Bu yazımda biraz geçmişi anmaya karar verdim.
İşte, Radikal Gazetesinin PC! dergisinin 13-19 Mayıs 1997 tarihli 11. sayısında yayınlanan bir makalem.
-------------------------
İnternet artık 4 yaşında. Her geçen gün İnternet'e bağlanan bilgisayarların sayısı hızla artıyor. Tabii, İnternet'te yer alan Web sayfalarının sayısı da bu hıza ayak uydurmuş durumda. Koskoca bir bilgi denizi, bazılarına göre ise dev bir bilgi çöplüğü... Akla geldik-gelmedik bir sürü konu ile ilgili bilgiye ulaşmak mümkün. Tabii bazen aradığınız şeyi bulmak mümkün olmuyor ama siz gene de bir iki gün ya da bir-iki ay sonra aynı konuyu aramayı bir daha deneyin. Birileri onunla da ilgili bir şeyleri bir yerlere koymuş olabilir. Peki, hiç aklınıza gelmiyor mu, "Sahi, benim de bir Web sayfam olsa" diye?
PC!'deki HTML sayfaları yaratmakla ilgili olarak Ahmet T. Köksal'ın sayfalarını da takip ediyorsanız, bir Web sayfası hazırlamayı becermiş olmanız işten bile değil. En azından HTML mantığını kavramanız bu yolla mümkün. Ama eğer "İyi güzel de, bu işin bir kolayı yok mu; uğraştırmayacak, şöyle yazı yazar gibi kolay?" diyorsanız, cevabım hem var hem yok. Buraya kadar her şey iyi güzel de, HTML sayfa tasarlama yardımcı programlarının kendilerine göre birtakım problemleri oluyor. Web sayfalarının tasarımında sizlere yardımcı olabilecek programlardan en kolay ulaşabilecekleriniz, Netscape'in Gold sürümleri. Bunun yanında, Microsoft da Front Page ile Web tasarımı konusunda size kullanışlı bir program sunuyor.
Deneme sürümlerinden süresi geçmemiş bir tane bulursanız deneyebilirsiniz. Fazla uzatmak istemiyorum, ama bunların yanında bir sürü editör program bulmanız mümkün: Mesela http://www.coffeecup.com/editör adresinde bulunan CoffeeCup HTML editör programı ile hem sayfanızı yapmanız hem sayfanıza birtakım Java apIetleri ve hareketli gif resimleri ile canlılık katmanız mümkün. Diyelim ki sayfanızı yaptınız ... Peki, bu sayfayı nereye koyacaksınız?
Kolayı var: Web tarayıcınızın URL bölümüne www.altavista.digital.com yazın ve gelen sayfaya da "free web page offer" (bedava Web sayfası veren) yazın ve Altavista'ya aratın. Ben bir deneyeyim dedim ve sonuç harika! Yaklaşık 40 adet uyan yer çıktı. İsterseniz aynını yapıp bir de siz deneyin. Altavista'ya arama yaptırmanın inceliklerini bir kenara bırakıp size bir adres önereyim:
Eğer birazcık uğraşırsanız, http://www.geocities.com adresinden bedava Web sayfası edinebilirsiniz.
Bu arada, kulağıma gelen fısıltılara göre bazı büyük servis sağlayıcılar kullanıcılarına kişisel Web sayfaları açma hakkı vermeyi düşünüyorlarmış. Eğer kısa süre içinde bu gerçekleşirse kapı kapı dolaşıp bedava Web sayfası hakkı aramanıza da gerek kalmayabilir. Kendi servis sağlayıcınız zaten buna imkan tanıyorsa zaten sorun yok. Asıl problem şu:
Sayfanıza ne koyacaksınız? Öncelikle şunu önerim: Kişisel Web sayfalarını dolaşıp biraz fikir edinin. Sonra zevklepnizi, hobilerinizi gözden geçirin. Örneğin para koleksiyonunuzun resimlerini taratıp sayfanıza koymaya ne dersiniz? Ya da bu güne kadar kullanıp eskittiğiniz bilgisayarlarınızın anakartlarının resimlerini kullanın. Köklü bir ailedenseniz, ailenizin hayat ağacını yapıp kullanıma sunun. Kedinizin resminizi sayfanın ortasına yerleştirin. Hayat hikayenizi anlatm. Master tezinizi yayınlayın. Başınzdan geçmiş donanım-yazılım problemlerini toparlayıp sayfanıza koyun. Sayfanızda aylık dergi yayınlayın.
