Youtube erişimi tekrar kapatıldı.
Uzun uzun yazacak bir şey yok.
Bu, yanlış ortaya çıkartılmış bir yasa maddesine dayanarak yapılmıştır.
Sonucu sadece Türkiye'de etkili olmaktadır.
Geri kalmış birtakım ülkelerde bu tür engellemeler yapıldığından Ülkemizin yurtdışındaki itibarı ve görüntüsü kötü etkilenmektedir.
Sadece DNS sorgulaması değil, siteye erişim tamamen kapatıldığından eskisi gibi arka yollardan ulaşmak da mümkün değil.
Ancak başka bir erişim imkanı var hala. Anonymous vekil sürücüler buna imkan verebilir.
Peki buna gerek olmalı mı?
Engelleme efektif mi?
Tartışılması gereken asıl bunlardır.
14 Mart 2008 Cuma
Youtube'un Yeni Görünümü
Youtube erişimi tekrar kapatıldı.
Uzun uzun yazacak bir şey yok.
Bu, yanlış ortaya çıkartılmış bir yasa maddesine dayanarak yapılmıştır.
Sonucu sadece Türkiye'de etkili olmaktadır.
Geri kalmış birtakım ülkelerde bu tür engellemeler yapıldığından Ülkemizin yurtdışındaki itibarı ve görüntüsü kötü etkilenmektedir.
Sadece DNS sorgulaması değil, siteye erişim tamamen kapatıldığından eskisi gibi arka yollardan ulaşmak da mümkün değil.
Ancak başka bir erişim imkanı var hala. Anonymous vekil sürücüler buna imkan verebilir.
Peki buna gerek olmalı mı?
Engelleme efektif mi?
Tartışılması gereken asıl bunlardır.
13 Mart 2008 Perşembe
Dokunmadan Dokunmatik Ekran
"Ahh, bu benim aklıma gelmişti" dedirtecek bir buluş. Dokunmadan dokunmatik gibi ekranı kullanmak. Aslında gözümüzün önünde duran bir iki teknolojiyi birleştirdiniz mi oluveriyor.
Bunu birleştirenlere gelince Eliptic Laps firması.
İşin özü şu. Artık patentli bir teknoloji (yani geç kaldınız) olan "Touchless human/machine user interface for 3D navigation" yani 3 boyutlu dokunmasız insan/makina kullanıcı arabirimi basitce nasıl çalışıyor diyorsanız buyrun filmini seyredin.
İşin ilginç yanı, öyle ele eldiven giyme, parmaklara sensör takma, gibi detaylarla uğraşmaya gerek kalmamış olması. 1 metre uzaklığa kadar 3 boyutlu bir şekilde el hareketlerini tanıyarak istediklerinizi ekranda yapıyorsunuz. Aklıma lisede nefret ettiğim üçgenin hipotenüs'ü ile ilgili matematik dersleri geldi hemen. Kimbilir belki de aynı mantığı 3 boyutlu uzayda kullanmışlardır. Sanırım iki adet kamera bu işi kotarabilir. Ancak ya şu dokunmadan işleyen mousepad'e ne denebilir bilemiyorum.
Teknolojinin cep telefonlarına bile uygulanabilecek olması ise kullanım alanlarını bir anda çok genişletiyor.
Uygulama alanları ise doğrusu heyacan verici. Örneğin tıpta kullanımı olabilir. Siteril ameliyat ortamlarında cerrahların IT itiyaçları bu yolla kolayca karşılanabilir. Buna dişçileri ve veterinerleri de ekleyebilirsiniz.
Oyun sektöründe keyifle karşılanabilecek bir arayüz. Oyunları dokunmadan belli bir mesafeden oynamak keyifli olabilir.
Dokunarak kullanılmasının problem oluşturabildiği durumlar nedeniyle halka açık alanlarda kullanılan bilet satış makineleri, bilgi sistemleri, bankamatikler bu teknolojiyi kullanabilirler.
Özetle, iyi bir Ar-Ge projesi olduğu ve gelecekte pek çok alanda kulllanılabileceği açık olan bir yenilik. Norveç Hükümeti ve üniversiteleri de projeye destek vermişler.
İyi yanları:
Ekranda, parmak izi kalması sorunu kalmayacak.
Televizyonunuzu uzaktan kumanda olmadan kullanabileceksiniz.
