6 Mayıs 2013 Pazartesi

Facebook'da Neler Yapabilirsiniz?




Merhaba, dizinin üçüncü, Facebook ile ilgili ikinci bölüm ile devam ediyorum,

İnternet'in en yoğun olarak kullandığımız kısmı web sayfalarının birbirleri ile bağlantıları esasına dayanır. Arama makineleri bu bağlantılara göre ağı dolaşır, tüm sayfaları indeksler. Bu yapı biraz bizim beynimizin işleyişine benzer.

Facebook aynı yapıyı insanlara uygulamıştır. İnsanları benzer şekilde birbirleri ile ilişkilendirerek tüm kullanıcıları dilediklerinde birbirine erişebilir hale getirmiştir. Mevcut başarılı bir modeli biraz değiştirerek yeni bir mecraya uygulamak. İşte Facebook'un başarısının en büyük sırrı budur.

Facebook içeriği kullanıcılar tarafından oluşturulan bir yeni medya sitesidir. Böyle olunca, reklam ile içiçe olduğunu da söylemek mümkündür. Facebook size reklam gösterdiği gibi sizin istediğiniz kitleye yönelik reklam yapmanız için her türlü imkanı sunar.

Facebook ile neler yapabileceğinizden biraz bahsedeyim.
  • Facebook ile eski arkadaşlarınızı bulabilir yeni arkadaşlar edinebilirsiniz. 
  • Arkadaşlarınızın yolladığı ve paylaştığı içerikleri görebilir, beğeninizi belirtebilir, yorum yapabilirsiniz.
  • Arkadaşlarınıza mesaj gönderebilir, anlık mesajlaşabilir, ücret ödemeden sesli görüşme yapabilir, dilerseniz görüntülü de bağlantı kurabilirsiniz.
  • Beğendiğiniz her türlü içeriği paylaşabilirsiniz. 
  • İçerikler: fotoğraf, video, belge, link şeklinde olabilir. 
  • Arkadaşlarınızın yolladığı içerikleri de kendi profiliniz altında yeniden paylaşabilirsiniz.
  • Ünlü birinin hayran sayfasını takip edebilirsiniz.
  • Gittiğiniz, sinema, lokanta, işyeri gibi bir yeri işaretleyebilir, böylece anında bundan arkadaşlarınızı haberdar edebilirsiniz. Ayrıca yediğiniz, içtiğinizin kalitesini de arkadaşlarınızla paylaşabilirsiniz.
  • İlgilendiğiniz bir markanın kampanyalarına katılabilir, marka sayfalarında yer alan uygulamaları kullanabilirsiniz.
  • Sosyal Medya hesaplarınızı Facebook'a bağlayıp Twitter, Blogger, Pinterest, Instagram, Tmblr gibi sosyal medya hesaplarınızda yayınladığınız içeriği otomatik olarak  profilinize de gönderebilirsiniz.
  • Oluşturduğunuz profilinizde özgeçmişinizi, beğendiğiniz filmleri, kitapları, müzik türlerini ve daha pek çok detayı ilgilenenlere gösterebilirsiniz.
  • Eğer bir firmanız varsa, onun sayfasını oluşturabilir, firmanızın Facebook uygulamalarını yapabilir, ürünlerinizin reklamını yapıp, bunun sonucunda ne kadar geri dönüş aldığınızı görebilirsiniz. Sosyal medya takibinin Facebook ile ilgili kısmını gerçekleştirip müşterilerinize hizmet verebilirsiniz. Müşteri ilişkileri yönetiminin Facebook ayağını takip edip, stratejilerinizi belirleyici verileri toplayabilirsiniz.
  • Kendiniz, derneğiniz, işletmeniz için sayfa oluşturabilir ve bu sayfanızın reklamını yaparak, bir hayran kitlesini bu sayfaya yönlendirip sizi ve paylaştığınız etkinlik, davet ve bilgileri takip etmelerini sağlayabilirsiniz.
  • Facebook içerisinde çalışan alışveriş sitesi açabilirsiniz.
  • Haberleşme grupları oluşturabilirsiniz. Ortak noktalarınız olan kullanıcılarla gruplarda bir araya gelebilirsiniz. Eski forum ve e-mail gruplarına benzeyen bu hizmette arkadaşlarınız dışında yeni kullanıcıları da tanıma ve haberleşme imkanınız olur.
  • Oyun oynayabilirsiniz.
  • Uygulama geliştirebilirsiniz.
  • Dilerseniz sadece belirli kişilere açık dışarıya kapalı özel gruplara da katılabilir ya da böyle gruplar kurabilirsiniz.
  • Hiç tanımadığınız kişilere de ücreti mukabili mesaj gönderebilirsiniz (biliyorum kulağa garip geliyor ama Facebook'un benimsediği bir gelir modeli).
Facebook devamlı olarak geliştiğinden bunlara yenileri eklenip, işlevsiz kalanlar zamanla listeden kalkabilir.

