15 Temmuz 2013 Pazartesi

Blog Açmalı mı?



Blog, yani günlük yazmak, kimilerine göre çoktan modası geçmiş boşuna bir uğraş. Oysa blog içeriğini sizin belirleyip, doldurduğunuz üstelik kolayca bir arada tutup, kontrolü sizde olan bir ortam. Dolayısıyla modası olmaz. Peki bir blog açmalı mı? ve Blog türleri nelerdir?
Merhaba,

İstatistiklere bakılırsa 200 yıl önce dünya nüfusu 1 milyar kadarmış. Günümüzde ise Facebook kullananların sayısı bu rakamın üzerinde. Sosyal medya kullanımı bu kadar artmışken, sosyal medyada kendi ürettiğiniz içeriği paylaşmak ve okunurluğunu artırmak için yine sosyal medyayı kullanmak mümkün. Blog sosyal medyada ilk öne çıkan kavramlardan biridir.

Peki blog nedir?

Blog, yazmak için bir günlüğün kağıttan sayfaları yerine, İnternet'in sağladığı imkanlardan birini kullanarak sanal dünyaya not düşmektir. Niteliği gereği, bir tür dışavurumdur. İsterseniz başınızdan geçenleri anlatırsınız, isterseniz aklınıza gelen bir konuyu ele alan denemeler yazarsınız. "Nasıl yapılır?" türü bilgilendirici içerik oluşturabileceğiniz gibi dilerseniz moda, yiyecek-içecek, gezi, bilim, spor, teknoloji, ana-babalık, kültür-sanat benzeri konulara uzmanlaşan bir blog yazabileceğiniz gibi, aklınıza gelen her şeyi paylaşabildiğiniz bir blog mümkündür.

Kendimce bir sıralama da yapayım istedim. Buna göre:

Blog türleri:
Kişisel
Kurumsal
Topluluk

Blog tipleri:
Yazılı
Fotoğraflı
Görüntülü
Karma
Tematik

Peki blog açmak için ne yapmalı? Pek çok blog servisi veren yer var. Bunlardan birini amacınıza göre seçebilirsiniz. Genellikle herhangi bir harcama yapmadan bir blog servisi açabilirsiniz. Eğer yeterli trafik alabilirseniz, reklamlar yoluyla üzerinden para bile kazanabilirsiniz. Ancak hemen söyleyeyim, öyle büyük bir gelir düşü görmeyin.

Blogger, kolay kullanımı ve bedelsiz blog hizmeti vermesi nedeniyle benim favorim. İsterseniz kendi alan adınızı yine sistem üzerinden alıp, yıllık 10 dolar gibi bir bedel karşılığı blogunuzu kendi alan adınızla yayınlama imkanı olduğundan daha da çok beğeniyorum. Aynı hizmeti tumblr, wordpress gibi başka blog siteleri de veriyor.

Sadece resim çekip yayınlayayım, belki altına bir iki satır bir şey yazarım diyorsanız. Yine pek çok farklı alternatif var. Flickr, Tumblr, Instagram bu kapsamda düşünülebilir. Bir fotoğrafla, sayfalar dolusu yazı ile ifade edilebilecekleri aktarabilmek mümkündür. Bu itibarla fotoğraf günlüklerini de kapsam içerisinde tutmak doğrudur.

Görüntülü-sesli blog için video servislerinden birini kullanmak mümkündür. Youtube gibi bir yerde kendi kanalınızı açıp görüntü ve sesinizi, isterseniz kaydedip düzenledikten sonra, dilerseniz anında bilgisayarınızın ya da telefonunuzun mevcut kamerası üzerinden siteye yüklebilirsiniz. Yazmaktan çok, konuşmayı seviyorsanız görüntülü bir blog tutmak farklı bir çözüm olabilir. soundcloud.com gibi bir yerde Sadece sesli bir blog tutmak da mümkün.

Yeni medya kendini ifade için kullanıcılara değişik alternatifler sunuyor. Kendinizi ifade etmek ve görüşlerinizi arkadaşlarınızla paylaşmak için pekala Facebook, Twitter gibi sosyal medya ve mikro blog servisi yapan yerleri kullanabilirsiniz. Ancak Blog ile karşılaştırıldığında bu tür servislerde oluşturduğunuz içerik çok daha çabuk tüketilip eskiyecektir. Bloglarda yazdığınız içerikler ise eğer birilerinin aradığı bilgileri sunuyorsa, uzun zaman ziyaret edilecek, sadece arkadaşlarınız ve tanıdıklarınız tarafından değil, tüm İnternet kullanıcılarına görünür olacaktır. Blog içeriğinin derli toplu olacağını da unutmamak gerek. Dilediğinizde içeriğinizi tamamen yedekleyip başka bir servise taşımamız bile mümkün olduğundan buralardaki içerik her zaman sizin olacaktır.

Kimi kullanıcılar kolay erişilebildiği için Milliyet Gazetesi'nin Milliyet Blog'unu kullanmaktadır. Bu da bir seçenektir. Burada yazılarınız ilginçlikleri ile orantlı olarak sıradan bir blog servisine göre başlangıçta yoğun trafik alabilmektedir. Bu size ve ortamı sağlayan Milliyet Blogu için okur trafiği olarak karşılıklı faydalı olur. Ancak içeriğin kolay idare edilemediğini de belirtmek isterim. Trafik için faydası olacağını düşünüyorsanız Hürriyet Gazetesinin Yazar Kafe sitesi de içeriğinizi kategorize ederek öne çıkardığından okunurluğunuzu artırabilir.

Eğer yazı yazmayı, fotoğraf çekmeyi, konuşarak paylaşmayı seviyorsanız ve bunu bir maraton gibi sürdürebileceğinizi düşünüyorsanız bir blogunuz olsun. Düşünceleriniz ve paylaştıklarınız size belki "çok satan" eser kadar ün getirmez ama bir şeyleri değiştirmek, birilerinin aradıkları bilgiyi sunmak, insana güzel tatmin duygusu verir.

Özetle: Blog açmak istiyorsanız, hiç durmayın açın.

Dizimiz devam edecek.

İyi günler dilerim.

12 Temmuz 2013 Cuma

Akıllı Telefonlardan Hangisini Seçmeli?

Tatile cebinde yeni bir akıllı telefonla gitmek isteyenler için çok sayıda yeni seçenek var. Peki, beklentilerinize en iyi cevap veren ürün hangisi?

Akıllı telefon seçenekleri artarken ,”hangisini almalı?” sorusunun yanıtını bulmak da zorlaşıyor. Hangi akıllı telefonu seçeceğinize kolayca karar vermeniz için Teknolog öne çıkan modelleri inceledi.

Samsung Galaxy Note 2

Phablet sınıfı telefon-tablet karışımı cihazların ortaya çıkmasına imkân veren Galaxy Note’un üzerinden bir yıl geçtikten sonra yeni nesil Galaxy Note 2 kullanıma sunuldu. En baştan itibaren biz de dâhil çok sayıda kullanıcı böyle büyük bir cihaza karşı gelmiş ve kimse almaz demiştik ama aksine epey ilgi gördü ve başarıdan ötürü yeni model geliştirildi. Sadece boyutlarıyla fark yaratmayan Note serisinin sembolik eklentisi akıllı ve kullanışlı S Pen kalemi. Galaxy Note’u çok büyük ve taşınmaz bulduysanız bir kez daha düşünün. Yeni Galaxy Note 2’de boyutlar 151,1 x 80,5 x 9,4 mm, yani az fark da olsa ilk modelden daha büyük ama fark edilecek bir oran değil. Boyut farkının abartılı olmamasının nedeni ekran boyutunun 5,3 inç yerine 5,5 inç olması. Ciddi bir değişim yok ve HD 720p çözünürlükle devam ediliyor ama Super AMOLED panelde Pentile yerine RGB dizilim kullanılıyor. Sonuç olarak görüntü kalitesi daha da iyi seviyede.

Samsung Galaxy S4

Milyonlarca kişiye ulaşan Galaxy S serisinin 2013 modeli Galaxy S4 ile çıta bir kez daha yükseliyor. Samsung, bu modelle birlikte ilk kez Full HD 1080p Super AMOLED ekran sunmayı başarıyor ve rakiplerinin gerisinde kalmıyor. Aynı zamanda ilginç biçimde sekiz çekirdekli Samsung Exynos 5410 ve dört çekirdekli Snapdragon S600 içeren iki ayrı modelin üretimi gerçekleşiyor. Türkiye’de satılacak modelde Samsung üretimi Exynos 5 Octa 5410 işlemci yer alıyor. 2 GB RAM ve Full HD 5 inç Super AMOLED ekran da hesaba katılınca en iddialı akıllı telefonlardan biri ortaya çıkıyor. Bu kez daha da sağlam olan Gorilla Glass 3 cam tercih edilmiş. Samsung Galaxy S4’ün rakipleri kıskandıran bir diğer özelliği microSD kart yuvası içeriyor olması ve bataryanın değiştirilebilmesi.