Oto Servisleri gibi kirli, yağlı işlerde klavye ve ekran temasına gerek kalmayacak.
Cep telefonlarına uygulanabilecek halde.
Kötü yanları:
Gece, sesi kısayım derken tüm komşuları ayağa dikebilirsiniz (malum henüz yeni teknoloji düzeltilecek yanları olabilir)
Kullanımı öğrenmek zor olabilir. Ancak bunun aşılabilecek bir konu olduğunu düşünüyorum (Bilgisayarda fareyi elinize ilk defa aldığınız dönemi düşünün).
Belli bir mesafe yakınlığı gerektiriyor.
Microsoft'un reklamlarını yaptığı dokunmatik işletim sistemi (surface) daha pazara sunulmadan böyle bir rakip karşısında ne tepki verecek (bir satınalma, ufuktan göz kırpabilir mi acaba?) merak ediyorum...
11 Mart 2008 Salı
Kendini Bil

Yazıya, bir klişe ile başlayacağım. Yukarıda canlandırmasını gördüğünüz, Delfi tapınağının girişinde "kendini bil" (gnothi seauton) yazar. Aslında felsefi olarak dipsiz bir kuyunun girişini gösteren bir sözdür. Ancak kendini tanıma serüvenine en baştan başlamak gereklidir.
Socrates tarafından Yunan uygarlığına kazandırılan bu söz aslında büyük ihtimalle Mısır'dan edinilen bilgilerin bir parçasıdır. Ancak daha önceki bir uygarlığa ait birikim olduğu konusunda spekülasyon yapmadan da duramayacağım.Şimdi durup dururken kendimden bir örnek vereyim (buna bayılıyorum).
Geçtiğimiz ayın başından bu yana sol ayağımın yan tarafında bir ağrı var. Hissettikçe endişelendiren, "acaba gene topuk dikenim mi nüksedecek" diye düşündürecek kadar sıkıntı veriyor! İyi de, bu seferki topukta değil, sol ayağın solunda serçe parmağın aşağılarında bir yerde.
Doktora göstermeden önce kendi kendime, bir kere daha yaptıklarımı sorguladım. Ayakkabım mı hatalıydı yoksa? Uzatmayayım; özellikle evde bilgisayar başında birşeyler yaparken sol ayağımı içe büküp, üzerine de sağ ayağımla yüklendiğimi farkettim. Sen farketmeden ayağını ez dur, sonra da "neden ağrıyor bu" diye hayıflan!
Şimdi felsefesini yapmaya çalışalım biraz. Kendini bilmek, aslında aydınlanmanın başlangıcı. Belki de bir üst bilinç haline geçmenin ilk kapısı. Tasavvuf da bu konuyu atlamamıştır. Öğretilerinin en önemli unsurlarından biri "kendini bilmek"tir.
Yunus Emre, asırlar öncesinden belki de bu güne sesleniyor! Sesini duymamız gerekiyor. Nedenine gelince, Türk insanı Müslümanlık ile buluşmanın ve aydınlanmanın yolunu aslında çok eskiden açmıştır. Laik ve aynı zamanda yaygın inancı müslüman olmak Anadolu'da anlaşılabilir bir durumdur. Bunu anlayamayanlar, Anadolunun yaşadığı aydınlanma sürecini yaşamamış olan toplumlardır. Lütfen, uzun da olsa, daha önce okumuş olsanız da, aşağıdaki dizeleri bir kez daha sindire sindire okuyun...

İlim Bilmektir - Yunus Emre
İlim ilim bilmektir
İlim kendin bilmektir
Sen kendini bilmezsen
Ya nice okumaktır
Okumaktan mana ne
Kişi Hakk'ı bilmektir
Çün okudun bilmezsin
Ha bir kuru ekmektir
Okudum bildim deme
Çok taat kıldım deme
Eri hak bilmez isen
Abes yere yelmektir
Dört kitabın manasın
Bellidir bir elifde
Sen elifi bilmezsin
Bu nice okumaktır
Yigirmi dokuz hece
Okusan ucdan uca
Sen elif dersin hoca
Manası ne demektir
Yunus Emre der hoca
Gerekse var bin hacca
Hepisinden eyice
Bir gönüle girmektir
Türkiye Cumhuriyeti laik olması son derece doğaldır. Bu aslında cumhuriyetten çok daha önce başlamış bir aydınlanma sürecinin sonucunda olmuştur. Atatürk, aydın ve kamil bir insan olarak bu sürecin adını koymuştur. Ancak bu yaptığı öyle basit bir devrim değildir. Burada hedef alınan Kurtuluş Savaşında hadleri bildirilen düşmanlardır. Gerek batı, gerek doğudaki emperyalist unsurlardır.