İş arıyorsanız bunu belirtin, özgeçmişinizi ve niteliklerinizi yazın (İngilizce'sini de ekleyin. Kim bilir, Bill Gates belki sizin gibi birini arıyordur!). Son olarak, sayfanıza size elektronik mektup atabilmeleri için email adresinizi eklemeyi de unutmayın.
Biraz düşünüp bir şeyler bulabileceğinize eminim. Sayfanızı en az ayda bir yenileyin, cazip bir şeyler ekleyin, arkadaşlarınızı da habire sayfanızı ziyaret etmeleri için zorlayın. Sayfanıza en kolayından bir sayaç koyun.
Başlangıç için önerim, http://www.pagecount.com adresine bir göz atmanız. Buradan alacağınız HTML taglarını sayfanıza ekleyerek bir sayaç sahibi olmanız ve sayfanıza kimler gelmiş diye istediğiniz zaman kontrol etmeniz de mümkün. En önemlisi, arama makinelerine sayfanızı kaydettirin.
Mesela Altavista'nın ana sayfasının altında yer alan Add URL yazısına tıklayıp sizden istenen bilgileri girin. İşte hepsi bu... Bütün bunları yapınca bana da bir e-mektup atın, ben de gelip sayfanıza bir göz atayım.
burcak_cubukcu@bigfoot.com (tabi ki bu mail adresindeki link yazıdaki pekçok link gibi artık çalışmıyor)
3 Ağustos 2009 Pazartesi
Neden Sizin de Bir Web Sayfanız Olmasın?
Bu yazımda biraz geçmişi anmaya karar verdim.
İşte, Radikal Gazetesinin PC! dergisinin 13-19 Mayıs 1997 tarihli 11. sayısında yayınlanan bir makalem.
-------------------------
İnternet artık 4 yaşında. Her geçen gün İnternet'e bağlanan bilgisayarların sayısı hızla artıyor. Tabii, İnternet'te yer alan Web sayfalarının sayısı da bu hıza ayak uydurmuş durumda. Koskoca bir bilgi denizi, bazılarına göre ise dev bir bilgi çöplüğü... Akla geldik-gelmedik bir sürü konu ile ilgili bilgiye ulaşmak mümkün. Tabii bazen aradığınız şeyi bulmak mümkün olmuyor ama siz gene de bir iki gün ya da bir-iki ay sonra aynı konuyu aramayı bir daha deneyin. Birileri onunla da ilgili bir şeyleri bir yerlere koymuş olabilir. Peki, hiç aklınıza gelmiyor mu, "Sahi, benim de bir Web sayfam olsa" diye?
PC!'deki HTML sayfaları yaratmakla ilgili olarak Ahmet T. Köksal'ın sayfalarını da takip ediyorsanız, bir Web sayfası hazırlamayı becermiş olmanız işten bile değil. En azından HTML mantığını kavramanız bu yolla mümkün. Ama eğer "İyi güzel de, bu işin bir kolayı yok mu; uğraştırmayacak, şöyle yazı yazar gibi kolay?" diyorsanız, cevabım hem var hem yok. Buraya kadar her şey iyi güzel de, HTML sayfa tasarlama yardımcı programlarının kendilerine göre birtakım problemleri oluyor. Web sayfalarının tasarımında sizlere yardımcı olabilecek programlardan en kolay ulaşabilecekleriniz, Netscape'in Gold sürümleri. Bunun yanında, Microsoft da Front Page ile Web tasarımı konusunda size kullanışlı bir program sunuyor.
Deneme sürümlerinden süresi geçmemiş bir tane bulursanız deneyebilirsiniz. Fazla uzatmak istemiyorum, ama bunların yanında bir sürü editör program bulmanız mümkün: Mesela http://www.coffeecup.com/editör adresinde bulunan CoffeeCup HTML editör programı ile hem sayfanızı yapmanız hem sayfanıza birtakım Java apIetleri ve hareketli gif resimleri ile canlılık katmanız mümkün. Diyelim ki sayfanızı yaptınız ... Peki, bu sayfayı nereye koyacaksınız?
Kolayı var: Web tarayıcınızın URL bölümüne www.altavista.digital.com yazın ve gelen sayfaya da "free web page offer" (bedava Web sayfası veren) yazın ve Altavista'ya aratın. Ben bir deneyeyim dedim ve sonuç harika! Yaklaşık 40 adet uyan yer çıktı. İsterseniz aynını yapıp bir de siz deneyin. Altavista'ya arama yaptırmanın inceliklerini bir kenara bırakıp size bir adres önereyim:
Eğer birazcık uğraşırsanız, http://www.geocities.com adresinden bedava Web sayfası edinebilirsiniz.
