10 Kasım 2013 Pazar

Atatürk'ün Bazı İlginç Özellikleri


Atatürk hakkında pek bilinmeyen ve belki de onu bizlere yaklaştıran yönlerinden bahsetmek istiyorum.

Merhaba,

Mustafa Kemal Atatürk’ün, Eğitim hayatı boyunca en başarılı dersi matematikti. Pozitif bilimlere ilgisi hayatı boyunca sürdü. 

1936-1937'de bir Geometri kitabı yazdı. Boyut, uzay, çap, üçgen, dörtgen gibi kelimeleri dilimize kazandırmıştır. 

Askeri lisede öğrenmeye başladığı Fransızcayı sonraki yıllarda geliştirmişti. Zengin bir kelime bilgisi vardı. Konuşurken araya Fransızca sözcükler de eklerdi.

Manastır Askeri Lisesi yıllarından kalan bir alışkanlıkla hayatı boyunca en sevdiği yemek kuru fasulye ve pilav olarak kaldı. Tatlıya düşkün değildi ama canı istediğinde gül reçelini tercih ederdi.

Binlerce kitabı vardı. Ama bunların arasında bir tanesini hayatı boyunca hatta cephede bile başucundan ayırmadı. Reşat Nuri Güntekin'in ünlü "Çalıkuşu" romanını hep yanında taşır, her gün rasgele bir yerinden acar, birkaç sayfa okurdu.

Atlardan sonra en sevdiği hayvan köpekti. "Fob" adını verdiği köpeği Gazi'nin yatağının ayakucunda uyurdu. Hayvanlara düşkünlüğü o dereceydi ki bir gün misafirlerinin de görebilmesi için yeni doğmuş bir tayla annesini Çankaya Köşkü kabul salonuna getirtmişti.

Kuşları çok severdi. Çankaya Köşkü'nde özel bir bakıcının ilgilendiği güvercinliği vardı.

Atatürk'ün Alev ve Can adında iki tane köpeği Hacı adında yaralı bir kargası vardı. Foks Atatürk'ün son köpeğinin adıdır. İnce ruhlu insanlar gibi Atatürk de hayvanları severdi. Kurban kestirmezdi. "Ömrümde bir tavuğun boğazlandığını görmedim" derdi.

Sofya'da Kral parkında küçük bir kuşa eziyet eden çocuktan kuşu satın alarak gökyüzüne salarak azat etmişti.

En sevdiği dans valsti. Müzik zevki çeşitlilik gösteriyordu. Klasik Batı müziği dışında Anadolu ezgilerini de severek dinlerdi.

Gömleklerinin hepsi beyazdı. Bu gömlekler ilk yıllarda İsviçre`de özel olarak dikilirken sonra yerli malı kullanma kampanyasına öncülük edebilmek için Beyoğlu'nda bir terziye diktirilmeye başlanmıştı.

Takım elbiselerinin tasarımlarını yapardı. Lacivert takım giymeyi sevmezdi.

Boyu 1.74’di. 43 numara siyah rugan ayakkabı giyerdi. Hayatının son dönemlerine kadar 76 olan kilosu hastalığının ilerlemeye başlamasıyla 46'ya kadar düşmüştü.

Özenli ve temiz bir Türkçe konuşurdu. Rumeli şivesiyle telaffuzu ise hissedilebilirdi.

Hayatında bir dönem çok önemli yer tutan ve Mustafa Kemal'in evlenmesinden sonra hayatına trajik bir şekilde son veren Fikriye Hanım'ın mezarının nerede olduğu bilinmiyor.

Pek sabah kahvaltısı yapmazdı . Yataktan kalkar kalkmaz odasındaki divanın üzerine bağdaş kurarak oturur, günün ilk kahvesini, sigarasını içerdi.

Kendi kendine tıraş olmazdı.

Evinde çevresinde, hatta konuk olduğu evlerde bile eğri duran eşyaları düzeltmeden rahat edemezdi.