Bu unsurların uzantıları halen çabalarını sürdürmektedir.
Ağrıyan ayağımın farkında olmak için harcadığım çabadan başlayıp geldiğim noktaya bakın.
Yıldızlara bakarak yürürüp, geleceği görmeye çalışırken dikkat edin, önünüzde çukur olmasın!...
Kendinizi bilin ve tanıyın,
Kaynaklar:
http://www.weblopedi.com/i/ilim_bilmektir_yunus_emre_sarki_sozu_ve_sozleri-t5170.0.html
http://www.atlantisresim.com
http://www.shunya.net
9 Mart 2008 Pazar
Küçük ve becerikli
Asus Eee PC 900 modeli Cebit 2008'de görücüye çıktı! Yukarıda solda 7 inch'lik model sağ tarafta ise 8.9 inch'lik yeni Eee 900 görünüyor. Asus Eee serisi ucuz ve kolay taşınabilir olmak iddiasıyla geçtiğimiz yıl raflarda yerini almıştı. Doğrusu biraz hayal kırıklığı da yaşanmadı değil. Bu subnotebook biraz geç ve yaklaşık iki katı fiyata piyasaya çıktı. Bakalım bu yeni model ne zaman ülkemize gelecek? Diğeri (Eee 700) 8 ay kadar bir sürede zar zor geldiğine göre bundan da daha iyisini fazla beklememek lazım. Ancak ekranının büyümesi kullanışlılığını artırabilir. Bu da doğal olarak satışlarının artması anlamına geliyor.
Eee PC'ler kısa sürede kendi hayran kitlesini de doğurdu. http://forum.eeeuser.com/ sitesinde Eee Pc meraklıları makinelerin her bir yerini kurcalayıp, uçuk işler çıkartıyorlar. Zamanınız varsa muhakkak uğrayın! Bunlar arasında, depolama kapasitesini artırmak, minicik kasa içerisinde boş bırakılmış her noktaya olur olmadık ekler yapmak da var. Bir kullanıcı arabada mp3 dinlemek için içerisine fm verici bile tıkabildiğine göre insan bu küçük taşınabilir makineyi daha da çok merak ediyor doğrusu.
Yeni model Eee 900, 9 inch'e yakın daha büyük ekranı yanında başka yenilikler de getiriyor. Öncelikle daha fazla depolama alanı var! 12 Gb Solid State Sabit Disk ve 1Gb bellek ile piyasaya sürülecek olan cihaz bu defa Windows XP yüklü olarak da alınabilecek.
Özellikler artarken boyutta da ister istemez bir miktar büyüme olmuş. Eee 700 serisinde 900 gram olan ağırlık da 90 gram daha artmış Gelin şuna şişmanlayıp 1 kilo olmuş diyelim... Ancak asıl büyüyen parasal değeri ne yazık ki. Ülkemiz açısından 600 Dolarlık yurtdışı fiyatı alınırlığını ortadan kaldıracak bir unsur olarak düşünmek yanlış olmaz. 500 USD altına taşınabilir PC'lerin olduğunu düşünecek olursanız Eee PC ağzıyla kuş tutsa satılmaz gibi geliyor bana. En azından ben olsam bunun yerine 3-5 kilo fazla da olsa bir dizüstü alıp kullanmayı tercih ederim doğrusu.
Asus 700 serisi küçük sevimli ve ucuz olduğundan çok tutulmuştu. Şimdi daha büyük, daha ağır üstelik de daha pahalı bir model sözkonusu. Benim alt dudağımı düşürmeye yetti de arttı bu durum ya neyse...
Kimler İçin?
Aklıma hemen bir türlü PC ile işi olmamış ama çevresindeki herkes elektronik posta kullanıp da kendisinde olmaması nedeniyle buruk kalanların sırf bu yüzden böyle bir cihaz alabilecekleri geliyor. Ancak sanırın en azından 1 yıl kadar fiyatların makul düzeye düşmesini beklemeleri gerekecek.