Dizinin gelecek bölümünde Facebook'un yapısına ve kullanırken dikkat etmeniz gereken bir iki püf noktasına değineceğim.

Tekrar görüşmek üzere.

4 Mayıs 2013 Cumartesi

Facebook Nedir?



Merhaba, dizinin bu bölümünde sizlere Facebook'dan bahsedeceğim.

Harvard Üniversitesi'nin 2003'de diğer bazı üniversiteler gibi bir tanıtım kataloğu yoktu. Bu kataloglar ya basılı oluyor ya da online olarak erişiliyordu. Öğrencinin resmini ve tanıtım için bilgilerini içeren bu kataloglar, öğrenim yılı başında öğrencilere dağıtılıp, birbirlerini tanımaları, böylece daha kolay sosyalleşmeleri amaçlanıyordu. Bu katalogların adı Face Book'du.

2000'li yılarda "hot or not" yani "çekici ya da değil" gibi sitelerde isteyenler fotoğraflarını paylaşıyor, siteye girenler de örneğin 1 ile 10 arasında puan vererek bu resimleri değerlendiriyorlardı. 2004'ün başında Harvard Üniversitesi Öğrencisi Mark Zuckerberg, sadece üniversitesinin öğrencilerine açık olarak online beğeni sitesi Facemesh'i açtı. Mark, üniversitenin yerel ağını kırarak, Harvard yurtlarında kalanların resimlerini sistemden çekip yeni sitesine yükledi. Böylece öğrenciler aralarından en çekici kişileri oylamaya başladılar. Viral olarak yayılan haber bir anda o güne kadar görülmemiş bir trafik yarattı. Sanırım Zuckerberg'in kafasında şimşekler o anda çakmaya başlamıştır.

Site, kısa süre sonra üniversite yönetimi tarafından kapatıldı. İzinsiz alınan içerik, telif hakları, sitenin hacklenmiş olması gibi olumsuz durumlar kapatmaya gerekçe gösterildi. Ancak diğer yandan bakarsanız otaya çıkan site o güne kadar yapılmamış önemli bir yenilik içeriyordu. Sanırım biraz da bu nedenle Mark'ın fazla üzerine gidilmedi.

Bu başlangıç Mark'ın daha gelişmiş bir site yapmasına neden oldu. Böylece The Facebook ortaya çıktı. Artık kullanıcılar kendi bilgilerini kendileri giriyor ve bu sayfalara diğer kullanıcılar tarafından yorum yapılıyordu. Sonradan sitenin ismindeki "the" düştü. İşte karşınızda Facebook!

Kısa sürede Birleşik Devletlerin tüm üniversiteleri Facebook'a dahil oldu. Ardından da liseler de sisteme erişmeye başladılar.

Aynı dönemde bazı şirketler kervana eklendiler. İçlerinde Apple ve Microsoft da vardı. Özellikle şirketler, nasıl kayıtsız kalsınlar? Bu kadar potansiyel müşteriyi kolayca bulmak fırsatı hiç tepilir mi?