Atatürk yaşamı boyunca her uygun anda bir ağaç gölgesinde dinlenip piknik yapmayı severdi.

Atatürk bir gün çiftliğe gittiğinde, Köşk’ün hemen yanındaki Ulu Çınar ağacının dallarını kesmeye çalışan bir bahçıvan ile karşılaştı. Dalların kesilmesi yerine köşkü raylar üzerinde kurulan bir tertibatla kaydırarak ağaçtan uzaklaştırdı.

Köylünün birinin gazete kâğıdına sardığı tütünü içmeye çalışırken eli yanmış, "Alın bunu kendi içsin" diyerek Atatürk'e küfretmişti. Bu köy mahkemeye çıkarılacaktı. Atatürk olayı dinledikten sonra "Onu mahkemeye vereceğinize, doğru dürüst sigara içmesini temin edin" dedi.

İlk mecliste bir oturum sırasında üyelerden biri laikliğin ne manaya geldiğini anlamadığını söyleyince Gazi çok sinirlenmiş ve elini kürsüye vurarak bir din bilgini olan üyeye cevap vermişti: "Adam olmak demektir hocam, adam olmak!"


Cephelerde düşmanla göğüs göğüse savaşmış biri olarak en ilginç özelliği savaş meydanları dışında kan görünce fenalaşmasıydı.

Gittiği yurt gezilerinde kendisi için kurban edilen hayvanlara bakamaz böyle durumlarda sırtını döner ya da kesilmelerini engellerdi.

Hayatının çoğunu geçirdiği savaş cephelerinden sonra Cumhurbaşkanı olarak geçirdiği yıllar ona bir tecrit yaşantısı gibi gelmişti. Çok sevdiği halkından ve sade bir vatandaş yaşamından uzaklaştığını düşünürdü.

Kumardan hoşlanmaz ama arkadaşlarıyla fasulyesine poker oynardı. Oyun sonunda kazandıklarını iade ederdi...

Sportmen kişiliği vardı. At  biner, yüzer  ve bilardo oynardı.

Milletvekilleri ile bindiği trende kondüktörün milletvekillerinden bilet parası almamasına şaşırıp nedenini sormuştu. Trenin milletvekillerine bedava olduğunu öğrenince epey sinirlenmiş, "Ne de güzel halkçılık ama" demişti.

Yağcılığa çok kızardı. Bir akşam sofrası da kendisine gereksiz şekilde iltifat eden Abdülhak Hamit'e müdahale etti.

Bir dünya turuna çıkıp, Türk dili ve tarihi üzerindeki çalışmalarını genişletmek hayaliydi.

Hastalığının başlangıcında kendisini muayene eden Dr. Fissinger günde kaç paket sigara içtiğini sormuş; Atatürk "sekiz" demişti. Doktor bunu günde bir pakete indirmesi gerektiğini söyleyince gülümseyerek cevap vermişti: "Ben zaten bir paket içiyorum. Bundan sonra bunu sizin izninizle yapacağım".

Kendisine "Ata" diye hitap edilmesinden hiç hoşlanmazdı.

1937'yi 1938'e bağlayan son yılbaşı gecesini Dışişleri Bakanı Tevfik Rüştü Aras ile baş başa geçirmişti. O gece dolabındaki bazı elbiseleri bakana hediye etmişti.

Atatürk’ün sesini hep ince olarak dinlemiştik. Bununla ilgili olarak Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Sinema ve Televizyon Merkezi, Mustafa Kemal Atatürk'ün hiç yayınlanmamış görüntülerini 2010 yılında yayınladı. 1936'da kaydedilen görüntü sayesinde Atatürk'ün gerçek ses tonu da ilk defa duyulmuş oldu.

Görüntülerde Mustafa Kemal Atatürk'ün 1936 yılında Türkiye Büyük Millet Meclisi kürsüsünden yaptığı konuşma yer alıyor. Atatürk'ün sesinin bilinenin aksine daha tok ve gür duyuluyor. Dilerseniz onu kendi sesinden bu konuşma ile dinleyelim.