Apple iPhone 5

Her yıl düzenli olarak gerçekleşen yeni nesil iPhone duyurularından sonra kullanıcıların heyecanla geri sayıma başladığını söylemek mümkün. Önceki iPhone 4S modeliyle sunulan az sayıdaki yenilikten sonra Apple’ın iPhone 5 ile bir kez daha büyük ses getirmesi gerekiyordu. iPhone 4S’e kıyasla ağırlığı %20 azalarak 112 grama inen iPhone 5 inanılmaz derecede hafif. Aksine ekran genişliği ise artık 3,5 yerine 4 inç ve uzunluk daha fazla. Ekran daha büyük olsa da genişlik korunuyor ve artan yükseklikle çözünürlük 960 x 640 pikselden 1136 x 640 piksele çıkıyor. Sonuç olarak çözünürlük 720p HD değerine bile ulaşmıyor.
Malzeme kalitesi ve işçilik anlamında çok iyi durumda olan iPhone 5’te antenle ilgili sorunlar geride kalmış durumda. Değişen iç yapıdan ötürü 3,5 mm kulaklık fişi alta taşınmış ve 30 iğneli bağlantının yerini yeni nesil ince Lightning portu almış. Çok sayıda aksesuarı olanlar için kötü bir haber ama ek bir adaptör satın alıp uyum sağlanabiliyor.

Nokia Lumia 920

Uzun süredir geliştirilmekte olan ve daha fazla özellik sunacak biçimde sürekli güncellenen Microsoft Windows Phone işletim sistemini denemek için Nokia Lumia serisi dışında kalan bir telefon seçmek pek anlamlı gelmiyor. Windows Phone işletim sistemli cihazlar dendiğinde akla gelen ilk isim Lumia serisi ve Nokia’nın Windows Phone 8 yüklü modelleri arasında en gelişmişi -yakında çıkacak 925’i saymazsak- Lumia 920. Bu telefonda çok sayıda üstün özellik bir araya geliyor. Tasarım anlamında Lumia 800 ve 900’deki çizgiler devam ediyor. Tek parça polikarbon malzemeden üretilen gövdeyi görüp de beğenmemek mümkün değil. 4,5 inç ekrana kıyasla büyük olan boyutlardan ve malzemeden ötürü 185 gramı bulan ağırlık kendini hemen belli ediyor.


HTC One, HTC One X+, HTC One S, BlackBerry Z10, Nokia Lumia 920, Samsung Galaxy S3, Samsung Galaxy S4, Samsung Galaxy Note 2, Google Nexus 4, Apple iPhone 5 ve Sony Xperia Z’in detaylı incelemelerini okumak için Teknolog’u ziyaret edin.

Bir bumads advertorial içeriğidir.

11 Temmuz 2013 Perşembe

Quup Nedir?



Sosyal Medya denildiğinde genellikle yurtdışından siteler gelir akla. Oysa yurdumuzda da pek çok sosyal medya servisi var. İşte bunlardan biri de quup.
Merhaba,

Sosyal medya'da bana kalırsa meraklılarının rahatça kullanabilecekleri, ayarların içerisinde boğulmadan istedikleri özellikleri en kolay şekilde ayarlayabilecekleri bir sistem şart. Bilmem hiç Facebook ayarları içerisinde kaybolmayanınız var mıdır mesela? Belki de, daha işlevsel ve kolay kullanılabilir bir sosyal medya hizmetini çok uzaklarda aramaya gerek yoktur.

Sosyal medya siteleri, kullanıcıların kalbini çeşit çeşit yöntemlerle fethetmeye çalışırlar. quup bunu sade, anlaşılır ve sürdürülebilir bir şekilde gerçekleştiren bir site.