2006'nın sonunda Facebook 13 yaş üzeri tüm dünya vatandaşlarına ve şirketlere açıldı. 2007 sonuna gelindiğinde 100 bin kadar şirket de artık Facebook kullanıcısı olup müşterilerine bu yolla ulaşmayı seçmişti. Bu sırada 240 milyon dolarla %1,6 hissesini Microsoft satın aldı. Artık reklamlardan elde edilen gelir giderek artıyordu. 2009'da Facebook ilk kez kâra geçmeye başladı. Aralık 2011'e gelindiğinde Google'dan sonra Amerika'nın en çok erişilen sitesi Facebook olmuştu. 

Artık İnternet'te Sosyal denildiğinde ilk akla gelen Facebook'du. Ensesindeki soluğu hisseden Google da kendi sosyal ağ denemelerini aynı dönemlerde kullanıcılara açtı. Ama bunlar pek bir başarı kazanamadan birer birer kapandılar. Ta ki Google Plus'a kadar bu durum böyle devam etse de Google tüm gücünü ve hizmetlerini kendi sosyal ağına akıtarak sonunda önemli bir kitle tarafından kullanılan bir hizmeti tutturdu. Ancak sanırım bundan başka bir zaman bahsetmek daha uygun olur.

Dönelim Facebook'a:

Mart 2012'de Facebook uygulama merkezini açtı. Böylece akıllı telefon kullanıcıları için uygulamalar hizmete girmiş oldu. Artık sadece bilgisayar karşısında değil gittiğiniz her yerde Facebook'a bağlıydınız. Böylesi bir bağımlılığı kimileri madde bağımlılığına benzetiyorlar. Hatta bağımlılar için rehabilitasyon programları bile medyada gündeme geliyor zaman zaman. Bu da Facebook'un diğer yüzü olarak aklımızın bir köşesinde kalsın.

Nisan 2013'e gelindiğinde dünya çapında 1 milyar 110 milyon kullanıcıya ulaşıldı. Kullanıcılarından bir ülke oluşturulsa, dünyayı dize getirecek bir kalabalık öyle değil mi? Aynı dönemde ülkemizden tam 32.438.200 kullanıcı Facebook dünya sıralamasında İngiltere'nin ardından 7. sıraya oturmamıza neden oldu. Neredeyse Türkiye'de her 10 kullanıcıdan 9'u Facebook'a kayıtlıdır. Böyle bir hizmeti hala kullanmıyorsanız tekrar düşünün!

Dizinin gelecek bölümünde Facebook'da neler yapılabileceğinden bahsedeceğim.

Tekrar görüşmek üzere.

3 Mayıs 2013 Cuma

Sosyal Medya Nedir?



Kendini ifade etmek ve başkaları ile haberleşip deneyimlerini paylaşmak, tarih boyunca önemli bir ihtiyaç olmuştur.

Fikirlerinizi paylaştığınızda, sizi dünyadaki herkesin duyabileceğini düşünün. Sosyal medya işte tam da buna benzeyen bir kavramdır.

Sizin söyleyecek bir şeyiniz varsa, buna ihtiyaç duyduklarında ulaşabilecek milyonlarca potansiyel kullanıcı vardır. 

İçerik kullanıcılar tarafından üretilir, paylaşılır ve kullanılır. Kullanım, okumak, görmek, dinlemek, izlemek, paylaşmak, kendi fikrini belirtmek şeklinde olabilir. Bunlar için kolayca gözden çıkarılabilen bir harcama yeterlidir.

Zaman ve yer sınırlaması olmadan üretilen veya paylaşılan içerik, tekrar, tekrar ulaşılarak birileri tarafından değerlendirilebilir. Bilgisayar, akıllı telefon, tablet hatta uygun fotoğraf makineleri en yaygın olarak içerik üretmek ve ona ulaşmak için kullanılabilir.