Eksileri
Bu kadar popüler olmuşken, ben olsam içine 250 Gb 2.5 inch bir sabit disk atıverirdim bu eksik.
Dokunmatik bir ekran bu cihaza yakışır. İsteyen bir kalem yardımıyla kullanabilse bu işte yeni olanlar özendirilirler.
Modifikasyon meraklılarına özel, kasa sökmeden donanıma erişim için özel bir bölme düşünmenin zamanı gelmedi mi?
10 inch ekran da nasıl yakışır bu cihaza.
Fiyat hala uçuk ve fazla. Sürümden kazanıp tüm dünya piyasasını ele geçirmek Asus'un vizyonuna fazla geliyor sanırım.
Eski serideki batarya kullanılmaya devam edilince pil süresi de ister istemez kısalıyor!
Kaynaklar:
http://forum.eeeuser.com/viewtopic.php?id=18369
http://www.engadget.com/photos/hot-9-inch-on-7-inch-eee-pc-action/673218/
http://www.chip.com.tr/konu/Asus-Eee-PC-900-Daha-buyuk-ekran-ve-hafiza_5839.html
http://news.zdnet.co.uk/hardware/0,1000000091,39362122,00.htm?r=1
http://community.zdnet.co.uk/blog/0,1000000567,10007451o-2000331761b,00.htm
6 Mart 2008 Perşembe
Tak Fişe, Başla İşe!
Öncelikle en basitlerinden başlayayım anlatmaya
Yukarıda görmekte olduğunuz Mini Station SOH-2000 fiyat ve kalite olarak aşağılarda olan bir ürün. Bir sunucuyla ethernet portu aracılıyla haberleşiyor, VGA, fare, klavye ve hoparlörlerinizi bağlayıp (mikrofon girişi yok!) sunucunuzun gücüne göre 30 adede kadar terminal sahibi olabilirsiniz. Oyun oynatmadan sadece internet erişimi verecek bir eğitim salonu için düşük maliyetli çözüm olarak düşünülebilir. Sunucunuzun üzerindeki tüm windows uygulamalarını sorunsuz çalıştırabiliyor. Tek bir PC'yi birden fazla kullanıcıya kullandırmak işin özü.
Biraz daha iyi bir cihaz istiyorsanız, var elbet.
Ncomputing L230 Network Terminali neredeyse tam bir pc kadar bağlantı noktasına sahip. Son derece az enerji tüketiyor ve sessiz. Fazladan mikrofon ve USB bağlantıları da var. "Bilgisayar isterim" diye sızlanıp duran ilköğretimdeki çocuğunuzun odasına, yada doktor muayenahanenizdeki yardımcınızın masasına düşük maliyetli bir çözüm olarak düşünülebilir mi ne dersiniz?
Bu cihaz yanında gelen aksesuarla bir adım öne geçiyor. Hele Standart lcd monitörlerin arkalarında yer alan montaj yuvasına takılmasını sağlayan bir aksesuarı var ki ortalıktaki kablo salatasını bir anda organize ediyor. Fiyatı 333 YTL.
Bir de yukarıdaki cihaz var. HydraPAC 2000/XP Multimedia aslında biraz daha geri bir teknoloji sayılır ama kimine daha kullanışlı gelebilir. Bu cihaz ethernet değil usb üzerinden haberleşerek tek PC'yi çok kişiye kullandırabiliyor. Bu defa da herkesin kendi monitör, klavye, fare ve ses imkanı var tabi ki. 8 adede kadar kullanıcı sayısı ise doğal olarak ethernet üzerinden 30 adede kadar çıkabilen diğer modellerin gerisinde kalıyor.
Multi PC network terminali yukarıdakilere göre daha gelişmiş bir cihaz olarak ortaya çıkıyor.
Windows Ce işletim sistemi ile ya da Gömülü terminal yazılımı ile çalışıyor. Diğerleri gibi 30 adede kadar bir sunucuya bağlanabiliyor. Avantajı, tamamen Türkçe bir arayüze sahip olması kuşkusuz. Ayrıca CF hafıza kartı ile hafızası arttırılabiliyor.