Pek çok sosyal medya sitesi gibi akış mantığı ile çalışıyor. Kullanıcılar içeriklerini üretebiliyor, beğendikleri bir içeriği paylaşabiliyorlar. Beğeniler belirtilebiliyor. Yorumlar yapıldığında en son yapılan yorum en üste çıkıyor. Yorum yapılan içerikler, ana akışta yukarı çıkıp güncel kalıyor. quup'da paylaştığınız bir içerik eğer dilerseniz bağlı olan Facebook, Twitter veya Friendfeed hesaplarında da yayınlanıyor. Böylece isterseniz bir gönderiyi aynı anda dört sosyal medya sitesinde birden yayınlayabiliyorsunuz. Gönderi sırasında, altta çıkan küçük sembollerden dilediklerinizi aktif hale getirmek, paylaşımlarınızın görüneceği diğer sosyal medya sitelerini belirlemenizi sağlıyor.

Üye olmak için Twitter ya da Facebook hesabını da kullanmak mümkün. Bookmarklet'i de var, böylece dilediğiniz sitede, beğendiğiniz içeriği ve görselleri quup'a girmeden de o anda bulunduğunuz siteden ayrılmadan paylaşabiliyorsunuz.

Peki, benzerlerinden ayıran en önemli nokta ne quup'u? Öncelikle, bizden bir site. Sonra, kullanımı son derece kolay ve sade. İçindeki gruplar sayesinde istediğiniz kişilerin oluşturduğu alt toplulukta kolayca sosyalleşebiliyorsunuz. Dilerseniz, grup da kurabiliyorsunuz. Gruplar kapalı, yani sadece grup üyelerinin görebileceği içeriğin paylaşıldığı yerler olabileceği gibi, herkese açık grup oluşturmak da mümkün. Bütün bunları yaparken, menüler ve sayfalar arasında boğulup kalmamanız ise oldukça güzel.

Diğerlerinden ayıran özellikleri arasında öne çıkan "Kanallar" çok kullanışlı. Bu kanallar, hazır olarak sistemde yer alıyor. Konularına göre ayrılmış. İlgi alanınıza uygun düşen kanallarda bulunan ve gelecekte yayınlandıkça güncellenecek içeriği görüp, paylaşmak, yorum yapmak için beğendiklerinizi kendi kanallarınız içerisine eklemeniz yeterli.

Kullanım kolaylığı demişken, kendi sosyal medya geçmişinizi bu sitede oldukça kolay bir şekilde yönetebildiğinizi söyleyeyim. Böylesi bir kolaylık doğrusu ne Facebook ne de Twitter'da yok. Hani iki gün sonra birkaç milyar dolar fiyat biçip, bu siteyi alsalar yeridir.

Sitede, Kanal Listelerim, Benim kanallarım, Paylaşılanlarım, Yorumlarım, Beğenilerim, Resimlerim, Favorilerim, Gizlediklerim gibi linkler devamlı olarak sol tarafta elinizin altında duruyor. Böylece içeriğinizin geçmişi konusunda bir endişeniz olduğunda, bunlar arasından istediğiniz gibi quup'larınızı yönetebiliyorsunuz.

Sitenin akıllı taşınabilir cihazlar için "web" erişimi var. Ayrıca Android cihazlar için de uygulaması neredeyse hazır gibi. Dolayısıyla dünya devlerinden pek de bir farkı yok quup'un.

"Eğer sosyal medya'nın karışık yollarında kaybolmayayım, üstelik de yurdumda üretilmiş bir yazılımla çalışan bir sosyal medya sitesini kullanayım" diyorsanız quup size göre.

Dizimiz devam edecek.

İyi günler dilerim.

Yeni Medya'da Birey Olmak


"Bir gün herkes 15 dakikalığına ünlü olacak" Andy Warhol'un bu sözü sanki yeni medya öngörülerek söylenmiş gibidir. Peki yeni medya sizi ne zaman meşhur edecek?

Merhaba,

Mevlana'dan kısa bir şiirle başlayacağım:

Cömertlikte ve yardım etmede, akarsu gibi ol,
Şefkat ve merhamette, güneş gibi ol,
Başkalarının kusurunu örtmede, gece gibi ol,
Hiddet ve asabiyette, ölü gibi ol,
Tevazu ve alçak gönüllülükte, toprak gibi ol,
Hoşgörürlülükte, deniz gibi ol,
Ya olduğun gibi görün,
Ya göründüğün gibi ol.