4 Kasım 2013 Pazartesi

Blogger Teması Nasıl Değiştirilir?


Yeni Medyanın önemli unsurlarından biri olan bloglar için standart temaların yanında pek çok alternatif tema kullanma imkanı bulunur. Bunları nasıl kullanabilir ve daha önemlisi blogumuzun görünümünü nasıl değiştirebiliriz?

Blog girdisini bu linkten dinleyebilirsiniz.

Merhaba,

Blogger üzerinde blogumuzu açarken seçtiğimiz temaya mahkum değiliz. Öncelikle mevcut temamızı değiştirmemiz mümkün. Temamızın renklerini, yazı karakterlerini değiştirebiliriz. Bunu nasıl yapabiliriz?
Öncelikle blogger.com adresine girin.


Sayfada sağ üst kısımlarda bulunan aşağı çek menüye tıklayıp Sablon'u seçin.
Burada yaptıklarınızı beğenmeme ihtimaline karşı bir yedek almakta fayda var. O nedenle sağ üstte görebileceğiniz Yedekle/Geri Yükle düğmesine basın.

Açılan küçük pencerede "Tam şablonu indir" düğmesine basın. Bir dosya indireceksiniz, bu sizin şu anda kullanmakta olduğunuz şablonun yedeği. Daha sonra geri dönmek isterseniz, aynı pencerede indirdiğiniz dosyayı bilgisayarınızda bulup, "Yükle" düğmesine basarsanız şablonunuz geri gelir.

Bir önceki sayfaya döndüğünüzde burada pek çok blogger temasının küçük resimlerinin olduğunu görebilirsiniz. Resimlerin üzerine geldiğinizde o temanın sizin blogunuzda nasıl duracağını anlamanıza yarayan ön izlemesini görebilirsiniz.
Ön izleme bölmesinin altında bulunan sağa ve sola doğru okları kullanarak temalar arasında gezinebilirsiniz.
Ön görünümleri ön izlediğiniz kısımlarda bulunan turuncu renkli "Blog'a Uygula" tuşuna bastığınızda yeni temanız blogunuza uygulanmış olur.
İşte temamız değişti. Ancak farkedebileceğiniz gibi Blogger üst barı geri geldi.Onu nasıl yok edebileceğinizi daha önce anlatmıştım.

Bu kadar çok da olsa tema konusunda sınırınız Blogger tarafından sağlananlar değil. Biraz ararsanız İnternet'te pek çok Blogger teması bulabilirsiniz.

Google'da "Blogger Templates" şeklinde aratırsanız pek çok tema sitesini bulabilirsiniz.

Ben "BTemplates" başlıklı şu siteden bir temayı ön izledikten sonra alıp uygulamaya karar verdim.
Temayı indirmek için sitedeki temanın altında bulunan "download" yani indir düğmesine tıklamak yeterli.

Sıkıştırılmış dosyayı açıp içindeki işletim sisteminize uygun klasöre girin. Ben Windows kullandığım için Johny Backup klasöründeki "Johny Backup.xml" dosyasını aldım.
Sıra bu xml uzantılı dosyayı Blogger'a yüklemeye geldi.


Dosyayı Blogger'da Şablon içerisindeki yedekle/geri yükle kısmından yükleyebiliriz. Gözat düğmesine basıp Johny Backup.xml dosyasını seçip "Yükle" tuşuna basın. Bu tema için yüklediğim sitede dosyanın içerisindeki bazı kısa yolları düzeltmek gerektiği belirtilmişti. Bunları yapmadığım için pek bir şeye benzemedi bu blogun hali. Normal bir kullanıcının da bunlar ile uğraşmayacağını tahmin ediyorum. Ancak "yok ben karıştırıp, düzgün bir hale getirebilirim" diyorsanız neden olmasın?
Sonuç biraz hayal kırıklığı oldu. Çünkü demosundaki gibi durmuyor pek. Bu durumda bloggerdaki dinamik görünüm temasını uygulamak çare olabilir. Dinamik Görünümler içerisinden soldan 3. olanı beğenip uyguladım.

Sonuç Fena olmadı.

Böylece Blogger'da nasıl mevcut şablonları kullanabileceğimizi ve başka sitelerde bulduğumuz şablonları nasıl yükleyebileceğimiz öğrendik. Aynı zamanda şablonumuzun yedeğini de nasıl alabileceğimizi gördük.

Google uzunca bir süredir, Blogger ile ilgili dişe dokunur bir geliştirme yapmadı. Bu pek hoş bir gelişme değil. Genellikle gözden çıkarılan uygulamalar bu hale gelir ve daha sonra Google uygulama mezarlığına gömülür. Bu aralar mobil uygulamalar ve sosyal ağ sitesi Google + fazlaca zamanlarını alıyor olmalı. Umarım düşündüğüm gibi olmaz ve Blogger'ı geliştirmeye devam ederler.

Anladığım kadarıyla Blogger'ın alternatifi olan sitelerden söz etmenin zamanı geliyor.

İyi günler dilerim.

1 Kasım 2013 Cuma

Blogger Ayarları Nasıl Yapılır?


Daha önce birlikte Blogger üzerinde bir blog açmıştık. Şimdi de Blogger'da açtığımız blogun görünümünü nasıl değiştirebileceğimizi öğreneceğiz. Unutmayın, iyi görünen bir blog daha çok okuyucuyu çekebilir. Ancak içeriğinizin işe yarar olması her zaman daha önemlidir. Her ikisini dengeli bir şekilde sağlayabilirseniz çok daha iyi olur.
Blog girdisini bu linkten dinleyebilirsiniz. 

Merhaba,

Google hesabınız ile her zaman bloglarınıza yeni yazı yazmak ya da blog ayarlarınızı değiştirmek için http://www.blogger.com adresine girmeniz yeterlidir.


Blogger'a girdikten sonra sayfanızın yerleşimini değiştirmek için "Yerleşim" seçeneğini seçin.


Blogger açıldığından beri en çok yapılan değişiklik navbar denilen tepedeki kısımı kaldırmak olmuştur. Sonunda bu gezinti barının kaldırılabilmesine olanak veren değişiklik, Blogger tarafından da kabul edilmiş. Bunu gerçekleştirip navbar'ı kaldırmak isterseniz "navbar" dikdörtgeninin "düzenle" kısmına tıklayın.

Burada çıkan seçeneklerden "Kapalı" olanı seçerseniz navbar'dan kurtulursunuz. Bunun bir yararı daha var bir gün sitenizi kendi alan adınız altında yayınlamayı düşündüğünüzde Blogger navbar'ını yok etmek isteyeceksiniz. En iyisi bunu peşin peşin kapatmak.

Bir sonraki adımımız sık kullanılan simgenizi oluşturmak. Bu simge, birisi sayfanızı, sık kullanılanlara eklediğinde ya da tarayıcının kulakçıklarında görünen favicon da denilen resimdir.

Bunu oluşturmanın pek çok yolu var. Kendiniz bir resim dosyası oluşturabilir ya da bu iş için bir web sitesinden yardım alabilirsiniz. Ben favicon.cc sitesinden faydalandım.

Bu siteye girince Create New Favicon'a tıklayıp, çıkan yerde kendi resmimi oluşturdum. Oldukça basit bir simge oldu.

Sonra sitenin biraz aşağısındaki "download favicon" linkine tıklayıp dosyamı indirdim.


Blogger'a dönüp, sık kullanılan simge kutucuğunun üzerindeki "düzenle" kısmına tıklayın. "Gözat" düğmesine tıklayıp, "favicon.ico" isimli yeni indirmiş olduğunuz dosyayı sisteme yükleyip kaydet düğmesine basın. Yerleşim üzerinde bulunan "düzenlemeyi kaydet" düğmesine tıkladığınızda, yeni sık kullanılan simgeniz çalışmaya başlar. Sizin tarayıcınızda bu simge yerine Blogger simgesi görünüyor olabilir ancak sayfanıza yeni giren biri sizin yaptığınız simgeyi görecektir. Bir süre sonra siz de kendi simgenizi görürsünüz.

Bu seferlik son olarak, sağ tarafta yer alan gadget ekle butonu ile sayfamızın ziyaretçi sayısını gösteren bir bölümü ekleyip bitireceğiz.


Gadget ekle tuşuna basın. çıkan pencerede aşağı kaydırarak "Blog İstatistikleri" bulana kadar aşağı kaydırın ve bulunca solundaki mavi artı kutucuğuna tıklayın. İstediğiniz sitili seçip kaydedin. Böylece sayfanızı ziyaret edenler toplam ziyaretçi sayınızı görebilecekler. Gadgetler kısmında en üstte beliren "Toplam sayfa görüntülenme sayısı"nın kutucuğunu mouse ile üzerine tıklayıp parmağınızı kaldırmadan daha aşağıya taşıyabilirsiniz. Yine, gadget ekle seçeneğinden istediğiniz diğer araçları da sayfanıza ekleyebilirsiniz.

Şimdilik anlatacaklarım bu kadar. Daha sonra Blogger blogumuzun başka yerlerini de öğreneceğiz.

İyi günler dilerim.

30 Ekim 2013 Çarşamba

Blog Nasıl Açılır?


Yeni medyanın etkili parçalarından birisi de bloglardır. Basitçe, kişisel günlük olarak tanımlanabilecek blog, neredeyse hiç bir sınır olmadan özgürce içinizi dökebileceğiniz, deneyimlerinizi paylaşabileceğiniz ve gerçekten ilginç içeriğinizin ise hak ettiği ilgiyi görebileceği bir ortamdır. İyi de en kolay nasıl blog açabiliriz?
Blog girdisini bu linkten dinleyebilirsiniz. 

Merhaba,

Eğer yazı yazmayı seviyorsanız, kendinizi yazı ile iyi ifade ettiğinizi düşünüyorsanız blog tutmak güzel olabilir. Dedem hep anılarını yazmak isterdi. Eminim kendince notlar tutmuş, bir yerlere bir şeyler karalamıştır. Ancak O gittikten yıllar sonra, elimizde hiç bir şey yok. Dolayısıyla anılarınızı bile yazmayı düşünseniz, görece daha kalıcı bir şeyler bırakmak için bir blog açabilirsiniz.

Profesyonel hayatınız ya da hobileriniz hakkında yazmak, deneyimlerinizi paylaşmak istediğinizde de blog tutmak iyi bir seçenektir.

Hikaye, yazmak hoşunuza gidiyor olabilir, ancak bastırmak için zorlanabilirsiniz. Kendi başınıza bastırmak için kitap-baskı maliyetine katlanmanız ve kitaplarınızı pazarlamak için de uğraşmanız gerekir. Bu günkü maliyetler ile 2000 adet baskı yapıp, kendiniz dağıtmanız halinde 5-10 bin lira maliyete katlanmanız lazım. Şansınızı bir blogda deneyebilirsiniz ancak iş hikaye, roman gibi türlere geldiğinde, halkın okuma alışkanlıklarını göz önüne aldığımızda, blog çok iyi bir tercih olmayacaktır.

"Nasıl yapılır?" sorusuna verecek cevaplarınız varsa, ya da önerileriniz ve işe yarayan ipuçlarınızın çok ilgi çekebileceğini söyleyebilirim.

Haber verdiğiniz bir blog sitesi bile açabilirsiniz.

Hepsi iyi de basitçe bir blog nasıl açılır?

Blogger Türkçe desteği de olan Google'a ait güzel bir hizmettir. Siz istemedikçe içeriğinize reklam sokmaz. Eğer bir Google hesabınız varsa hemen bir blog açabilirsiniz. Öncelikle Blogger'ın www.blogger.com adresine erişin ve google hesabınızla sisteme girin (Sitemde resimli olarak anlattım o nedenle görsel destekli yazıya burcakcubukcu.com adresinden ulaşabilirsiniz).


Karşınıza blogger ya da Google+ seçeneği çıkar. İleride sitenize okur çekmek istiyorsanız Google+ Profilinden devam etmenizi öneririm. Ancak, "aman şimdi Google+ ayarları ile uğraştırma bizi" diyorsanız Sınırlı Blogger profili oluşturun seçeneğini de tercih edebilirsiniz. Bunu yaptığınızı düşünerek devam edelim.

Sonraki adımda Profilinizi Onaylamanızı isteyen bir sayfa çıkar burada ben "depomdan" diye, aklıma ilk geleni yazdım. Ancak siz istediğiniz bir başlığı kullanın. Bu adımda başlık önemli değil.

Bir sonraki adımda "Yeni Blog" yazan düğmeye tıklayarak yeni blogunuzu açmaya bir adım daha yaklaşabilirsiniz.

Bu adımda blog başlığınızı seçmeniz gerekiyor. Ardından adres bölümünde sizin için tanımlanacak alt alan adını belirleyeceksiniz. Mümkün olduğunca başlığınız ile ilgili olsa iyi olur ama asıl önemli olan içeriğiniz olduğundan, benim seçtiğim gibi "tolimbos" gibi uyduruk bir şey de olur. Hemen hemen tüm kelimeler alınmış olduğundan siz yazarken sistem kontrol edilip uygun olup olmadığı bildirilir. Uygun alt alan adını seçtiğinizde
hemen altından blogunuzun nasıl görünmesini istiyorsanız ona uygun bir temayı seçebilirsiniz. Bu seçimi daha sonra da değiştirebilirsiniz. O nedenle çok önemli değil.

İşte blogunuz oluştu. Yayın göndermeye başla linkine yada hemen az sağındaki turuncu kalem işaretine tıklayarak yazmaya başlayabilirsiniz.

Kısa yazılar yazın. Muhakkak yazdığınız konu ile ilgili fotoğraflar ya da çizimler kullanın. Resimleri başka sitelerden aldığınızda telif haklarına saygı gösterin. En azından aldığınız siteye link verin. Ama daha da iyisi kendi çektiğiniz fotoğrafları ya da kendi oluşturduğunuz görselleri kullanın.


Yazınızı yazdıktan sonra sağ üstteki Yayınla düğmesine basın. İşte ilk blog girişini yaptınız.



Sitenize seçtiğiniz-alan-adı.blogspot.com adresinden ulaşabilirsiniz ya da Yukarıda, ortada görülen Blog'u görüntüle düğmesine basın.

İşte blogunuz hazır ve ilk yazınız da yayınlandı.

Eğer içeriğiniz ilgi çekici ise trafik çeker. Bunu hep aklınızda tutun.

Daha sonra ince ayarlardan da bahsedeceğim. Böylece blogunuzu daha etkin bir şekilde nasıl kullanabileceğinizi öğreneceğiz.

İyi günler dilerim.

Ses kaydının arkasında çalan parça, Beethoven'ın Ayışığı Sonatı isimli parçası olup, açık lisanslıdır Youtube ses kütüphanesinden alınmıştır.

25 Ekim 2013 Cuma

Basın Bültenini Keyifli ve Sosyal Hale Getirmek

Yeni Medya giderek daha ilginç ve daha çekici hale geliyor. Pek çok sosyal ağ sitesi hayatın doğal bir parçası durumuna geldi. Bize cep telefonumuz kadar yakınlar. Yani onları artık yanımızdan da ayırmıyoruz. Peki geleneksel medya kuruluşları zaten işlerinin bir parçası haline getirdikleri yeni medyayı daha iyi kullanamazlar mı? Geleneksel Medya için Yeni Medya bir tehdit olarak değil de, avantaj olarak değerlendirilemez mi?
Merhaba,

Blog girdisini bu linkten dinleyebilirsiniz.