Bu arada, kulağıma gelen fısıltılara göre bazı büyük servis sağlayıcılar kullanıcılarına kişisel Web sayfaları açma hakkı vermeyi düşünüyorlarmış. Eğer kısa süre içinde bu gerçekleşirse kapı kapı dolaşıp bedava Web sayfası hakkı aramanıza da gerek kalmayabilir. Kendi servis sağlayıcınız zaten buna imkan tanıyorsa zaten sorun yok. Asıl problem şu:
Sayfanıza ne koyacaksınız? Öncelikle şunu önerim: Kişisel Web sayfalarını dolaşıp biraz fikir edinin. Sonra zevklepnizi, hobilerinizi gözden geçirin. Örneğin para koleksiyonunuzun resimlerini taratıp sayfanıza koymaya ne dersiniz? Ya da bu güne kadar kullanıp eskittiğiniz bilgisayarlarınızın anakartlarının resimlerini kullanın. Köklü bir ailedenseniz, ailenizin hayat ağacını yapıp kullanıma sunun. Kedinizin resminizi sayfanın ortasına yerleştirin. Hayat hikayenizi anlatm. Master tezinizi yayınlayın. Başınzdan geçmiş donanım-yazılım problemlerini toparlayıp sayfanıza koyun. Sayfanızda aylık dergi yayınlayın.
İş arıyorsanız bunu belirtin, özgeçmişinizi ve niteliklerinizi yazın (İngilizce'sini de ekleyin. Kim bilir, Bill Gates belki sizin gibi birini arıyordur!). Son olarak, sayfanıza size elektronik mektup atabilmeleri için email adresinizi eklemeyi de unutmayın.
Biraz düşünüp bir şeyler bulabileceğinize eminim. Sayfanızı en az ayda bir yenileyin, cazip bir şeyler ekleyin, arkadaşlarınızı da habire sayfanızı ziyaret etmeleri için zorlayın. Sayfanıza en kolayından bir sayaç koyun.
Başlangıç için önerim, http://www.pagecount.com adresine bir göz atmanız. Buradan alacağınız HTML taglarını sayfanıza ekleyerek bir sayaç sahibi olmanız ve sayfanıza kimler gelmiş diye istediğiniz zaman kontrol etmeniz de mümkün. En önemlisi, arama makinelerine sayfanızı kaydettirin.
Mesela Altavista'nın ana sayfasının altında yer alan Add URL yazısına tıklayıp sizden istenen bilgileri girin. İşte hepsi bu... Bütün bunları yapınca bana da bir e-mektup atın, ben de gelip sayfanıza bir göz atayım.
burcak_cubukcu@bigfoot.com (tabi ki bu mail adresindeki link yazıdaki pekçok link gibi artık çalışmıyor)
2 Ağustos 2009 Pazar
Plastik Kredi ve Bankamatik Kartları Gerekli mi?
Plastikten mamul bankamatik ve kredi kartları ilk çıktıklarında arka yüzlerinde basit bir manyetik bant taşıyorlardı. Önyüzlerinde ise isim soyad ve özgün bir numara ile son kullanım tarihi bulunuyordu. Kredi kartları daha sonra güvenliği artırabilmek için arka tarafa üç sayıdan oluşan bir dizi daha aldılar. Yetmedi, üzerlerinde cep telefonlarının altın dokunma noktalarına benzeyen temas noktaları bulunan chipli kartlar yapıldı. Bir süre sonra da dokunmaya ihtiyaç duymayan chipli kartlar da cüzdanlarda yer buldu.
İyi de 4 kredi kartı, 3 de bankamatik kartı ciddi bir şişkinlik yapıyor. Daha çok karta sahip olanların işi daha da zor. Kartların sayısıyla orantılı olarak çaresizlikten icat doğar mantığıyla özel cüzdanlar taşıyanlar bile var.
Üstüne üstlük kaybetme, şifresini unutma, çaldırma gibi dertleri de var.