İçerik, ağ üzerinde, web sitesi linki (im), ansiklopedi veya sözlük girdisi, blog denilen günlükler, mikro bloglar, fotoğraflar, ürünler, gidilen yerin konumu ve bilgileri, beğenilen bir müzik klibi şeklinde ama bunlarla sınırlı olmamak kaydıyla olabilir.
Andreas Kaplan ve Michael Haenlein’in 2010’daki tespitine göre Sosyal Medya; “Web 2.0 üzerinde ideolojik ve teknolojik içeriklerin, yapılanmaların kullanıcı merkezli bir şekilde üretilmesine ve geliştirilmesine izin veren İnternet tabanlı uygulamaların bütününe” denilir. (Kaplan, Andreas M.; Michael Haenlein (2010) "Users of the world, unite! The challenges and opportunities of Social Media". Business Horizons 53(1): 59–68.)
Neden Sosyal Medya?
2004 öncesi dönemde; içerik, ağırlıklı olarak tek yönlü ve yüksek masraflarla üretilip, tüketicinin fazla ve anında bir etkileşimi olmadan kitlelere ulaşıyordu. WEB 2.0 teknolojisi, etkileşimi çok kolay hale getirince, İnternet kısa sürede geniş kitlelerin içerik üretip kullandığı bir mecra haline geldi. Bu durum zamanla tüm iletişim ve medya araçlarının dönüşmesine ve uyum sağlamaları da dahil, pek çok değişikliğe neden oldu. Sosyal Medya milyarlarca İnternet kullanıcısının erişebildiği dev boyutlara geldi. Örneğin 1 milyar 600 milyon kişi Gangnam Style video klibini izledi. 2000 öncesi Kore dilinde, dünyada tanınmayan bir şarkıcının müzik klibinin bir kaç ayda bu kadar kişiye ulaşması sadece hayal edilebilirdi. İşte bu nedenle Sosyal Medya
son derece etkili bir mecradır.

Başlıca Sosyal Medya Uygulamaları ve Siteleri Nelerdir?
İnternet üzerinde tanıdıklarınız ile ilk paylaşım yapabildiğiniz ortam elektronik postalardır. Mail grupları ile sadece tanıdıklarınıza değil, daha geniş kitlelere erişiminiz mümkün hale geldi. Forum siteleri ile bunu kendi gerçek kimliğinizi ortaya koymadan yapmak da mümkün oldu.

Kişisel web siteleri ile ilk paylaşımlar başladı. İnternet'in erken dönemlerinde beğendiğiniz sitelerin adresleri biriktirilip, paylaşıldı, daha sonra anlık mesajlaşma yazılımları piyasayı ele geçirdi, yazışmadan, sesli, görüntülü görüşme yapmaya kadar ulaşıldı.

Sözlük ve Ansiklopedi siteleri, içeriğin daha da geniş kitlelere ulaşmasına ve çok daha uzun süre kullanılabilmesine imkan sağladı.

Bloglar, yani günlükler ile isteyen herkes kendi köşe yazılarını yayınladığı bir alana sahip olma imkanını buldu. Blog içeriklerine, arama makinelerinin çok önem vermesi nedeniyle sadece kişiler değil, pek çok tüzel kişiliğin de blogları ortaya çıkıverdi. Ancak oturup uzun yazılar yazmak ve bunu sürdürebilmek kolay değildi.

Geniş kitleler tam bloglardan sıkıldıkları anda, ortaya son derece kolayca kullanılabilen mikro blogging siteleri çıktı. Böylece Twitter ile fazla bir teknik bilgi ve donanıma sahip olmayan sıradan İnternet kullanıcıları için 140 karakter içerisinde kalarak, düşüncelerini sanal dünyaya duyurmak mümkün oldu. "Bu minimal yaklaşım daha da öteye gider mi?" diye düşünülürken, akıllı telefonların yayılmasıyla tek fotoğraf çekip paylaşılan uygulamalardan Instagram kısa sürede 100 milyon kullanıcıya ulaştı. Yine akıllı telefonlar sayesinde bulunduğunuz yeri ve orada ne yaptığınızı paylaşabildiğiniz uygulamalar geniş kitleler tarafından kullanılmaktadır.

