27 Mayıs 2013 Pazartesi

Twitter Özellikleri




Merhaba,

Twitter ile dizimize devam ediyorum ancak öncelikle güncel sayılabilecek bir gelişmeden söz etmek istiyorum. Mayıs 2013 ayının 3. haftası Yahoo'nun ünlü blog sitesi Tumblr'ı 1.1 milyar dolara satın alması ve bu satın almadan sonra "siteyi batırmayacağı"nı açılması ile sarsıldı.

Takip eden günde yine Yahoo'nun sahip olduğu Flickr fotoğraf sitesi kullanıcılara verdiği bedava depolama alanını 1 terabayt'a çıkardığını duyurdu. Kafanızda kolay canlandırabilmeniz için 6 megapikselde çekilmiş 500 binden fazla fotoğrafı siteye yükleyebileceğinizi söyleyeyim. Tabi eskiden kalma aylık 300 Megabayt yükleme sınırının devam etmesi halinde bu kotayı doldurabilmek için 250 yıldan fazla uğraşmanız lazım. En azından torunlarınıza bırakacak bir yükleme işiniz olur fena mı? Şaka bir yana sanırım bu eski yardım sayfasında yazanları kısa süre içerisinde düzeltir Yahoo. Hemen belirteyim, geniş kullanıcı kitlesi durumdan haberdar olup Flickr'a üşüşünce sistem aşırı yükten bir süre devre dışı kaldı. Yine yeni sistemde sosyalleşme belirtilerinin öne çıkması, Yahoo'nun oyunu kuralına göre oynamak istediğinin bir belirtisi sayılabilir.

Böylece Sosyal Medya konusunda bir süredir yerinde sayan Yahoo'nun bu hamlesinden sonra gözlerin Google'a döndüğünü söyleyebilirim. Daha iki hafta kadar önce resim, posta ve bulut depo alanı toplamını 15 GB'a çıkartarak birleştiren Google'ın böyle bir atak karşısında depolama alanı konusunda duruşunu değiştirebileceğini düşünüyorum. Sanırım Google, veri tarlalarına biraz daha yeni sabit disk ekleyecektir.

Blog dünyasında niş sayılabilecek bir alanda yoluna devam ederken çılgın bir bedelle satın alınan Tumblr'dan sonra, siz varın Twitter gibi başa güreşen bir Yeni Medya sitesinin ne kadar değerlendiğini kafanızda canlandırın. Halka arzdan sonra %30 değer kaybına uğrayan ve bu durum karşısında bir şeyler yapmaya başlayan Facebook'u da düşününce, Yeni Medya dünyasında bu yaz ilginç gelişmeler yaşamayı bekliyorum. Sanırım kullanıcılar açısından da keyifli bir dönem yakın görünüyor.

Tekrar konumuz Twitter'a dönelim.

Twitter'ın sade ve anlaşılabilir yapısı, Facebook karşısında önemli bir avantaj sağladı. Kolay kullanım yanında takip özelliği önemli bir başlangıçtı.

Hashtag
Ancak "#" diez ya da numara işareti ile başlayan kelimeler çok önemli bir gelişmenin anahtarı oldu. Artık kelimeler aranabiliyor ve bu kelimeler önem ve güncelliklerine göre sıralanabiliyordu. Böylece Twitter eğilimleri ortaya çıkmış oldu. Trends denilen eğilimlere bakılarak Twitter'da bahsedilen konulardan dünya ve yerel gündem ortaya çıkıyordu. Yeni Medya'da müthiş bir gelişme böylece ortaya çıkmış oldu. Bir süre sonra yerel eğilimler de kullanıcılara açıldı.

Twitter yapısındaki bu önemli gelişmenin olumsuz yönü manipülasyona açık olmasıydı. Trends'de yer alıp dünya gündemine oturabilme imkanı sonuna kadar kullanılınca, Twitter eğilimler konusunda üst seviyede bir moderasyon sistemini devreye aldı. Milyonlarca kullanıcı tarafından oluşturulan içeriğin Twitter gündeminde suni gündem oluşturmaması için gereken gücü ve dikkati, varın siz düşünün. Bu durumun sistemin özgürlükçü yapısına da bir yere kadar kötü etkisi olduğunu söylemek mümkün. Ancak, sanırım Twitter tamamen erişim engellemesine gidebilecek olan bizimki gibi ülkelerin tepkilerini önlemek için böylesi bir davranış şeklini geliştirdi.

Hashtag her ne kadar deneyimli Twitter kullanıcıları tarafından yoğun olarak kullanılsa da eğilimler konusunda gerçek zamanlı güncellemeler yapabilmek ve bunu Twitter'ın sol tarafındaki ilgili yerde gösterebilmek için sadece diez ile başlayanlar değil, an itibariyle yoğun olarak kullanılanlar da arama makinesinin görmesi gerekenlere eklenince, Twitter eğilimleri daha doğru sonuçlar verecek şekilde yeniden düzenlenmiş oldu.

Hashtag sayesinde, siz de güncel konudaki görüşlerinizi belirtirken daha fazla göze görünebilirsiniz. Bunun dönüşü daha çok takipçi olabilir. Popüleritenizi artırmak ve daha çok okunabilmek için hastag kullandığınız gönderiler işinizi kolaylaştırırlar.

Big Data
Ortaya çıkarılan verilerin büyüklüğü düşünülünce İnternet'teki diğer herşeye göre çok daha ilgi isteyen büyük veri yaratan Twitter'ı gönülsüzce izleyen Google eskisi kadar böyle şeylere dikkat kesilmeyecek şekilde algoritmasını yeniden düzenledi. Bu durum, organik trafiği biraz vursa da ekranlardan ve akıllı mobil cihazlardan devamlı takipte olan kullanıcıları çok etkilemedi.

Yeni Medya içeriğini oluşturan kullanıcıların istemedikleri bir şeyi yapmak çok kolay değil. Dolayısıyla, çok ve yaygın kullanılsa da servisler bir kulaklarını kullanıcıdan gelen tepkilere açık tutmak zorundalar. Kullanıcılara rağmen istenmeyen bir değişikliği gerçekleştirmeden önce iyi bir muhasebe yapmak varlığını sürdürebilemek için de bir zorunluluk.

İnternet'te ölçek önemli. Dolayısıyla, büyük olmanın gereği de, her yerde olmak. Yahoo'nun son atağı, daha önce yaşanan Google hizmet güncellemeleri ve Facebook'un gerçekleştirdiği görünüm güncelleştirmesi ve optimizasyon Yeni Medya'yı günden güne daha ilgi çekici hale getiriyor. Zaman zaman güncel gelişmelere değinmeye devam ettiğimiz dizimizin bir sonraki bölümünde Twitter özelliklerinden bahsetmeye devam edeceğim.

İyi günler dilerim.

24 Mayıs 2013 Cuma

Twitter Etkisi




Merhaba, dizimizin bu bölümünde Twitter'ın etkisi üzerinde durmaya çalışacağım.

Twitter'ın Amerikan seçimlerinde Obama ekibi tarafından yerinde kullanılması çok önemli bir etki yapmıştır. Halk hareketlerinde, örneğin Arap Baharı'nda kişiler ve gruplar arasındaki bağlantıyı sağlaması ve haberlerin bu yolla dünyaya yayılması, bu sosyal ağın hem siyaset üzerindeki önemli etkisini ortaya koymuş, hem de Twitter'a olan ilgiyi artırmıştır.

Twitter, 2013 başı itibariyle 500 milyon kullanıcı sayısına ulaşmıştır. Bu kullanıcıların 200 milyonu aktif kullanıcıdır. Yani bir ay içerisinde 200 milyon kişi Twitt gönderir. 2013 yıl sonu itibariyle Twitter'ın hedefi 1 milyar kullanıcı, 1.54 milyar dolar gelir, 5200 çalışan, 111 milyon dolar net kazançtır.

Twitter kullanıcıları arasında ünlüler, şirketler ve sıradan insanlar vardır. Gönderilen içeriği ele alacak olursak  %3.6 Haber, %3.8 gereksiz, spam içerik, %5.9 kendini tanıtım,  %40.1 anlamsız boşboğazlık, %37.6 sohbet,  %8.7 paylaşılan içeriğin yeniden paylaşımı ile karşılaşırız. Rakamlara bakınca her şey ortaya çıkıyor aslında. Twitter kullananlar akıllarındakini sosyal medyaya dökmekte, bu içerik takip edilmekte, bir anlamda tüketilmektedir. Bu hali ile yaygın kitle iletişim araçlarına benzemekle birlikte çok yönlü ve etkileşimli bir ortamdır. Böyle bir ortamın tanıtım ve etkinliler için uygun olması ve aynı zamanda bu etkisinin ölçülebilmesi Twitter'ı pazarlama ve tanıtım için ideal hale getirir.

Sanırım şimdi pek çok markanın ve firmanın Twitter ve Facebook ile haşır, neşir olmalarını anladık, öyle değil mi?

