19 Temmuz 2010 Pazartesi

Sansürsüz İnternet

İnternet yasaklarına karşı 56 dernek ve oluşum geçtiğimiz Cumartesi günü İstanbul'da Taksim'de bir protesto yürüyüşü gerçekleştirdi. 1000'e yakın gösterici tepkilerini ve dileklerini bu yürüyüş vasıtasıyla Türkiye'ye duyurdular.

Bu katılımcı sayısının çok üzerinde diğer illerden destekçilerinin olduğu yadsınamaz. Peki bu insanların derdi neydi? Neden sıradan insanlar sokaklara döküldü?

İnternet önemli bir parçamız haline geldi. Sayesinde kimi zaman yerel, kimi zaman tüm dünyayı kapsamak mümkün. İnternet 10 yılda pek çok şeyi değiştirdi. Ekonomik hayatı değiştirdi. Artık İnternet sayesinde para kazanabilen bir grup insan var. Ülkemizdekilerin sayısı ise düşünülenden fazla. Doğrudan İnternet'ten kazanmasa da dolaylı olarak haberleşmesinin büyük bölümünü onun aracılıyla gerçekleştiren pek çok şirket, hatta devlet kuruluşu var. Demek ki iletişim şeklimizi de değiştirdi.

Değişmeyen yasakçı zihniyet internet gibi özgür bir ortamı cendereye almaya kalktı. Son zamanlarda yaşananlar bunların bir uzantısı adeta.
 
Ülkemiz yürürlükteki ilgili yasa ile internette hoşa gitmeyen bir içerik söz konusu olduğunda ona erişimi engelliyor. Böylece sadece ülkemizden, o içeriğe ayarlarına dokunulmamış bilgisayarlar üzerinden erişmek mümkün olmuyor. Bu arada, dünyanın başka her yanından o içeriğe isteyen ulaşabiliyor. Yani sanal olarak, bir anlamda, internet kullanıcılarımızın kafaları kuma gömülüyor. Aynı karikatürlerdeki devekuşları gibi. İyi yanından bakarsak, ülkemizde orta halli bir kullanıcı bile istediği içeriğe erişmek için bilgisayarının ayarlarını değiştirebilecek seviyede ağdan anlar oldu. Ancak tabi ki bu içinde bulunulan durumun çarpıklığını değiştirmiyor. Kanun koyucunun bu duruma el atıp yapılan yanlışlığı düzeltmesi gerekiyor. Belki toplum olarak birinci önceliğimiz değil, ama bunun bir şekilde yapılması gerekiyor.

Tarihde İskenderiye kütüphanesi defalarca yakılmıştır. Bilgi güçtür. Güç ise onun dışında olanlar için tehdit unsuru. Yakmak ise o dönem için aslında tüm bilgi birikimini ortadan kaldırmıştır. İyi ya da kötü tüm içeriğin yok olmasının insanlık tarihi için ne kadar bir süre kaybına denk geldiğini hesaplamak güç.

Kitap yakmak ile internette bir siteye erişimi kesmenin birbirine benzeyen noktaları nedir?
Kitap yakarak, belli sayıda ve en fazla yakılan ülkedeki kadar içeriği yok edersiniz. İnternette yapılan engelleme de iyi, kötü demeden içeriğe erişimi zorlaştırmaktadır.

Birisinin sizin adınıza neyi görüp neyi göremeyeceğinize karar vermesi doğru değildir. Doğrusu, özgür iradeleriyle bunu bireylerin kendi kendilerine yapmasıdır. Ülkemizin düşünce seviyesi bunu gerçekleştirebilecek düzeydedir. Bizler iyiyi kötüden ayırabilecek bir mirasa sahip, kendi özgürlüğünü kazanmış bir ülkenin bireyleriyiz. Sanırım kendimiz için en iyisinin ne olduğuna karar verebiliriz.

Geçtiğimiz günlerde 17 Temmuz 2010'da İstanbul Taksim'de saat 17:00'de yapılan protesto yürüyüşü İnternet engellemelerine karşı sokağa çıkan ilk tepki olarak yorumlanabilir. 1000'den fazla göstericinin düzeyli ve kararlı istekleri ilk defa sokaklarda yankı buldu. İnternet kullanıcılarının tepkilerinin sanal olmadığı böylece görülmüş oldu. Genci yaşlısı ile isteklerini dile getiren bu topluluğa kulak verilmeli. 

Engelsiz bir İnternet deneyimi yaşamak dileğiyle.
 
Bu yazıda büyük oranda Biltekhaber.com sitesinde yayınlanan yazımın içeriği kullanılmıştır.
Görsel http://www.ayan.org'dan alınmıştır.

Haftalık Tekil Ziyaretçi

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *