24 Şubat 2008 Pazar

Nasıl bir fotoğraf makinesi almalı?

Bu soruyu kendinize soruyorsanız, yakında iyi bir kamera ya da hayal kırıklığı sahibi olacaksınız demektir. Karşınızda pek çok marka, model ve fiyat aralığı olan dev bir sektör var. Peki doğru kararı nasıl vereceksiniz? Üç ana kategoride sayısal makine var. 1- Kompakt (Amatör) 2- DSLR gibi olan (DSLR like) 3- DSLR (Digital Single Lens Reflex) Öncelikle ihtiyaçlarınızı belirleyin. Özel günlerde, çocuğunuzun büyümesini kaydetmede, yaz tatillerinde, gittiğiniz yeni yerlerde fotoğraf çekmek için amatör (kompakt) bir kamera işinizi görür. Hobi olarak çekimler yapmak için ise bütçenize göre 2 ve 3 numaralı seçeneklerden birini edinmeniz gerekecektir. Ben daha çok 1 ve 2. tür tercihler üzerinde duracağım. Fotoğrafçılıktan para kazanmak, yani profesyonel olarak fotoğrafçılık yapmak istiyorsanız 3 numaralı seçenek dışında fazla bir hareket alanınız bulunmuyor. Orta karar, yani 1 ve 2. seçenekler için karar vermede ele alınabilecek kriterleri gözden geçirelim. Hemen belirteyim, aşağıdakiler dışında kriterler de bulunuyor ve zaman içerisinde teknolojik gelişmeler bu kriterlere yenilerini ekleyebilir. Ben güncel ölçüler içerisinde, bana göre önemli olan kriterleri değerlendirdim. Hangi kriter daha önemli? Çözünürlük: Çok büyük çözünürlük rakamları iyi sonuç almak için yeterli olmayabilir. Üstelik yüksek çözünürlük yanında yer problemini de getiriyor. Sıradan amatör bir çekim ve 10x15 cm ebadında bir baskı için 2 Mp (megapiksel- yaklaşık 1600 pixel x 1200 piksel) çözünürlük yeter de artar. Yaklaşık olarak 300 KB (Kilobayt) yer tutan bu fotoğraf 5 Mp çekildiğinde 1.3 Mb kadar yer tutacaktır. Kısa sürede binlerce fotoğraf çekeceğinizi düşünürseniz, bunlar için ciddi bir arşiv mekanizmasına da sahip olmanız gerekeceği açıktır (unutmadan bedava çözüm Picasa programına bir göz atın). Örneğin fotoğrafları DVD'lerde ya da taşınabilir Hard Disklerde yedeklemeniz uygun olacaktır. Bu kadar lafa karşın yüksek çözünürlüklere karşı olduğum çıkartılmasın. Bütçenize uygun en yüksek çözünürlük en iyisidir diyelim. Örneğin şu günlerde (şubat-mart 2008) 200-300 YTL aralığında 7.1 Mp kompakt bir makine edinip oldukça iyi sonuç alabilirsiniz. 2007 başlarında çıkan yeni makinelerde ulaşılan 7 Mp değerleri, 2008 yılının başlarında ise 12 Mp büyüklüğüne kadar ulaşmıştır. Çözünürlük yarışı şimdilik duracak gibi görünmemektedir. Ama çözünürlüğün herşey demek olmadığı aklınızın bir köşesinde dursun! Tabi bu arada yeterli bellek kartına sahip olmanız da gerekir. En azından yaz tatili boyunca çektiğiniz fotoğrafları koyacak yer sorunu olmadan taşımanız için 2 Gb (Gigabayt) kapasiteli bir bellek kartı iyi olacaktır. Yüksek kapasiteli (HCSD) kartların çıkması ile SD kartların bir anlamda endüstri standartı haline geldiğini söylemek mümkün. Sony, her zaman olduğu gibi kendi standartında ısrarcı olmakla birlikte, fiyat ve yaygınlık açısından SD kartlarla pek başedebilecek gibi görünmüyor. Hatta DSLR'lerde kullanılan CF kartlara ek olarak bazı DSLR modellerinde SD kart girişleri de kullanılmaya başlandı. Dolayısıyla SD kullanmayan bir makineyi alırken iyice düşünmenizi öneririm. Gürültü: Çözünürlük artışı ile birlikte sizi bekleyebilecek bir diğer sorun ise sayısal gürültüdür. Normal görüntüde aslında olmaması gereken gürültü, ışık yetersizliği veya hatalı pozlandırma nedeniyle oluşur. Gürültü, fotoğraf üzerinde istenmeyen mavi, kırmızı noktalar olarak kendini gösterir. Bazı fotoğraf makineleri yüksek çözünürlük ile kullanıcıyı çekerken, artan gürültü faktörünü gözden kaçırabilirler! Işık hassasiyeti yüksek olan makinelerde bu sorun kısmen çözülebilir. Yeterince ışık olan ortamlarda ise gürültü daha az görülür. Bu nedenle tüm fotoğraf makineleri gün ışığında oldukça iyi sonuç verir. Gene de bir model belirleyip almak için karar verirken kullanıcıların görüşlerine de yer veren inceleme sitelerine bakmanızda yarar var. Görüntü Yakınlaştırma: Uzun süredir neredeyse standart hale gelen 3x zoom yerini giderek daha fazla yakınlaştırmaya bırakıyor. Gelecekte 5x, hatta 10x zoom standart olarak karşımızda durursa şaşmamak lazım. Ne kadar çok olursa o kadar iyi ancak yakınlaştıkça elinizdeki titremenin çektiğiniz fotoraflara yansıyacağını unutmamak lazım. Ek olarak yüksek yakınlaştırma kabiliyeti olan objektiflerde geniş açı çekim yapmak zor olabileceğinden değişmeyen objektifli ama yüksek zoom kabiliyetli bir makine alırken en azından normal açılı (35 mm karşılığı bir değerde) olmasına dikkat edin. Sayısal yakınlaştırma, ise gereksiz bir aldatmaca aslında. Makine tarafından fotoğrafın yakınlaştırdığınız bölümü kesilip, interpolasyonla büyük boyutlu hale getiriliyor. Bulanıklık ve hatalar artıyor. O nedenle, değeri ne olursa olsun üzerinde durmayın. Hele hele firmaların optik ve sayısal yakınlaştırmayı toplayarak yaptıkları hesaplamaları direkt gözardı edin. Titreme Engelleme: Titreme engelleme giderek standartlar arasına girmeye başlıyor. 2009'dan sonraysa titreme engellemesi olmayan model kalmayacak gibi. Ancak dikkat burada da sayısal düzeltme kandırmacası olabilir yanılmayın! Bu alanda da bir iki teknik var. En basiti, iso değerlerini artırmak (sayısal düzeltme). Biraz işe yarıyor. Işığa daha duyarlı hale gelince daha az pozlandırmak yettiği için, sensörün ışık alma süresi azaldığından titremeler sonucu oluşan bozulmalar nispeten azalıyor. Ancak bu durumda gürültü arttığından fotoğraf kalitesi bozuluyor. Optik düzeltme sistemleri daha başarılı (optik yakınlaştırmada olduğu gibi). Mümkünse böyle bir özelliği olan makine daha iyi olacaktır. Bazı modeller her iki tekniğe de sahip olabiliyor. Yani optik titreme engelleme ve sayısal teknik bir arada. Sayısal ve optik yakınlaştırmanın birarada bulunmasının standart hale gelmiş olması gibi, sayısal ve optik titreşim engelleme de bir yakın gelecekte arada sunulmaya başlayacak gibi görünüyor. Diyafram açıklığı değeri: F ile belirtilen değerdir. Genellikle makine seçerken gözden kaçırılır, ancak önemli bir kriterdir. F değeri ne kadar küçükse sensör o kadar çok ışık alır. Az ışıkla çok iş yapmak için bu değere de göz ucuyla bakarsanız iyi olur. Film Çekim: İlk başlarda "bu da bulunsun" diye "oyuncak özellik" niteliğinde bulundurulan film çekebilme kabiliyeti zamanla ilerledi. Önce 320x600 piksel 15 kare/saniye olan çözünürlük ve kare yakalama hızı, 640x480 piksel 30 kare/saniye, daha sonra Pal TV çözünürlüğü, ardından da 16:9 geniş ekran desteği derken; film çekme kabiliyetleri oldukça ilerledi. Gerektiğinde oldukça işe yarayabilecek olduğundan ve kısa sürede vazgeçilmez bir özellik olacağından bunu da değerlendirmekte yarar var. Bazı modeller çift mikrofon ile ses kaydı gerçekleştirerek "bu kadarı da pes yani" dedirtebildiğine göre, bu konuda da belirgin bir sınır olmadığını ve gelişmeye açık olduğunu söylemek yanlış olmaz. Film çekerken optik yakınlaştırma yapabilen sınırlı sayıda model bulunmaktadır. Oysa "bu da bulunsun" mantığının ötesine geçen modeller, film çeken ikinci bir kamera alma ihtiyacını ortadan kaldıracak gibi görünürken, bu özelliğe dikkat etmemek olmaz. Tabi bu özelliğin de gelişme döneminde olduğu, yakın gelecekte çok daha iyilerinin bulunacağı aklınızda olsun. Optik: Hangi kategoride makine alırsanız alın en önemli konu optik aksam, yani kamerada kullanılan merceklerdir. Ne kadar kaliteli olursa o kadar iyidir. Kompakt kameralarda boyut olarak "bit kadar" olanlardan da fazla bir beklentiniz olmasın. Büyük mercekler kullanan modelleri tercih etmek iyi olabilir. Markalı optikler genellikle daha başarılı sonuçlar verirler. Hatta Nokia N95 modeli cep telefonunda kullanılan Carl Zeiss marka merceklerin, pek çok fotoğraf makinesi ile alınacak sonuçların ötesinde kalitede fotoğraflar çekebilmesi rastlantı değildir. Neyse, biz tekrar dönelim fotoğraf makinelerine. Geniş açılı olan modeller fotoğraf çekerken işinizi kolaylaştırır. En azından, "yazlıkta masanın etrafına toplanmış arkadaşlarınızın hepsini kadraja alayım" diye geri geri giderken, havuza düşmezsiniz. 35 mm değeri normal açı değeridir (eski fotoğraf makinelerinden kalma bir fosil değerdir, ancak hala eşlenikleri olan değerlerle karşılaştırılarak kullanılmaya devam ediliyor). 35 mm altındaki değerler daha geniş açılı çekimler yapabileceğinizi gösterir (örneğin 28 mm gibi). Özellikle kompakt kameralarda objektif üzerinde bu değeri gösteren sayılar bulunur. Ancak bu sayılarda alakasız değerler görürsünüz genellikle. Bu değerlerin neye karşılık geldiğini gösteren açıklamaları inceleme sitelerinde veya makinanın el kitabında bulabilirsiniz. Örneğin Canon Powershot A720 IS için objektif üzerinde görünen değer 5.8-34.8mm'dir (35-210mm karşılığı olarak dpreview sitesinde belirtilmiştir. Yukarıdaki Nikon P50'nin değeri ise 28-102mm karşılığıdır. Dolayısıyla Nikon'un yukarıdaki modeli daha geniş açılı çekimler yapabilir.) Odak uzunluğu azaldıkça görüş açısı daha geniş olur. Bu nedenle odak mesafesi kısa olan makinelerin geniş görüş açısı olacağı söylenebilir (havuza düşme tehlikesi aklınızın bir köşesinde bulunsun - olmadı su geçirmeyen bir model veya su altı kabı da alınabilir tabi ki). Deklanşör Gecikmesi: Bu ne tür makine alırsanız alın, sinir katsayınızı aşağılarda tutabilmeniz için en önem vermeniz gereken konulardan birisidir. Özetle, deklanşöre bastığınız anda fotoğrafı çekmelidir. Kimi modellerde bu durum oldukça başarılıdır. Ancak karar vermeden önce alacağınız modelle ilgili incelemeleri internette araştırın. Bir veya daha fazla özelliği çok güzel gibi görünebilen modeller eğer deklanşör gecikmesine sahiplerse