Dikkat ederseniz Mevlana Celaledin-i Rumi bize hedef olarak hiç de azımsanmayacak ama kişisel gelişim ve mutluluk için çok önemli noktaları işaret etmiş. Kimimiz için, belki de varılacak hedefler bile değil pek çoğu, ancak hedefe yapılan yolculuğa bile değer sanırım.

Abraham Maslow'un ihtiyaçlar piramidinin orta ve üst kısımlarında, sırasıyla aşağıdan, yukarı doğru yer alan sosyal ihtiyaçlar, güvenlik ihtiyaçları ve kişisel doyum ihtiyaçları büyük ölçüde sosyal medya tarafından bireyde karşılanabilecek kavramlara karşılık gelmektedir.

Sosyal medya siteleri, izini kaybetmiş olduğunuz arkadaşlarınıza ulaşmanızı, yeni arkadaşlıklar kurmanızı, çeşitli topluluklara katılmanızı sadece sanal dünyada değil, fiziksel olarak da sosyalleşmenizi kolaylaştıracak pek çok imkanı ayağınıza getirirler.

Burada bir parantez açıp Yeni Medya'da dilerseniz tamamen anonim kalabileceğinizi, hatta bunun son derece özgürlükçü ve doğal olduğunu da belirtmek lazım. Yani dilerseniz sosyal medya sitelerinde fiziksel dünyada kim olduğunuzu hiç belli etmeden ya da tamamen farklı biri gibi davranabilir, dilerseniz sadece kimliğinizi de gizleyebilirsiniz. Bu durum yeni medya öncesi yazılı basın kuruluşlarında mahlas kullanarak içerik üretmeye benzetilebilir. Farkı sıradan kullanıcıların da böyle bir lükse yeni medyada sahip olduklarıdır.

Aslına bakılırsa Yeni Medya dileyen herkesin kendini ifade edebilmesine ve göreli olarak herkesin ulaşabileceği içerik üretmesine, fikirlerini paylaşmasına imkan sağlar. Yeni medya'da içerik üretmek kimilerince deniz kenarında kuma yazı yazmak gibi değerlendirilmektedir. Tek farkla, yeni medyada ürettiğiniz içerik zamanla etkisini, güncelliğini yitirse bile siz silmeden ya da İnternet yok olmadan kaybolmaz.

Yeni medya'da ürettiğiniz bir içerik çok beğenilip milyonlarca kişi tarafından paylaşılabilir. Bu sizi Maslow'un piramidinin tepesine taşır, Andy Warhol'un öngörüsünü de doğrular. Ancak bütün bunlardan daha önemlisi hiç şüphesiz ister sanal, ister fiziksel dünyada kendiniz olabilmektir.

Kendini bilme ve bulma yolculuğunda yeni medya size yolu gösteremeyebilir belki ama size bu yolculukta çok işinize yarayabilecek ortamı sağlayabilir.

Yeni medya öncesinde ortaya çıkartacağınız eserleri paylaşmak, başkalarının beğenisine sunmak için izlemeniz gereken yollar genellikle kolayca aşılamayan engellerle doluydu. Örneğin makale yazdığınızda yayınlayacak dergi, gazete. Kitap yazdığınızda basacak yayıncı. Resim yaptığınızda sergileyecek galeri. Beste yaptığınızda dinleyiciler. Bütün bunları bulmada büyük kolaylık ve neredeyse bedelsize yakın bir maliyet Yeni medyanın nimetlerinden. Bunun bir kötü yanı artık ne yapıyorsanız rakipleriniz yakın çevrenizde ve coğrafi sınırlar olarak yakınınızda değiller. Her ne yapıyorsanız sizden daha iyisini yapmak isteyen rakipleriniz dünyanın her yerinden ışık hızı ile sizle rekabet ediyorlar. Şimdilik tek bariyer olarak dil kalmış gibi görünüyor ama onun da ortadan kalkması için teknoloji bütün hızıyla çabalıyor.

Yeni medya ayaklarınızı yerden kesme gücünde değil belki ama artık 15 dakikalığına da olsa ünlü olma olasılığınız eski günlere göre çok daha fazla gibi görünüyor.

Yeter ki siz kendinizi tanıma ve yeniden yaratma yolculuğunuzda ürün verin ve bunları diğer insanlara ulaştırmak isteyin.

