19 Temmuz 2013 Cuma

Akıllı Televizyon İster Misiniz?



Piyasada satılan pek çok ince panel televizyon artık akıllı. Peki ya sizin elinizde bu TV'lerin yaptıklarını yapamayan sade bir LCD ya da Plazma TV varsa onu akıllandırmak güzel olmaz mı? Bakalım nasıl yapılır?
Merhaba,

Akıllı televizyonlar, içerisine bilgisayar gömülmüş cihazlardır. Bilgisayarlar eskisine göre çok küçüldüler. O nedenle fazla yer kaplamadan bir televizyonun içerisine de konulmaları zor değil. Üreticiler, yeni televizyonların içerisine böyle çok çekirdekli ve video hızlandırıcı işlemci içeren mini bilgisayarları yerleştiriyorlar. Böylece evinize hem televizyon hem de bilgisayar almış oluyorsunuz.

Akıllı televizyonlar görüntülü görüşmeler yapmanıza, mail okuyup-yazmanıza, oyun oynamanıza, Youtube ve benzeri sitelerde görüntüleri izlemenize, İnternet'te gezinmenize ve yüklenebilen pek çok uygulama ile daha başka işlevlere sahip olmanıza imkan tanır. Ayrıca, dışarıdan takılan sabit diskler ve usb belleklerin içerdiği filmleri oynatabilir, müzikleri çalabilir, resimleri gösterebilir. Yine usb üzerinden takılabilecek kablosuz bir klavye fare seti ile kullanmak ve yazı yazmak son derece kolaylaşabilir. DLNA denilen ve multimedya içeriğinin ağ üzerinde paylaşılmasını kolaylaştıran bir sisteme de sahip olan bu cihazlar o anda ağınıza bağlı bilgisayarlar ve DLNA destekleyen cihazlar üzerinden başka bir bağlantı olmadan film, müzik, fotoğraf gösterebilirler.

Smart TV olarak satılan bu televizyonlar için son derece esnek bir kullanım imkanının bulunduğu ortadadır. Peki elinizde bu kadar akıllı bir TV yoksa ya da yeni aldığınız televizyon bu işleri yapamıyorsa ne yapılabilir?

Özellikle Çin menşeli web mağazalarında bu işlevlerin tamamını televizyona kazandırabilecek HDMI üzerinden TV'ye bağlanan küçük bilgisayarlar 120-200 TL bedelle satılmaktadır. dx.com, aliexpress.com gibi siteler hemen ilk anda akla gelenler. Bu cihazlar genellikle 2, bazen de 4 çekirdekli işlemcisi olan son derece hızlı ve görüntüleri hızlandıran görüntü işlemcilerine de sahipler. İşletim sistemleri Android olup Google Play mağazasında çoğu bedava sunulan uygulamaların neredeyse tamamını çalıştırabilirler. Kablosuz ev ağınıza bağlanabilen bu cihazlar için fazla bir kablo karmaşasına da gerek yok.

Google Tv Player ya da HDMI Android TV Dongle olarak arattığınızda bulabilirsiniz.

Ülkemizde akakce.com sitesinde "Android HDMI" olarak aradığınızda bulabilirsiniz.

Bir gün küçücük bir bilgisayarı televizyona bağlayıp her türlü bilişim ihtiyacımızı karşılayabileceğimizi, geçmişte söylenselerdi "acaba Sinclair ve Commodore günlerine mi dönülecek yeniden?" diye ister istemez düşünürdüm ama olan durum buna çok benziyor doğrusunu isterseniz.

Dizimiz devam edecek.

İyi günler dilerim.

17 Temmuz 2013 Çarşamba

Bulutta Evrak Depolayın


Hiç bir şeyi atamayanlardan mısınız? Peki, bütün sakladığınız dokümanlarınızı sayısallaştırıp bulut üzerinde saklamaya ne dersiniz? Laf aramızda, atın kurtulun hepsinden. Kağıtların esiri olmayın!
Merhaba,

Depolama için en başlarda disketler vardı. Daha sonra disketlerin yerini CD'ler aldı. Her ikisi de uzun süre işimizi gördü. Taşınabilir diskler çıktığında, durum biraz değişti çünkü depolama alanı inanılmaz miktara artmıştı. Ancak bir süre sonra taşınabilir disklerin aslında çok zor taşındıkları görüldü. Teknoloji yine imdada yetişti ve usb bellekler yeni depolarımız oldu. Tam alışmışken usb belleklere, bulut depolama diye bir kavram, yanımıza hiç bir şey almadan her yerden belgelerimize erişme imkanını sağladı.

