18 Ağustos 2011 Perşembe

Google Plus Çöp İçerik Cenneti Mi?


Google Plus çok kısa sürede inanılmaz bir çıkış yaptı. Gerçekten bunun bir başarı olduğu düşünülebilir. Kullanıcı sayısı bir anda çılgınca artan bu sosyal medya sitesi Facebook benzeri bir yapı yakalayıverdi. Ancak bir fark var. Facebook'daki arkadaşlarımızı neredeyse birebir tanıyoruz. G+ ise tanımadığımız ve dilediğimizce çevrelerimize eklediğimiz insanlarla dolu. Diğer fark ise daha iyi ve kolay kullanılabilir arayüz. Mobil uygulamasını da unutmamak lazım tabi.

Beni en rahatsız eden özelliklerden biri, daha önce pek çok sosyal paylaşım sitesinde paylaşılmış içeriğin yağmur gibi yağması. Kullanıcılar, adeta yıllardır biriktirmiş oldukları hareketli gif'leri eteklerinden döküyorlar. Paylaşılan diğer içerik deseniz, onlar da neredeyse tamama yakını naftalin kokuyor.

İnternet dünyasına çok emek vermiş IT girişimcisi bir dostum, "çöplük" olarak nitelendiriyor G+ ortamını. Galiba çok da haksız sayılmaz. Özgün içeriğe G+'da rastlamak pek mümkün olmuyor.

Sanırım akıllı hareketlerden biri G+ içine oyunları eklemek oldu. Ancak bu da Facebook'dan çok farklı bir hareketlenme sağlayabilecek bir manevra değil.

Sanırım acele etmeden gelecek diğer adımları da beklemek lazım.

G+ birden bire çok büyüdü dedim ya. Bakalım bunu avantaja dönüştürebilecek mi? Sanırım bu konuyu düşünmüşlerdir. Hazır daha önceki denemelerinde yakalayamadıkları kullanıcı sayısını bulmuşlarken bunu iyi değerlendirseler iyi olur.

Hadi Google göster kendini.

11 Ağustos 2011 Perşembe

Face'e Girdin Mi? Beni Şaşırtan Kısaltmalar


Toplumdaki, kısaltma merakı garibime gidiyor. En belirgin örneklerden birisi Facebook'a Face denmesi. Büyük ihtimalle dil dönmemesi asıl neden ama yine de şaşırtıyor işte beni. 12 yaşındaki kızım kesinlikle Facebook demiyor, arada ben de "Face" demeye başladım ki, sanırım bulaşıcı!


Daha komik bir örneğini geçtiğimiz yıllarda Acun Ilıcalı'nın yarışması için Türkiye'ye getirttiği Rapçi 50 Cent ile yaşamıştık. Adamın adı 50 kuruş olamayacağına göre kendine öyle bir takma isim uydurmuş ya da üzerine yapışmış bu lakap belli ki. Neyse güzel güzel eğlenen seyirci bir süre sonra birlikte geçen zamanın da verdiği rahatlıkla fifti, fifti, fifty (50 sayısının İngilmanca okunuşu) diye tezahürat yapmaya başlamadı mı ki koptuğum andır.

Bir ara SMS'in yazma zorluğu ve gerçekten kısa olması nedeniyle çok şey söyleyebilmek adına yapılan sesli harflerin düşürülmesi eylemi vardı bir de. Gerçi yazılanı her şekilde anlasak da garipti. Sanırım zamanın telefon operatörlerinden Telsim de bir ara reklamlarında kullanmıştı. Hatta Cem Yılmaz da CMYLMZ şeklinde kullanıyordu bir ara.

Anlık ileti yollanan programlarda da benzeri kısaltmalar gırla gidiyor. Tamam, yerine tmm, selam yerine slm gibi kısaltmalar pek seviliyor anlaşılan. Zaten bunlara şaşırmıyorum.