Yapılan tanıtım, reklam gibi faaliyetlerin anında tepki alması, müşterinin doğrudan markaların temsilcisine ulaşabilmesi açısından çok önemli bir etkisi vardır. Uygun şekilde yönetilmediğinde sorun olmakla birlikte Müşteri İlişkileri Yönetimi (Sosyal CRM) aracı olarak kullanıldığında, firmalar için yol gösterici ve müşteri eğilimleri konusunda aydınlatıcı, düzeltici olduğu söylenebilir.

Konunun önemini ve yararını anlamış pek çok firmanın sosyal medya yönetimi işini kendi bünyelerinde ya da dışarıdan aldıkları hizmetle çözdüklerini ve böylece işlerini daha iyi yaptıklarını görüyoruz.

Yeni Medya'da bir reklam kampanyası başlatıldığında bunu Twitter üzerinden duyurup ilk tepkilerin nasıl olacağını görmek de mümkün. Hatta adeta bir nimet. Reklam veya kampanya eğer geniş kitlelerin olumlu tepkisi ile bir anda yayılıyorsa, bu reklamın tv, radyo, gazete ve dergilerde de benzer etkisi olacaktır. Bundan güzel gösterge olabilir mi? Reklam dünyasında üreticiler ve müşterileri için ölçülebilir sonuçları anında görebildiğiniz Twitter gibi bir yeni Medya ortamının değeri ortadadır.

Ünlülerin hayran kitlelerine mesaj ulaştırmak için Twitter'ı kullanmaları da anlaşılabilir. Milyonlarca hayrana klavyeniz ya da akıllı telefonun ekranı kadar yakın olunabilecek başka bir ortamı bulmak hiç de kolay değildir. Aynı zamanda bu kadar hayran söz konusu olunca, durumun akıllıca yönetilmesi halinde, reklam içerikli mesaj yollayan bir ünlünün bundan önemli bir gelir elde etmesi de mümkündür.

Başlı başına Twitter'da yayınladığı içerik nedeniyle ününe ün katan bir kesim de Twitter etkisinin bir kanıtı gibidir. Twitter Fenomeni olarak tanımlanabilen kişilerin ülkemizde de örnekleri bulunmaktadır. Takipçi sayıları milyonları bulanların sanal dünyaya açılan bu kapıdan eskisine göre çok daha tanınmış olarak çıktıkları bir gerçek olarak önümüzde durmaktadır. Kimi zaman bir siyasetçi, kimi zaman eğlence dünyasından bir ünlü bu güçlendirme etkisini iyi kullanarak geniş kitlelere ulaşmakta ve mesajını verebilmektedir.

Çok değil, 10 yıl önce böyle bir imkan sadece hayal edilebilirdi. 30 yıl kadar önce çoğu evde telefon bile bulunmadığını düşünecek olursanız, dünyanın iletişimde geldiği noktanın ve onun bir sonucu olan Yeni Medyanın önemini daha iyi anlayabilirsiniz.

Gelecek bölüme Twitter'ın özelliklerine doğru kısa bir yolculuk yapacağız

Tekrar görüşmek üzere, iyi günler dilerim.

Kaynak:
http://expandedramblings.com/index.php/resource-how-many-people-use-the-top-social-media/
http://expandedramblings.com/index.php/march-2013-by-the-numbers-a-few-amazing-twitter-stats/
http://bits.blogs.nytimes.com/2009/07/15/hacker-exposes-private-twitter-documents/?hpw.

22 Mayıs 2013 Çarşamba

Twitter Nedir?




Merhaba,

Mikro Blog Sitesi Twitter'ı mercek altına alıyorum bu defa.

Yeni medya öncüllerinden Bloglar İnternet'in ilk döneminde herkesin kişisel web sayfası olması miti yıkılırken,  belki de bir alternatif olarak ortaya çıktı. Blog, kısaca bildiğiniz günlük tutma alışkanlığının İnternet'e uyarlanmış haliydi. Başlarda çok tuttu, pek çok kolay kullanılabilen blog servisi doğdu. Rüyanın bitmesi kısa sürdü. Herkes yazamıyordu. Yazsa bile okuyamıyordu. Böylece bir heves ile açılan bloglar giderek kan kaybetmeye başladılar. Dolayısıyla herkes değil, belli bir kesim devam edebildi blog yazmaya. Geriye kalan geniş kitleye hitap edecek bir alternatif için fazla beklemek gerekmedi.