İnsanın aklına, başlıktaki soru geliyor ister istemez. Bu plastik kartlara gerçekten ihtiyacımız var mı? Biyometrik sistemler günden güne gelişiyor. Uygulamaları yaygınlaşıyor. Örneğin parmak izi okuyan sistemler 1990'lı yıllardan beri kullanılıyor. Artık her PC'nin üzerinde gelen kameralar ile çalışabilen ve kolayca yüz tanıyan bir yazılım da geliştirilebilir. Aynı şekilde 3G'li görüntülü telefonların üzerindeki kameralar ne güne duruyor. Alın size bir 3G kullanım alanı daha :)
Şu kartlar yerine, bankalar müşterilerinin parmak izini, ek güvenlik ve internet uygulamaları için de yüzlerini sayısallaştırıp veri bankalarına kaydetseler, pos ve bankamatik makinelerini de bu sisteme uyarlasalar plastik kart taşımak zorunda kalmayız.
Biometrik sistemler o kadar gelişti ki, parmak izi için taradıkları parmağın canlı olup olmadığını bile kontrol edebiliyorlar. O kadar zor yanıltmak anlayacağınız.
Bankalar, kartlar için güvelik amacıyla gerekeni yapıyor olsalar da, şifresini bilen biri başkasının kredi kartını kolayca kullanabilir. Oysa biometrik sistemleri aldatmak bununla karşılaştırldığında imkansız gibi.
Aynı şekilde işyeri giriş kartları da benzer şekilde ortadan kaldırılabilir.
Birileri şu sistemleri geliştirip uygulasa da bizler biraz daha konforlu ve güvenili bir sistem kullanabilsek.
31 Temmuz 2009 Cuma
Powcell İle Güneş Doldursun iPhone Pilinizi
Powcell iPhone, BlackBerry gibi telefonlarda hiç bir değişiklik yapmadan basit bir beşik tasarımıyla güneş ışığından pil dolduruyor.
Toplam şarj süresi maksimum 4 saat. Aslında 1 saatlik şarj kullanım için yeterli ancak en yüksek dolum seviyesine ulaşması için 4 saat gerekliymiş.
Bu şarj eden beşiğin güzel tarafı, kendi içerisinde bir pile sahip olması. Dolayısıyla bir ton borca girip aldığınız değerli telefonunuzu güneş altında bırakmanız gerekmiyor. Güneşe koyduğunuz Powcell dolduktan sonra ne zaman isteseniz telefonunuz üzerine takıp şarj edebiliyorsunuz.
Detaylı bilgi için http://www.powcell.com/about.html adresine bakabilirsiniz.
Popcornhour C-200
Bir süreden beri, gelecekte Televizyon ve İnternet'in bir yerde buluşacağını düşünüyorum. Bu nedenle de bunu gerçekleştirecek olan medya alıcılarına karşı seçici algıya sahibim. Nerede bir tane görsem muhakkak özellikleri neymiş, neleri beceriyormuş diye bakmadan edemiyorum. zaman zaman blogumda bu tür şeyleri paylaşmadan edemiyorum.
Medya oynatıcıları henüz gelişme dönemindeler. Genellikle bir sabit disk ya da taşınabilir bellek üzerinden dosyaları yüksek çözünürlükleri de destekleyerek tv'den izlememize yarıyorlar. Kablolu ya da kablosuz yerel ağa ve İnternete bağlannan türleride var. Hatta bazıları video sitelerinden görüntüleri seyretmenizi de sağlıyorlar.
Popcornhour markalı ürünler oldukça gelişmiş özellikleri sunuyor.
Kısa süre önce piyasa sürülen C-200 modeli oldukça çekici. Her çeşit medya dosyasını oynatmayı kolayca beceriyor. İnternetteki görüntüleri (YouTube, Vuze, vb.) gösterebiliyor. Radyo dinletebiliyor. Bağlayabileceğiniz bir sabit disk ile ağınızda medya sunucusu oluyor. P2P paylaşım ağlarından dosya almanıza yarıyor. Üzerinde yer alan 3,5 inchlik yuvasına Blueray destekleyen bir sürücü de takılabiliyor.
Bunlar dışında yapabildiği pek çok başka şey var. Linux işletim sistemi ile çalışıyor. Online güncellenebiliyor. Linux kullanmayı bilmeyenlerin biraz zorlanacağı bir arabirimi olsa da takıldığınız yerlerde biraz Google araması yapmak sorunlarınızı çözmede en kolay yöntem olacaktır.