Amatör telsizcilik'de de Mors kodu kullanılarak yapılan haberleşmede maniple ile yazmanın zor olmasından dolayı Q kodları kullanılırdı. QTH = Lokasyon, QRM = Frekansta gürültü ve müdahale olması hali (Q kodlarının tamamına şuradan ulaşabilirsiniz). Benzeri şekilde, rakamlarla ifade edilen kısaltmalar da vardı. 55, 88, 73 gibi. Bunlardan 73, En iyi dileklerimle (çoğul) anlamındadır. Ancak bizde her nedense 73'ler olarak uzatılarak kullanılır (Amatör Telsiz Jargonu ile ilgili buraya bakabilirsiniz). Çok önemli değil ama insanın hobisi ile ilgili Jargonu yanlış bilmesi de garip doğrusu. Bu konuda 1999'da Antrak Gazetesinde yazdığım yazıyı buradan okuyabilirsiniz.

Neyse, bu yazı da bu kadar. Okuduğunuz için teşekkür ederim.

26 Temmuz 2011 Salı

Maden Suyu ve Soda Şişeleri Neden Küçüktür?


Hep canımı sıkar, maden suyu ve soda şişeleri genellikle 250 cc'dir. Şişelenmiş pek çok diğer içecek bundan daha fazladır. Genelde 330 cl. Maden suyu içerik olarak zengin mineraller ve karbondioksit gazı barındırsa da sonuç itibariyle sudur.

Yahu, 250 cc su ile susuzluğunu giderebilen var mı? Hele ki bu sıcaklarda?

Böyle cüce şişelenip satılan maden suları beni şaşırtıyor. Sanki içeriği çok değerli de, o nedenle fazla üretilip satılamıyor. Ne bileyim, maden suyu üreticileri kalkıp 330 cc'lik ya da yaygın olarak 0,5 litrelik ürünler üretse ondan tonlarca alasım gelir (yarım litrelik üretenler var onlar süper ama bulunmuyor ki!).

Kendimi bildiğimde piyasada Afyonkarahisar ve Kınık maden suları vardı ve onlar da böyle küçük şişelenmişlerdi. Sanki birinin laf olsun diye ortaya attığı bu ilk şişeler Türkiye'de Endüstri standardını belirlemiş. Akmina bunun biraz dışına çıkmış ve büyükçe şişeler kullanmış olsa da o da dönüp cüce şişelerde ürün pazarlamaya başladı, iyi mi?

Umarım bu durum değişir de, şöyle doya doya, kana kana maden suyu içebiliriz. Ne yapayım, gazlı su seviyorum...

22 Temmuz 2011 Cuma

Ölmeden Mezar Yeri Almak


Zaman, zaman üzücü nedenler ile mezarlıklara düşüyor yolum.

Hayatını kaybeden dostların son yolculuğunda, kendilerini sevenleri ile birlikte uğurlamak, hayatın gerçeklerinden biri. Ölümden kaçılamıyor.

Böylesi zamanlarda yine ölüm kadar insanca olsa da beni şaşırtan bir durumu burada paylaşmak istiyorum. Kimileri, tercihen mezarlığın iyi yerlerinden bir iki mezar kapatıyor. Bazıları bir öte aşamasını da gerçekleştirip blok aile kabristanı yeri satın alıyor.

Bu duruma çok şaşırıyorum. Mezarlığın iyi bir yerinden mezar almak nasıl bir düşüncedir? "Gelen giden çok olur, bari ayak altı bir yer olsun da kolayca bulsunlar" mı? Yoksa "yerimiz belli olsun" mu? Ya da parayı malı mülkü götüremiyoruz bari iyi bir yerde yatalım mı? E, madem öyle, Rahmetli Can Yücel Gibi Datça'ya gömdürsenize ölü bedeninizi! Yok, "kendi memleketimizde olsun, gelenimize gidenimize zorluk çıkmasın" der gibi oluyorsunuz, biliyorum da...

Ya aile kabristanı almak? Sülalece "bir arada olalım, birlikte canımız sıkılmaz" düşüncesi mi?

Şöyle üzerinden 200-300 yıl geçtiğinde bakalım o mezar yeriniz hala orada duracak mı? O bile belli değilken, bu kadar çaba niye? Firavunları bile yattıkları yerlerinde rahat bırakmadık ki, bakalım sizler o yerleri ölümünüzden sonra elinizde tutabilecek misiniz?

Şaşırtıcı gerçekten şaşırtıcı!

Sağlıcakla ve olabildiğince bu dünyada, uzun ve mutlu kalın.