Bu süreçte Twitter 2006 yılında ilginç bir yapı olarak ortaya çıktı. Sadece 140 karakter yazılıp gönderilebiliyordu. Aynen telefonlardaki SMS göndermek kadar basitti. Hatta SMS ile bile Twitter'a gönderim yapılabiliyordu. O an aklınıza gelen  bir ya da iki cümleyi paylaşıveriyordunuz. Bu kadar sınırlı bir yapının tutması ilginç oldu. Kısa yazılar yazmak, düşüncelerini kısacık bir cümlede anlatabilmek, kolay değildi. Ancak bu yolla paylaşılanlar kolayca okunabiliyordu. Belki de bu durumun çekiciliği "mikro blogging" mantığını yaşayabilir kıldı.

Twitt, kuş şakıması anlamına gelmektedir.

Sadece SMS gibi sınırlı yazı yazma imkanı ve pek çok eksiği olan bir sistem nasıl oldu da, Sosyal Medya devi Facebook'un karşısına dev bir rakip olarak dikilebildi?

Twitter'da aksi ayarlanmadıkça yollananlar tüm kullanıcılar tarafından görülebilir. Web sitesi yolu ile kolayca gönderi yapılabilir ya da yardımcı uygulamalar kullanılarak gönderi yapılabilir. Örneğin Akıllı telefonlar için resmi uygulama yanında pek çok başka uygulama ile gönderi yapılabilir.

Pek çok web sitesi üzerinde dikkatinizi çekmiş olabilir, Twitter'ın mavi küçük kuşunu gördüğünüzde üzerine tıklarsanız okumakta olduğunuz içeriği Twitter ile paylaşabilirsiniz.

Twitter kısa sürede ilginç bir etki yarattı. Belki de buna neden olan sosyal medya alanında ağ ve ilişkiler mantığını doğru olarak konumlandırmış olmasıydı. İçeriğin paylaşımında Facebook gibi kabule, fiziki tanışma esasına dayalı bir eski moda anlayış yerine, "takipçi" mantığı ile çalışması bunun bir nedeni olabilir.

Nedir takipçi sistemi? İstediğiniz, görüşlerini dikkate değer bulduğunuz birinin kitabını okuyabilirsiniz, programını izleyebilirsiniz, müziğini dinleyebilirsiniz. Twitter'da bunu sıradan insanlar için yapmanız mümkündür. Kullanıcılar arası "takip" viral olarak yayılır. Bunun nedeni takip ettiklerinizin beğenip paylaştıkları içerikten başkalarını takip edebilmenizdir. Dolayısıyla bir virüsün yayılması gibi, takip edilenler kişiden kişiye geçerek ekranınıza ulaşıverir.

İlginizi çeken konuları Twitter'da aradığınızda da karşınıza kullanıcılar tarafından paylaşılmış içerik ve yazılar gelecektir. Yine, izlediğiniz hesapların beğenip, yeniden paylaştıkları, başkalarının ürettiği içeriği de izlersiniz. Dolayısıyla, sadece bağlantı içerisinde olduklarınız değil, neredeyse tüm kullanıcıların oluşturduğu içeriğe erişebilirsiniz. Böylece "Twitter da, aynen Facebook gibi İnternet'in neural yapısını taklitten yola çıkmıştır" dersek yanlış olmaz.

Çeşitli araçlar ile Twitter daha verimli kullanılabilir. Twitter öncelikle bünye dışında, hatta çoğu zaman başka girişimcilere bırakarak eksikliklerini tamamladı. Örneğin gönderilenlere resim eklemek için ağırlıklı olarak önceleri twitpic gibi bünye dışından servisler kullanılırken bunlar yakın zamanda bünye içine alındı. Ancak resimler için yapılan içselleştirme sanırım biraz da depolama alanı darboğazı nedeniyle videolar için yapılamadı. Kim bilir belki de bu sadece bir zaman ve kaynak meselesidir.

Bu bölümün sonunda, Twitter'ın logosu olan mavi kuşun isminin Larry olduğunu belirteyim.

Bir sonraki bölümde Twitter'ın Reklam dünyasında ve İnternet üzerinde yaptığı etkilere değineceğim.

Yeni bölümde görüşmek dileğiyle iyi günler dilerim.

10 Mayıs 2013 Cuma

Facebook İçindekiler ve Bazı Püf Noktaları




Merhaba, Yeni Medya alanında Facebook'dan bahsetmeye devam edeceğim.