Evrak, arapça varak (kağıt yaprak) çoğuludur. Gerekli evrakı saklamak işinize yarayabilir. Ancak ev ortamında giderek size gerekli gelen tonlarca kağıdın arasında toz, kir içerisinde kalmışsanız durum hem siz hem de sizinle birlikte yaşayanlar için zor olabilir. Eğer söz konusu olan birkaç klasör ise tabi ki sorun yok, ancak evrak saklamak için, bir ya da bir kaç odanızı feda ediyorsanız sorunun boyutu çok ciddi olabilir. Böyle bir durumda atmaya kıyabilirseniz o size göre değerli kağıtlarınızı hepsini sayılaştırıp İnternet'te saklamanız mümkün. Üstelik kategorilere ayırabileceğiniz için bu sakladıklarınızdan lazım olanlara her istediğiniz zaman ulaşabilirsiniz.

Öncelikle eğer odalar dolusu sakladığınız öte beri varsa, bunun bir fotoğrafını çekin. Bir süre sonra fotoğrafı inceleyin. Pek çok gereksiz, işe yaramaz öte beri görüyorsanız, onları toplayıp çöpe yollamanın zamanı gelmiş olabilir.

Eğer akıllı bir telefonunuz ya da tabletiniz varsa, belki farkında değilsiniz ama aynı zamanda bir doküman tarayıcınız da var. Google'ın Drive özelliği sayesinde 15 GB kadar bir alan emrinizde. Buraya dünyalar sığar. Android ya da iPad tabletinize, telefonunuza Google'ın Drive uygulamasını indirin.

Bu uygulama fotoğraf kamerasını kullanarak dokümanları tarar ve onları pdf yani neredeyse endüstri standardı haline gelmiş bir formatta saklar. Ayrıca bunu İnternet'te Google'ın size ayırdığı alana yükler. Böylece, depoladığınız o kağıda artık ihtiyacınız kalmamıştır. Yeniden değerlendirmek için kağıt toplayan bir yere bırakabilirsiniz. Belki tüm bu tür kağıtları tarayıp depo alana göndermek ve onları türlerine göre ayırmak zor gelebilir ama sadece bir kez yapılacak iş.

Google+ fotoğraflar kısmında 2048*2048 piksele yani yaklaşık 4 megapiksele kadar fotoğraflar limitsiz olarak yüklenebiliyor.

Box.com eğer Drive kullanmak istemezseniz güzel bir alternatif olabilir. Box'un da uygulamasıyla akıllı cihazınıza evrakı fotoğraf olarak yüklemek ve adını istediğiniz gibi belirlemek mümkün. Böylece aradığınızda kolayca bulmanız da olası. 5 GB alanı gözünü kırpmadan sistemlerine kayıt olanlara bedavaya veriyorlar. Bu da iyi bir alternatif. Aynı zamanda ses, görüntü de aynı şekilde anında uygulama üzerinden kaydedilip bulut depo alanına yüklenebiliyor. Fazladan özellik göz çıkartmaz sanırım.

cx.com da bulut depolama hizmeti veriyor. Hiç de azımsanmayacak bir 10 GB bedava alanı kaydolduğunuzda emrinize veriyor. Uygulaması, isterseniz çektiğiniz fotoğrafları doğrudan bulut alanınıza yükleyebildiği için uygulamayı çalıştırıp belgelerinizin fotoğraflarını çekmeniz onların otomatik olarak depolanmaları için yeterli oluyor.

Daha pek çok depolama çözümü mevcut. Mesela, 1 TB bedava fotoğraf depolamanıza imkan sağlayan Flickr.com ya da bu işleri ilk başlatanlardan dropbox.com da alternatifler arasında. Ülkemizden bir servis isterseniz TTNET kullanıcıları için 20 GB alanı bedava sağlıyor.

Bir keresinde bir yerde okumuştum. Eğer 6 ay herhangi bir eşyaya elinizi sürmüyorsanız onu atabilirsiniz diyordu. Hadi, bir yıl yapalım bu süreyi. Gereksiz öte beriden kurtulmak yaşam kalitenizi artıracaktır. En azından, tozundan kirinden kurtulmak bile, bir adımdır.

Gelin, özenle sakladığınız o kağıt yığınlarını sayısallaştırıp, kurtulun onlardan. Yaşam alanınızda değil, bulut sürücülerde yer işgal etsinler.

Bütün bu sayısallaştırdığınız içeriği her ihtimale karşı bir usb bellek ya da taşınabilir sabit diskte, en azından bilgisayarınızda da bir yerde tutmanızda veya birden fazla bulut depoya aynı dosyaları yedeklemenizde büyük fayda var.

Limitsiz depo alanını sağlayan justcloud.com ise diğerlerinden biraz olsun ayrılıyor. iPhone, iPad, Android, Blackberry için uygulamaları mevcut. Sanırım tam kirli çıkınlara yarayacak bir hizmet sundukları, ne dersiniz?

Bu programda pek çok site adresi verdim. Bu programa ve dolayısıyla verilen linklere burcakcubukcu.com adresinden ulaşabilirsiniz.

Dizimiz devam edecek,

İyi günler dilerim.

15 Temmuz 2013 Pazartesi

Blog Açmalı mı?



Blog, yani günlük yazmak, kimilerine göre çoktan modası geçmiş boşuna bir uğraş. Oysa blog içeriğini sizin belirleyip, doldurduğunuz üstelik kolayca bir arada tutup, kontrolü sizde olan bir ortam. Dolayısıyla modası olmaz. Peki bir blog açmalı mı? ve Blog türleri nelerdir?
Merhaba,

İstatistiklere bakılırsa 200 yıl önce dünya nüfusu 1 milyar kadarmış. Günümüzde ise Facebook kullananların sayısı bu rakamın üzerinde. Sosyal medya kullanımı bu kadar artmışken, sosyal medyada kendi ürettiğiniz içeriği paylaşmak ve okunurluğunu artırmak için yine sosyal medyayı kullanmak mümkün. Blog sosyal medyada ilk öne çıkan kavramlardan biridir.

Peki blog nedir?

Blog, yazmak için bir günlüğün kağıttan sayfaları yerine, İnternet'in sağladığı imkanlardan birini kullanarak sanal dünyaya not düşmektir. Niteliği gereği, bir tür dışavurumdur. İsterseniz başınızdan geçenleri anlatırsınız, isterseniz aklınıza gelen bir konuyu ele alan denemeler yazarsınız. "Nasıl yapılır?" türü bilgilendirici içerik oluşturabileceğiniz gibi dilerseniz moda, yiyecek-içecek, gezi, bilim, spor, teknoloji, ana-babalık, kültür-sanat benzeri konulara uzmanlaşan bir blog yazabileceğiniz gibi, aklınıza gelen her şeyi paylaşabildiğiniz bir blog mümkündür.

Kendimce bir sıralama da yapayım istedim. Buna göre:

Blog türleri:
Kişisel
Kurumsal
Topluluk

Blog tipleri:
Yazılı
Fotoğraflı
Görüntülü
Karma
Tematik

Peki blog açmak için ne yapmalı? Pek çok blog servisi veren yer var. Bunlardan birini amacınıza göre seçebilirsiniz. Genellikle herhangi bir harcama yapmadan bir blog servisi açabilirsiniz. Eğer yeterli trafik alabilirseniz, reklamlar yoluyla üzerinden para bile kazanabilirsiniz. Ancak hemen söyleyeyim, öyle büyük bir gelir düşü görmeyin.

Blogger, kolay kullanımı ve bedelsiz blog hizmeti vermesi nedeniyle benim favorim. İsterseniz kendi alan adınızı yine sistem üzerinden alıp, yıllık 10 dolar gibi bir bedel karşılığı blogunuzu kendi alan adınızla yayınlama imkanı olduğundan daha da çok beğeniyorum. Aynı hizmeti tumblr, wordpress gibi başka blog siteleri de veriyor.

Sadece resim çekip yayınlayayım, belki altına bir iki satır bir şey yazarım diyorsanız. Yine pek çok farklı alternatif var. Flickr, Tumblr, Instagram bu kapsamda düşünülebilir. Bir fotoğrafla, sayfalar dolusu yazı ile ifade edilebilecekleri aktarabilmek mümkündür. Bu itibarla fotoğraf günlüklerini de kapsam içerisinde tutmak doğrudur.