İşte bomba
Şimdi sıkı durun en iyisini sona bıraktım. Yukarıda anlatılan tüm cihazlar bir ana bilgisayara muhtaç. İyi de kendi başına çalışsa fena mı olur bu cihaz? Beklentilerin biraz ötesinde bir cihaz var aslında. Yer kaplamama konusunda ise benzeri yok denilebilir. İşte Jack PC. Ya da halk arasındaki kullanımıyla Priz PC.
Priz PC gerçekten yenilik getiriyor. Standart ethernet portu sökülüp yerine takılabiliyor. Enerjisini ethernet hattından alıyor (buna uygun donanım desteğinin switchte olması gerekiyor yoksa üzerindeki adaptör girişinden beslemek lazım).
İşin asıl ilginç yanı bu cihaz resmen bir PC. Üzerindeki işletim sistemi Windows Ce. Bunun olası bir iki sakıncası olabilir tabi. İstediğiniz tüm programları çalıştıramayabiliyorsunuz. Ancak bu cihaz o kadar az yer kaplıyor ki (hatta kaplamıyor).
Birkaç değişik konfigürasyonlu modeli var. Cihazı monte ettikten sonra geriye monitör, klavye ve farenizi takmak çalışmaya hazır hale gelmesi anlamına geliyor.
En üst modelinin özelliklerini yazmadan geçmeyeyim.
Özellikler: DVI-I görüntü çıkışı, ikili monitör desteği, Sağlam, çalınmaya karşı dayanıklı yapı, Duvara, mobilyaya, zeminde saklı ethernet kutulara montaj kolaylığı, Ethernet üzerinden güç desteği veren (PoE) standart cihazlara bağlanabilme. Aynı zamanda dışarıdan da beslenebilme, RISC bazlı mimari, 8 Mb video belleği İsteğe göre düzenlenebilir masaüstü arabirimi, Kullanıcı ihtiyaçlarına göre plug-in'ler ile şekillendirilebilen modüler işletim sistemi, Tak-çalıştır özelikli, Bilgi güvenliği yüksek, Virüslere ve Truva Atlarına (Troyan) karşı neredeyse %100 güvenli, Kullanıcı yönetim arabirimiyle ölçeklenebilir bir sistem yönetimi.
Windows Ce yerine Linux bazlı bir işletim sistemi alternatifinin de yakında sunulma ihtimali var.
Donanım özelliklerinin dikkat çekici özellikleri ise şunlar: 128 mb DDR hafıza, 64 MB sabit disk niyetine flash bellek (kutu içinde), 4 usb girişi, Mikrofon ve hoparlör girişleri, Ethernet (buat içinden kablo bağlantısı) Sunucu aracılıyla veri yönetimi uygulamaları desteği.
Aşağıya tanıtıcı filmini de ekledim. İngilizce bilmeseniz de izleyebilirsiniz. Cihaz ve kullanım alanları hakkında fikir veriyor.
Bu teknolojik gelişme hızı ile 10-15 yılda peynir tenekesi büyüklüğünde PC'ler buatın içine girdi ya, artık bundan sonra ne görsem şaşırmayacağım, söz.
Sağlıcakla kalın.
27 Şubat 2008 Çarşamba
25 Yıllık Korku "Thriller"

Masadaki Arkadaşlarım Aslında Kavanozda Yaşayan Birer Beyin Mi?
Bu aralar "Kavanozdaki Beyin" benzetmesi aklıma çok geliyor. Hepimiz aslında dünyadan olabildiğince yalıtılmış birer beyiniz. Bir ...
-
Model uçak için gerekli malzemeler: Maket Bıçağı Makas Yapıştırıcı Kendinden yapışan bant Kırtasiyede bastırılmış pdf çıktısı ...
-
Merhaba. Gurme bir arkadaşım var. Yaklaşık 4-5 senedir kendi tüketimi için şarap yapıyor. İlk yaptığı şarap, pek kolay içilemez olsa da, s...
-
Forum belli grupların birbirleri ile görüş alışverişi yapabilimelerini sağlayan bir ortam. Popüler forumların etkisiyle ortalıkta pıtrak gib...
-
Eğer eve kendim strafor kartonpiyer yapayım diyorsanız işte size bir kaç kolaylık sağlayabilecek öneri. Odanın tepe köşelerini hafif str...
-
Çocuklar ödev yaparken çizgisiz kağıdın altına koyup, üzerinde düzgün yazı yazabilmeleri için defalarca çizgili kağıt yapıp yazıcıdan bas...