hemen almaktan vazgeçebilirsiniz. Her şey bir anda olup bittikten sonra saptayacağınız görüntü bir işe yaramayacaktır. Aynı şekilde açma düğmesine bastıktan sonra gecikerek açılan bir makine de istenmez. Olabildiğince çabuk çekime hazır hale gelen makineler daha kullanışlıdır. Yüz Tanıma: Akıllı bir teknolojidir. Amatör çekimlerde insan yüzünü tanıyarak odaklamayı ona uygun yaptığı için net görüntüler saptamakta kolaylık sağlar. Olsa iyi olur. Olmasa da olur, ama ne tür bir özellik için bundan vazgeçebileceğinize karar vermeniz lazım. Pil Tipi ve Ömrü: Zor bir seçim de bu konuda bekliyor sizi. Kalem piller kolay bulunduklarından tercih edilebilirler. Ancak makineye uygun yapılmış lityum ion doldurulabilir-piller daha seksi görünümlü ve ince gövdelerin üretilebilmesine olanak sağlamaktadırlar. Bu durumda karar size kalıyor. Ancak makinenin tek dolum ile kaç fotoğraf çekebildiğini araştırın. 4oo, iyi bir çekim adedi rakamıdır. Bunun altındaki çekim rakamları makinenin yeterince yeni bir teknoloji kullanmadığını ve çok enerji harcadığını gösterir. Gövde malzeme ve tipi: Plastik gövdeler özellikle kompakt makinelerde üretim maliyetlerini aşağıya çektiğinden yaygın olarak kullanılır. Ancak kolay çizildiğinden ve oyuncak gibi göründüğünden metal gövdeli makineleri tercih etmek daha iyi olabilir. Kompakt ve DSLR gibi olan 1 ve 2 numaralı sınıflandırmamıza giren makinelerde bile alüminyum hatta magnezyum esaslı gövdeler kullanılabilmektedir. Cebinizde taşıyacaksanız hafif ve ince modelleri de dikkatlice inceleyerek istediğiniz gibi bir fotoğraf makinesi edinebilirsiniz. Ekran: Büyük ve yüksek çözünürlük her zaman işe yarar. Parlaklık da yeni eklenenlerden. Çektiğinizi görmek ve silinecekleri saptamak açısından önemlidir. Artık neredeyse "vizöre hiç bakmadan fotoğraf çekme" eğilimi ağırlık kazanmaya başladığından vizörsüz de olsa olur, ancak iyi gösteren bir ekran olmazsa olmaz. 2,5 inch'den daha büyük ekranlar işinizi kolaylaştıracaktır. Ne yazık ki, bütün iyi özellikleri birarada sunabilecek "süper" bir fotoğraf makinesi modeli mevcut değil. büyük ihtimalle de hiç mevcut olmayacak. O nedenle ihtiyaçlarınızı iyi belirleyip bunu maddi imkanlarınızla eşleştirmek, uzun süre keyifle kullanabileceğiniz bir fotoğraf makinesi almakta yardımcınız olabilir. Fotoğraf çekmek geçici bir heves değilse, DSLR makinelere meyledebilirsiniz. İlk alım maliyeti düşünüldüğünde DSLR makineler pahalıdır. Kullanımları da daha zor ve daha çok müdahale gerektirir. Ancak ciddi olarak fotoğraf çekmeyi kafaya koyduysanız o zaman başka tabi. Unutmayın bu işte bir "son nokta" yok. Durmadan yeni modeller ve hep daha iyiler çıkıp duruyor. Kim bilir, bu yüzden eğer imkanınız da varsa zamanla bir makine koleksiyonunuz da olur. Şu sıralar 1200 ila 4000 YTL aralığında alabileceğiniz DSLR modeller mevcuttur. Şüphesiz, ince eleyip, sık dokuyanlar için dikkat edilecek daha pek çok konu vardır. Ama her konunun da bir sınırı olmalı. Bu nedenle "Ben kalender meşrebim" edasıyla bulaştığınız fotoğraf makinesi edinme uğraşında, gelip DSLR modellerine dayandıysanız zehiri fena halde kapmış olduğunuz açıktır. Ama en azından iyi bir hobiniz oldu fena mı? Kalın sağlıcakla.