Evlerde TV'lerin vazgeçilmez eki haline geleceğini düşündüğüm medya oynatıcılarını ulaştığı yeri gözler önüne sermesi açısından blogda bahsedilmeyi hakeden bu cihazın özelliklerini http://www.popcornhour.com/onlinestore/index.php?pluginoption=productinfo&item_id=12 adresinden detaylı olarak okuyabilirsiniz. Satılmaya başladığında da yurdumuzdaki temsilcisinin http://www.popcornhour.com.tr adresinden edinebilirsiniz.
Microsoft ve Yahoo Sırtsırta
Microsoft ve Yahoo 10 yıl için güçlerini birleştirdiler.
Bing arama hizmetini kısa bir süre önce kullanıma açan Microsoft'un 2. sırada tercih edilmekte olan arama motorunun sahibi yılların devi Yahoo ile bu birlikteliklerinin ardında ne var.
Aslında bu bir ilk değil. Daha önceleri MSN ve Yahoo Messenger kullanıcıların birbirlerine ulaşabilmeleri sağlanmıştı. Bir ara Yahoo satıldı satılacak Microsoft alıyor söylentileri ile çalkalandı ortalık. Satış olmayınca bu defa karşımıza 10 yıllık bir anlaşma ile geldiler.
Google dev olma yolunda güzel güzel yürüyor. Arama konusunda ezici lider, kullanıcı için vazgeçilmez hizmetlerinin hepsi birbirinden kıymetli.
Gmail, en işe yarar Google hizmeti. Microsoft'un yıllardır satıp güzel kazandığı pek çok ürünü uzun zamandır tehlikede. Gmail'den çıkmadan yardımcı uygulamalarla her türlü doküman online okunup yazılabiliyor. Pdf'ler, sunum dosyaları da bu listede yer alıyor. Takvim uygulaması da eklendiğinde, paralı bir ofis paketi almak anlamsızlaşıyor.
Bir de ilk olarak akıllı cep teledonlarında işletim sistemi olarak Google tarafından geliştirilen Android var ki Microsoft'un iPhone karşısında çok sönük kalan mobil işletim sistemine, ciddi bir rakip olacak gibi duruyor. Arkasından masaüstü ve taşınabilir sistemlere işletim sistemi gelirse seyreyleyin curcunayı.
Microsoft içinden birilerinin "bu gidişe dur demeli" diye düşünmesi beklenen bir gelişmedir sanırım.
Microsoft ve Yahoo'nun anlaşmaları biraz da korkudan mı ne?
28 Temmuz 2009 Salı
VN1000HD Hi-Def POD

Güzel bir medya oynatıcısı daha buldum. Full HD desteği yok, sadece HD desteği bulunuyor. Ancak Youtube gibi Online servislere erişme imkanı var. PC olmadan internet deneyimi yaşamak isteyenler için ideal bir çözüm olabilir. Bir web gezgini bulunmuyor ama gelecekte o da eklenecekmiş. Kullandığı işletim sistemi hakkında pek bir bilgi verilmemiş.
MKV dahil pek çok türde film dosyasını oynatabiliyor. Fiyatı 150 Amerikan Doları. Kablosuz erişim usb cihazı bu fiyata dahil değil. Onu da eklerseniz sanırım daha esnek olarak kullanmak mümkün olur.
http://www.verismonetworks.com adresinden ulaşıp inceleyebilirsiniz.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
Hıyar Kokusu (küçük hikaye)
Yazın en sıcak zamanı. Temmuz devrilip, Ağustos yönetimi ele almış. Evin içi direkt güneş aldığından "yanıyür". Telaşla FT8 yapan ...
-
Merhaba. Gurme bir arkadaşım var. Yaklaşık 4-5 senedir kendi tüketimi için şarap yapıyor. İlk yaptığı şarap, pek kolay içilemez olsa da, s...
-
Forum belli grupların birbirleri ile görüş alışverişi yapabilimelerini sağlayan bir ortam. Popüler forumların etkisiyle ortalıkta pıtrak gib...
-
Köpük baloncuk yaparken deterjan ve su kullanıyorsanız muhtemelen baloncuklarınız hemen patlıyordur. Dayanıklı baloncuklar için çözelti...
-
Model uçak için gerekli malzemeler: Maket Bıçağı Makas Yapıştırıcı Kendinden yapışan bant Kırtasiyede bastırılmış pdf çıktısı ...
-
Bu aralar "Kavanozdaki Beyin" benzetmesi aklıma çok geliyor. Hepimiz aslında dünyadan olabildiğince yalıtılmış birer beyiniz. Bir ...