Görüntülü-sesli blog için video servislerinden birini kullanmak mümkündür. Youtube gibi bir yerde kendi kanalınızı açıp görüntü ve sesinizi, isterseniz kaydedip düzenledikten sonra, dilerseniz anında bilgisayarınızın ya da telefonunuzun mevcut kamerası üzerinden siteye yüklebilirsiniz. Yazmaktan çok, konuşmayı seviyorsanız görüntülü bir blog tutmak farklı bir çözüm olabilir. soundcloud.com gibi bir yerde Sadece sesli bir blog tutmak da mümkün.

Yeni medya kendini ifade için kullanıcılara değişik alternatifler sunuyor. Kendinizi ifade etmek ve görüşlerinizi arkadaşlarınızla paylaşmak için pekala Facebook, Twitter gibi sosyal medya ve mikro blog servisi yapan yerleri kullanabilirsiniz. Ancak Blog ile karşılaştırıldığında bu tür servislerde oluşturduğunuz içerik çok daha çabuk tüketilip eskiyecektir. Bloglarda yazdığınız içerikler ise eğer birilerinin aradığı bilgileri sunuyorsa, uzun zaman ziyaret edilecek, sadece arkadaşlarınız ve tanıdıklarınız tarafından değil, tüm İnternet kullanıcılarına görünür olacaktır. Blog içeriğinin derli toplu olacağını da unutmamak gerek. Dilediğinizde içeriğinizi tamamen yedekleyip başka bir servise taşımamız bile mümkün olduğundan buralardaki içerik her zaman sizin olacaktır.

Kimi kullanıcılar kolay erişilebildiği için Milliyet Gazetesi'nin Milliyet Blog'unu kullanmaktadır. Bu da bir seçenektir. Burada yazılarınız ilginçlikleri ile orantlı olarak sıradan bir blog servisine göre başlangıçta yoğun trafik alabilmektedir. Bu size ve ortamı sağlayan Milliyet Blogu için okur trafiği olarak karşılıklı faydalı olur. Ancak içeriğin kolay idare edilemediğini de belirtmek isterim. Trafik için faydası olacağını düşünüyorsanız Hürriyet Gazetesinin Yazar Kafe sitesi de içeriğinizi kategorize ederek öne çıkardığından okunurluğunuzu artırabilir.

Eğer yazı yazmayı, fotoğraf çekmeyi, konuşarak paylaşmayı seviyorsanız ve bunu bir maraton gibi sürdürebileceğinizi düşünüyorsanız bir blogunuz olsun. Düşünceleriniz ve paylaştıklarınız size belki "çok satan" eser kadar ün getirmez ama bir şeyleri değiştirmek, birilerinin aradıkları bilgiyi sunmak, insana güzel tatmin duygusu verir.

Özetle: Blog açmak istiyorsanız, hiç durmayın açın.

Dizimiz devam edecek.

İyi günler dilerim.

12 Temmuz 2013 Cuma

Akıllı Telefonlardan Hangisini Seçmeli?

Tatile cebinde yeni bir akıllı telefonla gitmek isteyenler için çok sayıda yeni seçenek var. Peki, beklentilerinize en iyi cevap veren ürün hangisi?

Akıllı telefon seçenekleri artarken ,”hangisini almalı?” sorusunun yanıtını bulmak da zorlaşıyor. Hangi akıllı telefonu seçeceğinize kolayca karar vermeniz için Teknolog öne çıkan modelleri inceledi.

Samsung Galaxy Note 2

Phablet sınıfı telefon-tablet karışımı cihazların ortaya çıkmasına imkân veren Galaxy Note’un üzerinden bir yıl geçtikten sonra yeni nesil Galaxy Note 2 kullanıma sunuldu. En baştan itibaren biz de dâhil çok sayıda kullanıcı böyle büyük bir cihaza karşı gelmiş ve kimse almaz demiştik ama aksine epey ilgi gördü ve başarıdan ötürü yeni model geliştirildi. Sadece boyutlarıyla fark yaratmayan Note serisinin sembolik eklentisi akıllı ve kullanışlı S Pen kalemi. Galaxy Note’u çok büyük ve taşınmaz bulduysanız bir kez daha düşünün. Yeni Galaxy Note 2’de boyutlar 151,1 x 80,5 x 9,4 mm, yani az fark da olsa ilk modelden daha büyük ama fark edilecek bir oran değil. Boyut farkının abartılı olmamasının nedeni ekran boyutunun 5,3 inç yerine 5,5 inç olması. Ciddi bir değişim yok ve HD 720p çözünürlükle devam ediliyor ama Super AMOLED panelde Pentile yerine RGB dizilim kullanılıyor. Sonuç olarak görüntü kalitesi daha da iyi seviyede.