Bir öğüt ile başladım bir başka öğüt ile bitireyim.
Mohandas Karamçand Gandhi'den bu defa,

Söylediklerinize dikkat edin; düşüncelere dönüşür...
Düşüncelerinize dikkat edin; duygularınıza dönüşür...
Duygularınıza dikkat edin; davranışlarınıza dönüşür...
Davranışlarınıza dikkat edin; alışkanlıklarınıza dönüşür...
Alışkanlıklarınıza dikkat edin; değerlerinize dönüşür...
Değerlerinize dikkat edin; karakterinize dönüşür...
Karakterinize dikkat edin; kaderinize dönüşür...

Dizimiz devam edecek,

İyi günler dilerim.

8 Temmuz 2013 Pazartesi

Nasıl Bir Tablet PC Almalı?


Eskiden bilgisayar daha çok iş, oyun ağırlıklıyken giderek haberleşme ağırlıklı bir cihaza dönüştü. Tabletler bu bağlamda günden güne daha işlevsel cihazlar olarak karşımıza çıkıyorlar. Peki nasıl bir tablet almalı?

Merhaba,

5 milyar yıl civarında yaşı olan bir dünyada ortalama 70 yıl yaşayabilen canlılarız. Evreni biraz olsun anlayabilmek çok mu zor? Evreni anlayabilmek, eğer biraz şanslıysak ana-babamız ve öğrenme çağımızda çevremizdeki insanların bizi nasıl yönlendirdikleri ile çok ilişkili. Tabi kader değil. Ancak eğitim işe yarıyor, bu kesin. Örneğin bir şekilde "sorgulamaya" başladıysak arkasından gerisi gelir. İnsan sorgulamaya kendisinden başlamalı bana sorarsanız. Kendi iç dünyanızda o görünmez aynaya baktığınızda karşınıza çıkan kişiyi tanıyor musunuz? Garip gelebilir ama eğer evreni tanımak ve anlamak istiyorsanız, öncelikle kendinizi tanımalısınız. Neden basit, evren ve siz aynı ham maddeden mamulsünüz.

Einstein formülü, görünüm olarak, basittir. E=m.c2 yani madde ve enerji birbirine dönüşebilir! O halde hepimiz enerjiyiz. Yani ışıktan geldik. Ölüp gittikten çok sonra milyarlarca yıl geçtiğinde belki yine bizden geride kalan yıldız tozları tekrar enerjiye dönüşecekler. 70 yıl gibi bir ortalama ömrü olan bizler için anlamak güç olsa da, olası geleceğimiz bundan ibaret olabilir. Peki bunca kavga, çekişme içerisinde yaşayacağımıza kısacık ömrümüzü barış ve mutluluk içerisinde geçirsek daha iyi olmaz mı?

Belki de çözüm önce "kendini tanımak"dan geçiyor? Ne dersiniz?

Konumuza dönelim.

Tablet üreticileri 3 farklı işletim sistemi üzerinde ağırlıkla cihaz üretiyorlar. iOS, Android ve Windows 8. Tabletin taşınabilir ve neredeyse giyilebilir bir cihaz olduğunu aklımızdan çıkartmadığımız durumda, bu işletim sistemleri 2'ye düşüyor. iOS ve Android.

Windows 8, mevcut hali ile büyükçe bir hayal kırıklığı olarak değerlendirilebilir. O nedenle, müsaadenizle onu anlatım dışında tutacağım. Masaüstü ya da dizüstü çözümlerinde hala geçmişten gelen gücü ile ayakta duruyor Windows. Akıllı davranabilirse varlığını sürdürebilir aynı şekilde belki ama tablet için Windows bir çözüm gibi gelmiyor bana.

iOS yani iPAd bir cihaz alacaksanız, cebinizde Apple firması için fazladan ödenebilecek bedel var demektir. Biraz Apple ürünlerine yatkınsanız hiç durmayın. Zaten çok fazla seçenek yok, gidip bir iPad alabilirsiniz. Retina ekranlı bir iPAd alabilirsiniz. Mümkünse 3G özellikli bir cihaz alıp, her yerden İnternet'e ulaşmanın keyfini çıkartın. Tabi ki wifi üzerinden hizmet olan yerlerde bağlanabilirsiniz ama neden netten ara sıra da olsa kopasınız ki? iPad'lerin bir de minileri var. Pek tutmadı mini boyu. Nedenini bilmiyorum. Gereğinden fazla fiyat diyeceğim ama zaten tüm Apple ürünleri aynı durumda olduğundan burada bırakıyorum yorum yapmayı.

