIN. ''

-------

Bana gelen mailde bunlar yazıyordu.

Ancak bu güncel(!) tavsiyeler yerine keşke "yediğine içtiğine dikkat et, seni zehirlemesinler oğlum" diye tavsiyede bulunsaymış :))

30 Ocak 2010 Cumartesi

Yakup Abi

Yeni rakı ile tanışmam küçük yaşlarıma denk geldiğinden uzunca bir süre uzak durmuştum. Ancak yaş kemale erdikten sonradır ki tadına yeniden vardım.

Rakı bir içkidir elbet ancak, aynı zamanda başka bir şeydir. Dost meclisinin katalizörüdür. Kıvamında ve adam gibi içildiğinde sohbete keyif katar. Gerçek sofralar ve gerçek muhabbet denildiğinde akla bundan sonra ne gelecek oldukça açık değil mi?

Gerçek muhabbet için bir gerçeklik iksiri gerekir. Türkiye'de bu iksiri fazla uzakta aramak pek doğru olmaz. Bildik anason tadı ve hafif içimiyle Türk Rakısı gerçek muhabbet iksiri olup karşımıza çıkar. Benzeri nedenle gerçek sofralar da üzerinde aslan sütü olmadan tamam sayılmaz.

"Yakup Abi" sanal kişiliği altında son derece başarılı olarak başlatılan Yeni Rakı kampanyasını gönülden destekliyorum.

28 Ocak 2010 Perşembe

Google Maps Üzerinden Dev Boyutlu Harita Alma

Geçenlerde işyeri için Ankara Çankaya Haritası lazım oldu. "Nasıl olsa İnternette bulurum" diye düşündüm. Ancak Google Maps haritalarını bu işe alet edip reklam göstererek para kazanmaya çalışan yüzlerce SEO manyağı site olduğundan bir türlü aradığım haritaya ulaşamadım. Belediyelerin sitelerinde yaptığım araştırmalar ve telefon görüşmeleri de pek bir sonuç getirmedi. Bir tek çok sevdiğim bir ilkokul arkadaşım istediğim haritanın linkini bana yollayabildi ama o da işin profesyoneli, herkesin böyle bir şansı olmaz diye ben araştırmaya devam ettim. Bilgirgec.org sitesinde bulduğum bir makale işi çözmeme yaradı.

İşte Google üzerinden dev haritaları indirmenin yolu.

Gerekenler:
Firefox tarayıcı.
Screengrab! eklentisi
Google Maps


Yukarıdaki Google maps linkinden Google haritalarına girip haritasını çıkartacağınız alanı belirleyin. "Katıştırılmış haritayı özelleştirin ve inceleyin" yazan yere tıklayın.

 


Açılan pencerede "Özel" yazan yerdeki değerleri değiştirerek istediğiniz boyutta haritayı belirleyin. Ben örnekte 5000 piksel x 2500 piksellik bir boyut belirledim.
(Bu işlemden önce haritayı yakınlaştırıp uzaklaştırarak detay miktarını artırıp azaltabilirsiniz).

Firefox eklentisi Screengrab!'i yükleyip tarayıcınızı yeniden başlattıysanız alt sağ tarafta çıkan ikonu aracılıyla "Save>Complete Page/Frame"i seçin ve resmi kaydedin.

Ben örnek olarak aşağıdaki gibi bir haritayı kaydettim. Daha sonra da kırtasiyeden 107x120 Cm boyutlarında fotoğraf kağıdına bastırdım harika oldu.


Haritaya tıklayıp gerçek boyutlusunu indirebilirsiniz.

İnternet sayesinde biraz uğraşarak da olsa böyle işleri kotarmak zevk veriyor doğrusu.

Deneyeceklere kolay gelsin.

Hıyar Kokusu (küçük hikaye)

Yazın en sıcak zamanı. Temmuz devrilip, Ağustos yönetimi ele almış. Evin içi direkt güneş aldığından "yanıyür". Telaşla FT8 yapan ...