Samsung Galaxy S4

Milyonlarca kişiye ulaşan Galaxy S serisinin 2013 modeli Galaxy S4 ile çıta bir kez daha yükseliyor. Samsung, bu modelle birlikte ilk kez Full HD 1080p Super AMOLED ekran sunmayı başarıyor ve rakiplerinin gerisinde kalmıyor. Aynı zamanda ilginç biçimde sekiz çekirdekli Samsung Exynos 5410 ve dört çekirdekli Snapdragon S600 içeren iki ayrı modelin üretimi gerçekleşiyor. Türkiye’de satılacak modelde Samsung üretimi Exynos 5 Octa 5410 işlemci yer alıyor. 2 GB RAM ve Full HD 5 inç Super AMOLED ekran da hesaba katılınca en iddialı akıllı telefonlardan biri ortaya çıkıyor. Bu kez daha da sağlam olan Gorilla Glass 3 cam tercih edilmiş. Samsung Galaxy S4’ün rakipleri kıskandıran bir diğer özelliği microSD kart yuvası içeriyor olması ve bataryanın değiştirilebilmesi.

Apple iPhone 5

Her yıl düzenli olarak gerçekleşen yeni nesil iPhone duyurularından sonra kullanıcıların heyecanla geri sayıma başladığını söylemek mümkün. Önceki iPhone 4S modeliyle sunulan az sayıdaki yenilikten sonra Apple’ın iPhone 5 ile bir kez daha büyük ses getirmesi gerekiyordu. iPhone 4S’e kıyasla ağırlığı %20 azalarak 112 grama inen iPhone 5 inanılmaz derecede hafif. Aksine ekran genişliği ise artık 3,5 yerine 4 inç ve uzunluk daha fazla. Ekran daha büyük olsa da genişlik korunuyor ve artan yükseklikle çözünürlük 960 x 640 pikselden 1136 x 640 piksele çıkıyor. Sonuç olarak çözünürlük 720p HD değerine bile ulaşmıyor.
Malzeme kalitesi ve işçilik anlamında çok iyi durumda olan iPhone 5’te antenle ilgili sorunlar geride kalmış durumda. Değişen iç yapıdan ötürü 3,5 mm kulaklık fişi alta taşınmış ve 30 iğneli bağlantının yerini yeni nesil ince Lightning portu almış. Çok sayıda aksesuarı olanlar için kötü bir haber ama ek bir adaptör satın alıp uyum sağlanabiliyor.

Nokia Lumia 920

Uzun süredir geliştirilmekte olan ve daha fazla özellik sunacak biçimde sürekli güncellenen Microsoft Windows Phone işletim sistemini denemek için Nokia Lumia serisi dışında kalan bir telefon seçmek pek anlamlı gelmiyor. Windows Phone işletim sistemli cihazlar dendiğinde akla gelen ilk isim Lumia serisi ve Nokia’nın Windows Phone 8 yüklü modelleri arasında en gelişmişi -yakında çıkacak 925’i saymazsak- Lumia 920. Bu telefonda çok sayıda üstün özellik bir araya geliyor. Tasarım anlamında Lumia 800 ve 900’deki çizgiler devam ediyor. Tek parça polikarbon malzemeden üretilen gövdeyi görüp de beğenmemek mümkün değil. 4,5 inç ekrana kıyasla büyük olan boyutlardan ve malzemeden ötürü 185 gramı bulan ağırlık kendini hemen belli ediyor.


HTC One, HTC One X+, HTC One S, BlackBerry Z10, Nokia Lumia 920, Samsung Galaxy S3, Samsung Galaxy S4, Samsung Galaxy Note 2, Google Nexus 4, Apple iPhone 5 ve Sony Xperia Z’in detaylı incelemelerini okumak için Teknolog’u ziyaret edin.

Bir bumads advertorial içeriğidir.

11 Temmuz 2013 Perşembe

Quup Nedir?



Sosyal Medya denildiğinde genellikle yurtdışından siteler gelir akla. Oysa yurdumuzda da pek çok sosyal medya servisi var. İşte bunlardan biri de quup.
Merhaba,

Sosyal medya'da bana kalırsa meraklılarının rahatça kullanabilecekleri, ayarların içerisinde boğulmadan istedikleri özellikleri en kolay şekilde ayarlayabilecekleri bir sistem şart. Bilmem hiç Facebook ayarları içerisinde kaybolmayanınız var mıdır mesela? Belki de, daha işlevsel ve kolay kullanılabilir bir sosyal medya hizmetini çok uzaklarda aramaya gerek yoktur.

Sosyal medya siteleri, kullanıcıların kalbini çeşit çeşit yöntemlerle fethetmeye çalışırlar. quup bunu sade, anlaşılır ve sürdürülebilir bir şekilde gerçekleştiren bir site.

Pek çok sosyal medya sitesi gibi akış mantığı ile çalışıyor. Kullanıcılar içeriklerini üretebiliyor, beğendikleri bir içeriği paylaşabiliyorlar. Beğeniler belirtilebiliyor. Yorumlar yapıldığında en son yapılan yorum en üste çıkıyor. Yorum yapılan içerikler, ana akışta yukarı çıkıp güncel kalıyor. quup'da paylaştığınız bir içerik eğer dilerseniz bağlı olan Facebook, Twitter veya Friendfeed hesaplarında da yayınlanıyor. Böylece isterseniz bir gönderiyi aynı anda dört sosyal medya sitesinde birden yayınlayabiliyorsunuz. Gönderi sırasında, altta çıkan küçük sembollerden dilediklerinizi aktif hale getirmek, paylaşımlarınızın görüneceği diğer sosyal medya sitelerini belirlemenizi sağlıyor.

Üye olmak için Twitter ya da Facebook hesabını da kullanmak mümkün. Bookmarklet'i de var, böylece dilediğiniz sitede, beğendiğiniz içeriği ve görselleri quup'a girmeden de o anda bulunduğunuz siteden ayrılmadan paylaşabiliyorsunuz.

Peki, benzerlerinden ayıran en önemli nokta ne quup'u? Öncelikle, bizden bir site. Sonra, kullanımı son derece kolay ve sade. İçindeki gruplar sayesinde istediğiniz kişilerin oluşturduğu alt toplulukta kolayca sosyalleşebiliyorsunuz. Dilerseniz, grup da kurabiliyorsunuz. Gruplar kapalı, yani sadece grup üyelerinin görebileceği içeriğin paylaşıldığı yerler olabileceği gibi, herkese açık grup oluşturmak da mümkün. Bütün bunları yaparken, menüler ve sayfalar arasında boğulup kalmamanız ise oldukça güzel.

Diğerlerinden ayıran özellikleri arasında öne çıkan "Kanallar" çok kullanışlı. Bu kanallar, hazır olarak sistemde yer alıyor. Konularına göre ayrılmış. İlgi alanınıza uygun düşen kanallarda bulunan ve gelecekte yayınlandıkça güncellenecek içeriği görüp, paylaşmak, yorum yapmak için beğendiklerinizi kendi kanallarınız içerisine eklemeniz yeterli.

Kullanım kolaylığı demişken, kendi sosyal medya geçmişinizi bu sitede oldukça kolay bir şekilde yönetebildiğinizi söyleyeyim. Böylesi bir kolaylık doğrusu ne Facebook ne de Twitter'da yok. Hani iki gün sonra birkaç milyar dolar fiyat biçip, bu siteyi alsalar yeridir.

Sitede, Kanal Listelerim, Benim kanallarım, Paylaşılanlarım, Yorumlarım, Beğenilerim, Resimlerim, Favorilerim, Gizlediklerim gibi linkler devamlı olarak sol tarafta elinizin altında duruyor. Böylece içeriğinizin geçmişi konusunda bir endişeniz olduğunda, bunlar arasından istediğiniz gibi quup'larınızı yönetebiliyorsunuz.

Sitenin akıllı taşınabilir cihazlar için "web" erişimi var. Ayrıca Android cihazlar için de uygulaması neredeyse hazır gibi. Dolayısıyla dünya devlerinden pek de bir farkı yok quup'un.

"Eğer sosyal medya'nın karışık yollarında kaybolmayayım, üstelik de yurdumda üretilmiş bir yazılımla çalışan bir sosyal medya sitesini kullanayım" diyorsanız quup size göre.

Dizimiz devam edecek.

İyi günler dilerim.

Hıyar Kokusu (küçük hikaye)

Yazın en sıcak zamanı. Temmuz devrilip, Ağustos yönetimi ele almış. Evin içi direkt güneş aldığından "yanıyür". Telaşla FT8 yapan ...