Facebook hayata ilişkin ilginç ne varsa içeriğine dahil etme çabasında. Dolayısıyla İnternet'te ne ilgi çekiyorsa, Facebook'u onun peşinden giderken görmek şaşırtıcı değil. Bu durum karşısında Google gibi rakip devler cevabı, kendi yatay sosyal ağlarını kurarak verirken, pek çok dikey ağ kendi alanında ilerlemeye çalışıyor. İster istemez böyle ağların trafiğini kendisine çekemediğinde Facebook çareyi kendi bünyesine dahil etmekte buluyor. Bunlara, Friendfeed ve Instagram örnek verilebilir. Bir de dikey ağ gibi olup da aslında hedefleri Facebook gibi olmak olan devlerden Twitter'ı unutmamak lazım. Yeni Medya serisi içerisinde hepsine yer vermeye çalışacağım.

Biraz da Facebook'un içinde neler olduğuna bakalım.

İlk olarak bolca fotoğraf var, kişiler etiketlenebiliyor ve bu fotoğraflar beğeniye ve yorumlara açık. Tabi derinlerde bir yüz tanıma yazılımı da çalışıyor. Milyonlarca fotoğrafın sahibini yavaş yavaş öğreniyor Facebook. Aynısını Google da yapıyor. Burada komplo teorilerine girmeyeceğim, ama aklınızın bir köşesinde kalsın. Belki de bir gün sosyal medya siteniz sizi gözünüzden tanıyacak, kim bilir?

Video yüklemek de sosyal sitelerin olmazsa olmaz özelliği. Facebook içerisinde aynen fotoğralar gibi hareketli sesli görüntüleri paylaşmak ve bunlardaki kişileri etiketlemek, yorumlar yapmak mümkün.

Armağanlar var. Daha ilk açıldığı zamanlardan kalma bu gelir modeline göre; küçük bir çizimden ibaret olan hediyeyi 1 dolar karşılığında istediğiniz kişiye verebiliyordunuz. %50'si sevgililer gününde satılan bu sanal hediyelerin hiç de azımsanmayacak ölçüde gelir getirmesi doğrusu şaşırtıcı.

Kullanıcıların birbirleri ile alışveriş yapabildikleri pazar yeri erken dönemde Facebook'a gelir sağlamasa da kullanıcı çektiği ve biraz da eBay gibi bu işten kazanç sağlayanları üzdüğünü söyleyebilirim.

Etkinlikler ile kullanıcılar istedikleri kişileri davet etikleri bir etkinlik düzenleyip kaçının katılacağını öğrenebiliyor. "Arap Baharı" gibi beklenmedik bir etkisi de olduğuna göre işe yarayan bir özellik sanırım. Hayatı Facebook'da geçen çokça arkadaşınızla birlikte bir şeyler yapmak, bir yerlere davet etmek için iyi bir özellik. Ancak milletçe böyle programlı olmayı pek sevmediğimizden fazla kullanmadığımız bir hizmet. 

Mesajlaşma özelliğini, hem anında mesajlaşmak, hem elektronik posta olarak kullanabilmek mümkün. Ek olarak sesli, görüntülü mesajlaşmak da olmazsa olmazlardan. Üstelik bütün bunları aynı anda birden fazla kişiden oluşan gruplar halinde de yapabilirsiniz.

Takip özelliği ile arkadaş olmasanız da birini takip etmek ve paylaştıklarını görüp yorum yapmak Facebook'un yeni sayılacak özelliklerinden. Takip, kulağa biraz garip gelse de aslında Twitter gibi sosyal medya sitelerinden eksik kalan yanın tamamlanması olarak yorumlanabilir. Tabi takip ettiğiniz kişi istediği anda sizin onu takip etmenizi önleyebilir. Laf aramızda diğer karışık özellikler gibi bunu da yapmak için menüler arasında biraz çabalamanız gerekekiyor. 

Gizlilik ayarları Facebook'un en karışık alanı olmasının yanında vazgeçilmeyecek özelliklerden. "Sosyalleşeyim, paylaşım yapayım" derken sizi rahatsız edebilecek kişiler ve durumlardan uzak durmanız için en çok önem vereceğiniz kısım burası. Yabancı gözlerden uzakta durmak için mümkün olan tüm ayarları kullanmak biraz deneyim gerektiriyor. Ancak Facebook'a sosyalleşmeye geldiğinizi ve Facebook felsefesinin çok gizlenmenize imkan vermediğini unutmayın!

Beğen düğmesi. paylaşımlara verilecek en kolay ve zahmetsiz tepki yolu. Facebook'un pek çok güncel özelliğinin geldiği yer olan Friendfeed'den miras. Facebook gelişmekte olan Friendfeed sosyal medya sitesini ve ekibini bünyesine aldığında pek çok özellikle birlikte "beğen" yani "like" butonunu ekleyerek Sosyal Medya'da büyük bir etkiye neden oldu.

Reklamlar Facebook'un en güzel gelir sağladığı kısım. Reklamını yapmak istediğiniz her hangi bir ürünü, sayfayı, web sitesini kolayca bu yolla tanıtabiliyorsunuz. Gösterim Başına Ücret veya Tıklama Başına Ücret seçeneklerinden biri ile reklamınızı hazırlayıp yayınlamaya başlayabiliyorsunuz. Reklam bütçenizi belirleyip, sonucunu da ölçebileceğiniz güzel bir sistem. Google da benzerini kullanıyor.

Oyunlar Facebook'un uygulamalar kısmının en şişkin bölümü. Bir ara sanal tarlasını en iyi durumda tutmak için gece kalkıp ürün hasatı toplayanlar olduğunu düşününce bu oyunlar kısmının neden çok tuttuğu gayet açık sanırım. Tabi oyunların da güzel gelir getirdiğini belirtmek lazım. Oyunda kullanılan ufak tefek parçalar için bedelini verip satın alan oyuncular böylece tamamen sanal alış veriş yaparak ekonomiye katkı veriyorlar.

Başlıca bahsetmek istediğim Facebook özellikleri bunlar. Ancak bunlardan başka hizmetlerin olduğunu ve zamanla bunlara yenilerinin eklenebileceğini belirtmek isterim.

Facebook bütün bunları bünyesinde bulundurmak için sunucu tarlalarına ihtiyaç duyuyor. Bir de yedekler, denemeler yapılan makineler girince işin içerisine ABD'de bir kaç alan bulundurmak yanında, Avrupa ve Asya'ya yayılmak kaçınılmaz oluyor tabi. Ancak yine de Google'ınkilerin yanında Facebook sunucularının sayısı daha az.

Artık sadece masaüstü ya da taşınabilir bilgisayarlarla değil akıllı telefonlar, tabletler ile de Facebook'a ulaşılabiliyor. Eğilimin bu yönde olmasına bakılırsa Facebook'a her yerden ulaşabilmeyi de seviyoruz. İnternet'e erişen cihazlar ile sanki uygarlığın tüm birikimini cebimizde taşıyoruz.

Facebook'u sonuç itibariyle genişçe bir meydan gibi düşünün. Buradaki görünürlüğünüz size arkadaşlarınızla sınırlı gibi gelse de durum böyle değildir. Gizlilik ayarlarını çok sıkı hale getirmediyseniz, arkadaşlarınızın arkadaşları ikinci dalgada etkinliklerinizi görebilir. Paylaşımlar sayesinde kendi zaman akışınızda paylaştığınız içerik meydanın en uzağında duranların bile ekranlarında görülebilir. Bunu unutmadan, milyonlarca gözün önündeymişçesine hareket etmeniz yararınıza olacaktır. Unutmayın ki İnternet'te her hareketinizle iz bırakırsınız. Bu izlerden faydalanarak size ulaşılabilir.

Dizimizin gelecek bölümünde Yeni Medya sitesi Twitter konumuz olacak. 

6 Mayıs 2013 Pazartesi

Facebook'da Neler Yapabilirsiniz?




Merhaba, dizinin üçüncü, Facebook ile ilgili ikinci bölüm ile devam ediyorum,

İnternet'in en yoğun olarak kullandığımız kısmı web sayfalarının birbirleri ile bağlantıları esasına dayanır. Arama makineleri bu bağlantılara göre ağı dolaşır, tüm sayfaları indeksler. Bu yapı biraz bizim beynimizin işleyişine benzer.

Facebook aynı yapıyı insanlara uygulamıştır. İnsanları benzer şekilde birbirleri ile ilişkilendirerek tüm kullanıcıları dilediklerinde birbirine erişebilir hale getirmiştir. Mevcut başarılı bir modeli biraz değiştirerek yeni bir mecraya uygulamak. İşte Facebook'un başarısının en büyük sırrı budur.

Facebook içeriği kullanıcılar tarafından oluşturulan bir yeni medya sitesidir. Böyle olunca, reklam ile içiçe olduğunu da söylemek mümkündür. Facebook size reklam gösterdiği gibi sizin istediğiniz kitleye yönelik reklam yapmanız için her türlü imkanı sunar.

Facebook ile neler yapabileceğinizden biraz bahsedeyim.
  • Facebook ile eski arkadaşlarınızı bulabilir yeni arkadaşlar edinebilirsiniz. 
  • Arkadaşlarınızın yolladığı ve paylaştığı içerikleri görebilir, beğeninizi belirtebilir, yorum yapabilirsiniz.
  • Arkadaşlarınıza mesaj gönderebilir, anlık mesajlaşabilir, ücret ödemeden sesli görüşme yapabilir, dilerseniz görüntülü de bağlantı kurabilirsiniz.
  • Beğendiğiniz her türlü içeriği paylaşabilirsiniz. 
  • İçerikler: fotoğraf, video, belge, link şeklinde olabilir. 
  • Arkadaşlarınızın yolladığı içerikleri de kendi profiliniz altında yeniden paylaşabilirsiniz.
  • Ünlü birinin hayran sayfasını takip edebilirsiniz.
  • Gittiğiniz, sinema, lokanta, işyeri gibi bir yeri işaretleyebilir, böylece anında bundan arkadaşlarınızı haberdar edebilirsiniz. Ayrıca yediğiniz, içtiğinizin kalitesini de arkadaşlarınızla paylaşabilirsiniz.
  • İlgilendiğiniz bir markanın kampanyalarına katılabilir, marka sayfalarında yer alan uygulamaları kullanabilirsiniz.
  • Sosyal Medya hesaplarınızı Facebook'a bağlayıp Twitter, Blogger, Pinterest, Instagram, Tmblr gibi sosyal medya hesaplarınızda yayınladığınız içeriği otomatik olarak  profilinize de gönderebilirsiniz.
  • Oluşturduğunuz profilinizde özgeçmişinizi, beğendiğiniz filmleri, kitapları, müzik türlerini ve daha pek çok detayı ilgilenenlere gösterebilirsiniz.
  • Eğer bir firmanız varsa, onun sayfasını oluşturabilir, firmanızın Facebook uygulamalarını yapabilir, ürünlerinizin reklamını yapıp, bunun sonucunda ne kadar geri dönüş aldığınızı görebilirsiniz. Sosyal medya takibinin Facebook ile ilgili kısmını gerçekleştirip müşterilerinize hizmet verebilirsiniz. Müşteri ilişkileri yönetiminin Facebook ayağını takip edip, stratejilerinizi belirleyici verileri toplayabilirsiniz.
  • Kendiniz, derneğiniz, işletmeniz için sayfa oluşturabilir ve bu sayfanızın reklamını yaparak, bir hayran kitlesini bu sayfaya yönlendirip sizi ve paylaştığınız etkinlik, davet ve bilgileri takip etmelerini sağlayabilirsiniz.
  • Facebook içerisinde çalışan alışveriş sitesi açabilirsiniz.
  • Haberleşme grupları oluşturabilirsiniz. Ortak noktalarınız olan kullanıcılarla gruplarda bir araya gelebilirsiniz. Eski forum ve e-mail gruplarına benzeyen bu hizmette arkadaşlarınız dışında yeni kullanıcıları da tanıma ve haberleşme imkanınız olur.
  • Oyun oynayabilirsiniz.
  • Uygulama geliştirebilirsiniz.
  • Dilerseniz sadece belirli kişilere açık dışarıya kapalı özel gruplara da katılabilir ya da böyle gruplar kurabilirsiniz.
  • Hiç tanımadığınız kişilere de ücreti mukabili mesaj gönderebilirsiniz (biliyorum kulağa garip geliyor ama Facebook'un benimsediği bir gelir modeli).
Facebook devamlı olarak geliştiğinden bunlara yenileri eklenip, işlevsiz kalanlar zamanla listeden kalkabilir.

Dizinin gelecek bölümünde Facebook'un yapısına ve kullanırken dikkat etmeniz gereken bir iki püf noktasına değineceğim.

Tekrar görüşmek üzere.

4 Mayıs 2013 Cumartesi

Facebook Nedir?



Merhaba, dizinin bu bölümünde sizlere Facebook'dan bahsedeceğim.

Harvard Üniversitesi'nin 2003'de diğer bazı üniversiteler gibi bir tanıtım kataloğu yoktu. Bu kataloglar ya basılı oluyor ya da online olarak erişiliyordu. Öğrencinin resmini ve tanıtım için bilgilerini içeren bu kataloglar, öğrenim yılı başında öğrencilere dağıtılıp, birbirlerini tanımaları, böylece daha kolay sosyalleşmeleri amaçlanıyordu. Bu katalogların adı Face Book'du.

2000'li yılarda "hot or not" yani "çekici ya da değil" gibi sitelerde isteyenler fotoğraflarını paylaşıyor, siteye girenler de örneğin 1 ile 10 arasında puan vererek bu resimleri değerlendiriyorlardı. 2004'ün başında Harvard Üniversitesi Öğrencisi Mark Zuckerberg, sadece üniversitesinin öğrencilerine açık olarak online beğeni sitesi Facemesh'i açtı. Mark, üniversitenin yerel ağını kırarak, Harvard yurtlarında kalanların resimlerini sistemden çekip yeni sitesine yükledi. Böylece öğrenciler aralarından en çekici kişileri oylamaya başladılar. Viral olarak yayılan haber bir anda o güne kadar görülmemiş bir trafik yarattı. Sanırım Zuckerberg'in kafasında şimşekler o anda çakmaya başlamıştır.

Site, kısa süre sonra üniversite yönetimi tarafından kapatıldı. İzinsiz alınan içerik, telif hakları, sitenin hacklenmiş olması gibi olumsuz durumlar kapatmaya gerekçe gösterildi. Ancak diğer yandan bakarsanız otaya çıkan site o güne kadar yapılmamış önemli bir yenilik içeriyordu. Sanırım biraz da bu nedenle Mark'ın fazla üzerine gidilmedi.

Bu başlangıç Mark'ın daha gelişmiş bir site yapmasına neden oldu. Böylece The Facebook ortaya çıktı. Artık kullanıcılar kendi bilgilerini kendileri giriyor ve bu sayfalara diğer kullanıcılar tarafından yorum yapılıyordu. Sonradan sitenin ismindeki "the" düştü. İşte karşınızda Facebook!

Kısa sürede Birleşik Devletlerin tüm üniversiteleri Facebook'a dahil oldu. Ardından da liseler de sisteme erişmeye başladılar.

Aynı dönemde bazı şirketler kervana eklendiler. İçlerinde Apple ve Microsoft da vardı. Özellikle şirketler, nasıl kayıtsız kalsınlar? Bu kadar potansiyel müşteriyi kolayca bulmak fırsatı hiç tepilir mi?

2006'nın sonunda Facebook 13 yaş üzeri tüm dünya vatandaşlarına ve şirketlere açıldı. 2007 sonuna gelindiğinde 100 bin kadar şirket de artık Facebook kullanıcısı olup müşterilerine bu yolla ulaşmayı seçmişti. Bu sırada 240 milyon dolarla %1,6 hissesini Microsoft satın aldı. Artık reklamlardan elde edilen gelir giderek artıyordu. 2009'da Facebook ilk kez kâra geçmeye başladı. Aralık 2011'e gelindiğinde Google'dan sonra Amerika'nın en çok erişilen sitesi Facebook olmuştu. 

Artık İnternet'te Sosyal denildiğinde ilk akla gelen Facebook'du. Ensesindeki soluğu hisseden Google da kendi sosyal ağ denemelerini aynı dönemlerde kullanıcılara açtı. Ama bunlar pek bir başarı kazanamadan birer birer kapandılar. Ta ki Google Plus'a kadar bu durum böyle devam etse de Google tüm gücünü ve hizmetlerini kendi sosyal ağına akıtarak sonunda önemli bir kitle tarafından kullanılan bir hizmeti tutturdu. Ancak sanırım bundan başka bir zaman bahsetmek daha uygun olur.

Dönelim Facebook'a:

Mart 2012'de Facebook uygulama merkezini açtı. Böylece akıllı telefon kullanıcıları için uygulamalar hizmete girmiş oldu. Artık sadece bilgisayar karşısında değil gittiğiniz her yerde Facebook'a bağlıydınız. Böylesi bir bağımlılığı kimileri madde bağımlılığına benzetiyorlar. Hatta bağımlılar için rehabilitasyon programları bile medyada gündeme geliyor zaman zaman. Bu da Facebook'un diğer yüzü olarak aklımızın bir köşesinde kalsın.

Nisan 2013'e gelindiğinde dünya çapında 1 milyar 110 milyon kullanıcıya ulaşıldı. Kullanıcılarından bir ülke oluşturulsa, dünyayı dize getirecek bir kalabalık öyle değil mi? Aynı dönemde ülkemizden tam 32.438.200 kullanıcı Facebook dünya sıralamasında İngiltere'nin ardından 7. sıraya oturmamıza neden oldu. Neredeyse Türkiye'de her 10 kullanıcıdan 9'u Facebook'a kayıtlıdır. Böyle bir hizmeti hala kullanmıyorsanız tekrar düşünün!

Dizinin gelecek bölümünde Facebook'da neler yapılabileceğinden bahsedeceğim.

Tekrar görüşmek üzere.

Hıyar Kokusu (küçük hikaye)

Yazın en sıcak zamanı. Temmuz devrilip, Ağustos yönetimi ele almış. Evin içi direkt güneş aldığından "yanıyür". Telaşla FT8 yapan ...