İkinci soruyu hemen yanıtlayayım. Radyolar, televizyonlar, gazeteler, dergiler ve benzerleri zaten Yeni Medya'yı çoktan avantaja dönüştürdüler. Geçmiş programları Youtube üzerinden sosyal medyaya açan, online sürümlerine trafik çekmek için Twitter, Facebook gibi ana akım Yeni Medya organlarını yoğun olarak kullanan pek çok yayın kuruluşu var.

Peki yenilikler bitti mi? Yani daha iyi bir yeni medya kullanımı için yapılabilecek bir şey kalmadı mı?

Tabi ki var. Öncelikle Yeni Medya ölçümleri ile elde edilen veriler değerlendirilip gelecek adımlar ona göre tasarlanabilir. Yeni medya ölçümü sonuç odaklı adımların atılmasını kolaylaştırır çünkü yaptıklarınızın karşılığında oluşan trafiği açıkça görebilirsiniz. Yani geri dönüş verisi kolayca alınabilir. Hangi tür yayınların daha çok ilgi çektiği, yorum aldığı, beğenildiği bilgisinin yanında, hangi saatlerde daha çok ilginin olduğu dolayısıyla ilgi çekmek için yayınlanacak içeriğin ne zaman yayınlandığında daha çok kişiye ulaşılabildiği gibi bilgiler yeni medya sayesinde anında alınabilir. Dolayısıyla bu verilere bakılarak daha iyi bir eniyileme yani optimizasyon gerçekleştirilebilir.

Teknoloji ile ilgili blog yazdığım için sağolsunlar, halkla ilişkiler (PR) firmalarından bol miktarda basın duyurusu alıyorum. Bu basın duyuruları için söyleyebileceğim tek şey, hayatımda gördüğüm en sıkıcı metinler oldukları. Genellikle kuru bir tanıtım metni ve ekinde bir iki görsel. Tamam, bunlardan iyi bir haber yapılabilir. Sonuçta bütün materyal hazır halde bilgisayarınıza geliyor. Teknolojik konuları bu kadar sevmeme rağmen, bu bültenlerin kaleme alınış ve sunuluşundan bu kadar sıkıldığıma göre, kim bilir bu işi profesyonelce yapan gazeteciler, durmadan gelen basın bültenlerinden ne kadar yılıyorlardır. Oysa biraz Yeni Medya baharatı kullanılarak bu bültenler ilgi çekici ve anında paylaşılabilir hale getirilebilir. Nasıl mı?

Tanıtım yapan ajanslar, iyi kötü iletişim eğitimi almış, meslekten personel çalıştırıyor. Fazla masrafa girmeden, bir yapım ekibi ve techizatı kurup bu bültenleri bizzat firmaların temsilcilerine anlattırıp ürünleri de yakın çekimler ile tanıtsalar ve bunu en fazla 5 dakikalık bir zamana sığdırıp, YouTube gibi bir görüntü paylaşım sitesine koysalar nasıl olur? 1080p kalitesinde görüntü yüklense, bundan, gazeteler ve gazetelerin web siteleri, televizyonlar, online haber siteleri ve tabi bloggerlar kolayca yararlanıp, haber olarak ya da destekleyici görüntü halinde kullanabilir, paylaşım yapabilirler. Olmayacak bir şey mi? Halkla İlişkiler ajansları basın bültenini bu hale getirdikten sonra, dilerlerse yanında hazırladıkları metin ve görselleri de yollasınlar hobi olarak, karşı değilim.

Sanırım soğuk ve asık suratlı basın bültenleri yerine, ürün veya hizmeti duyurmak için, vurucu ve etkili bir kısa film çok daha iyi ve Yeni Medya destekli olur.

İyi günler dilerim.


Ses kayıdının arkasında çalan parça, Strauss'un - Blue Danube isimli eseri olup, açık lisanslıdır Youtube ses kütüphanesinden alınmıştır.

Hıyar Kokusu (küçük hikaye)

Yazın en sıcak zamanı. Temmuz devrilip, Ağustos yönetimi ele almış. Evin içi direkt güneş aldığından "yanıyür". Telaşla FT8 yapan ...