19 Temmuz 2011 Salı

Strafor Kartonpiyer (Stropiyer) Yapmanın İncelikleri

Eğer eve kendim strafor kartonpiyer yapayım diyorsanız işte size bir kaç kolaylık sağlayabilecek öneri.

Odanın tepe köşelerini hafif straforlar ile kaplayacaksanız öncelikle iyi bir tür strafor alın. Boy (2m) fiyatları 8 TL civarında. Ne çok kalın olsun, ne de çok ince. Tam boyu olan 2 metrenin kenarlarını yapıştırıcı ile kapladığınızda çok ince ise kırılabilir.

Muhakkak, köşeleri kesmek için çok işinize yarayacak olan kendisi de strafordan mamul kesme klavuzunu alın.

Alışverişe çıkmadan önce oda tavan uzunluğunuzu ölçün. Örneğin 15 metre ise 8 boy yeter gibi görünse de  siz eğer ilk kez uygulayacaksanız fazladan 2 boy daha alın. Yani 10 adet.

Özel yapıştırıcısından yeteri kadar almayı ihmal etmeyin.

Düzgün yapıştırabilmek için 5 cm'lik bir parça kesip duvara ve tavana yapışma yüzeylerini tam olarak oturtun. Bu halde duvar ve tavandan ne kadar uzak kaldığını ölçün ve yapıştırmadan önce yapıştıracağınız yere hem duvara hem de tavana 5-6 noktaya işaretler koyun ki eğri yapıştırmayın.

Köşelerde ve çıkıntılarda kestiğiniz parçalar birbirini tam olarak öpmeli. Kusurların içini önce yapıştırıcı daha sonra da boya macunu ya da kendi yapabileceğiniz saten alçı ile doldurun. Bu iş için parmaklarınızı kullanın.

Straforun yapışma yüzeylerini bir kerede yapıştıracağınız şekilde spatula yardımıyla yeteri kadar yapıştırıcı ile sıvayın ve yapıştırın. Yapışma tamamlandığında bir miktar taşacak gibi yapıştırıcı miktarını ayarlayın. fazlalıkları parmağınızla sıvayarak açıklık kalmayacak şekilde yapıştırın.

Yapıştırıcı büyük ihtimalle ilk andan itibaren straforları tavanda tutmaya yetecektir, yetmiyorsa ince cam çivileri ile kenarlardan dikkatlive kenarlara tutturabilirsiniz. Yapıştırıcı 2 saat kadar sonra, straforları desteksiz tutacak kadar kurur.

Korniş önleri için destek straforları almanız gerekli. Garantili yapışsın ve düşmesin diye diğer straforları yapıştırmadan 2 gün önce dayanak parçalarını yapıştırmanız gerekiyor.

Dayanakların üzerine straforları yapıştırdıktan sonra altta kalan fazlalıkları dikkatlice demir testeresi ya da bu iş için aldığınız özel testere ile kesip seviyelerini eşitleyin. Maket bıçağı kullanmamanızı tavsiye ederim. Eğri, büyrü bir sonuç alırsınız. Macunla kestiğiniz bölgenin alt kısmını dikkatlice düzeltin.

Yapıştırma işlemi bittikten ve araları da macun ya da saten alçı ile doldurduktan sonra tavan boyası ile straforları ve tavanı boyayabilirsiniz.

Söz söz: 5 kere ölçün, bir kere kesin!

Kolay gelsin.,

------------------------------------------------------
Öykü Kitabım Google Play'de satılıyor!

 Oturup bir kitap yazdım. İçerisinde büyük bölümü bilim kurgu hikayeler var. Tek derdim okuma alışkanlığının düşük olduğu Günümüz Türkiye'sinde hikayelerin gözden kaçıp yok olmaları. Ben bu hikayelere şevkat gösterdim. Siz de okuyun beğeneceksiniz. Teşekkür ederim. Sevgiler. Burçak Çubukçu   

Hıyar Kokusu (küçük hikaye)

Yazın en sıcak zamanı. Temmuz devrilip, Ağustos yönetimi ele almış. Evin içi direkt güneş aldığından "yanıyür". Telaşla FT8 yapan ...