Android cephesinde durum ne? Android Google tarafından sürdürülen bir proje. Kendi donanımlarını da üretirip sattırıyorlar ama üreticiler binlerce farklı model üretip kendileri de işletim sistemine ekler yapıp satıyorlar. En güzeli de küçük üreticiler de kendi cihazlarınız üretip piyasaya girebiliyorlar. Bu da müthiş bir çeşitliliğe neden oluyor.

Nexus Google'ın kendi Android'li cihazlarının genel markası. Pek çok farklı üretici ile çalıştı Google gelecekte de durum böyle olacak gibi. O nedenle üreticiye çok takılmamak lazım. Eğer saf Google ürünü ve hep güncellenecek bir cihaz istiyorsanız Nexus 7 ve 10 inchlik modelleri satılıyor. Google resmi olarak ülkemize bu modelleri satmıyor ancak raflarda zaman zaman görebiliyorsunuz. Örneğin Nexus 10 Samsung, Nexus 7 ise Asus tarafından üretilmiş. Nexus 4 cep telefonu ise LG tarafından üretiliyor.

Nexus 7 donanımına göre, 450 ile 750 lira arasında satılıyor. İyi bir cihaz. Ancak "bu kadar çok para verilmez" diye düşünüyosanız, piyasada 2 çekirdekli 7 inç ekranlı 1 GB ana hafızalı 8 GB depo hafızalı cihazlar 150-170 lira etiketle satılıyor. Marka söylemek güç. Çok miktarda marka var. Fiyatı böyle düşük olunca bazı şeylerden feragat etmeniz gerekiyor. Kalite muhteşem değil ama zaten 2 yıl garantisi olduğu için en azından bozulursa tamir ettirebilirsiniz.

Kablosuz ağ erişimi var. Ancak 3G yani telefon şebekesi üzerinden İnternet erişimi için ek donanım gerekiyor. Cihaza takılan usb 3G tercih etmeyin, uyumsuzluk sorunları yaşayabilirsiniz. Ayrıca tabletin yanında kabloda sallanan bir usb cihaz da hoş değil. Bunun yerine kendi başına 3G'ye bağlanan ve bu bağlantıyı kablosuz ağ üzerinde paylaşan aygıtlardan edinmek mantıklı olabilir.

10 inch cihaz almak isterseniz, markalı çözümler göreli olarak yüksek fiyatlı. Ancak alacaksanız mümkün olan en çok miktarda çekirdekli bir işlemcisi olsun. En az 2 ideal 4 çekirdekli işlemci seri olarak çalışmasına yetecektir.

Ucuz 7 inç ekranlı tabletlerin arka ve ön tarafında kameralı olanlarını tercih edin. Genellikle bu cihazları fotoğraf çekmek için kullanmanız pek mümkün değil. Ancak görüntülü görüşme yapmak için kullanabilirsiniz. Performansları hiç fena sayılmaz. Kesilmeden, donmadan görüşülüyor. Dolayısıyla çocukları uzaklarda okuyan ana babalar için düşük bütçeli bir haberleşme çözümü olarak kullanılabilir.

2-4 çekirdekli cihazların oyun performanslarının son derece yeterli olduğunu söyleyebilirim.

Bu cihazlar her türlü film formatını da zorlanmadan oynatabiliyorlar. Dolayısıyla üzerlerinde HDMI çıkışları varsa büyük LCD televizyona bağlayıp film de seyredebilirsiniz.

Hazır HDMI demişken, büyük ekrana ya da monitöre bağladığınızda usb üzerinden bir de kablosuz fare ve klavye seti eklerseniz, oldukça işlevsel bir mini PC'niz olabilir. Bunu da bir düşünün isterseniz.

Tablet kolay taşınabilirliği ile ek bir haberleşme cihazı olarak işinize yarayabilir. Ama onu güzel kullanabilecek kişi olmak sizin elinizde.

Dizimiz devam edecek.

İyi günler dilerim.

Masadaki Arkadaşlarım Aslında Kavanozda Yaşayan Birer Beyin Mi?

Bu aralar "Kavanozdaki Beyin" benzetmesi aklıma çok geliyor. Hepimiz aslında dünyadan olabildiğince yalıtılmış birer beyiniz. Bir ...