Eski fikirleri yeni teknolojilerle yeniden ele alan ve temelde link paylaşımını sanal fiyat etiketleri ile birleştiren Pinterest gibi niş uygulamalar da belli İnternet kullanıcılarına hitap etmeyi başardı.

Facebook, Twitterin eksiklerini tamamlayacak şekilde geliştirilen ve başarıyı yakalayan Friendfeed gibi siteleri ve teknolojilerini satın alarak tüm bu sosyal medya uygulamalarını içinde bulunduran bir ortama dönüşüp, evrim geçirdi. Buna cevap olarak dev arama sitesi, kendi benzer uygulaması Google Plus'ı pekçok başarısız denemenin ardından yaygınlaştırmayı başardı. Hatta bundan böyle kendini medya devi olarak sanal dünyada yeniden konumlandırdı.

Ortaya çıkan Yeni Medya, artık her türlü iletişimi, herkesin gerçekleştirebildiği yeni bir İnternet deneyiminin günümüzdeki haline dönüşmüş ve gelişmeye devam etmektedir.

Bu dizinin devamında, ülkemizde 10 İnternet kullanıcısından 9'unun bir hesabı bulunan Facebook'dan söz etmeye çalışacağım.



24 Nisan 2013 Çarşamba

Güvenilirlik Önemlidir TTNET

Yukarıda NETLIMITSIZ Paket-Sinirsiz internet kampanyasından yararlandığım kullanım miktarlarım yer alıyor. Adil Kullanım bilmemnesi de 50 GB. Ondan sonra hızım 1 mbps'e düşecek.

Geçen TTNET aradı. Karşı taraftaki tele satışcı arkadaş bana son aylardaki kullanım miktarlarımı incelediğini ve Adil Kullanım Kotasını aştığım için hızımın düştüğünü fark edip etmediğimi sordu. "Farketmedim" dedim, zaten düşmemiş gördüğünüz gibi.

Eğer 6 lira fazla verirsem Adil Kullanım Kotamı 50'den 100 Gb'a çıkartabileceklerini söyledi. "İstemiyorum" dedim. "Neden" dedi. "Bana yetiyor" dedim. Sonra da telefonu kapatıp kotama baktım. Adam beni ayaküstü kandıracak!

Bak sevgili TTNET, sanırım verilen hedefleri tutturmak için agresif satış yolları falan arıyorsun. Ancak müşteri güveni de önemlidir! Bundan böyle, bana ne getirsen aklımın köşesinde, bu güven sarsıcı örnek kalacak!

Önerim, satış personelinizi eğitmeniz. Doğruyu söylesinler. Farkınız bu olsun. Güvenirliği kaybetmek önemsiz ise bilemem tabi.

Alkol'lü Termometre Nasıl Yapılır?

Termometre hemen hepimizin evinde bulunan bir cihazdır. Eğer içinde kırmızı sıvısı olan küçük termometrelere dikkat edecek olursanız ince bir kılcal boru ve en altta tombulca bir hazne vardır. Genellikle içerisindeki sıvı da alkoldür.

Termometreleri taklit ederek sıcaklık ölçen bir düzenek yapalım.

Yukarıdaki fotoğrafta gerekli olan malzemeler görülüyor. Hazne için içerisine yağ ve sirke konan şişelerden kullanacağız. Laboratuvarlarda kullanılan bir cam pipet (ne kadar ince olursa o kadar iyi!) (medikal malzeme satan dükkanlarda bulunuyor), Alkolü eczanelerden bulabilirsiniz. Şişemiz büyük olduğu için 400 cc alkol kullanacağız. Alkolü daha görünür kılmak için içerisin boya katacağız. Boya gıda boyası, guaj boya ya da benim kullandığım gibi yazıcı mürekkebi (mürekkep çöküp tortu bırakıyor en güzeli renklendirici olarak kullandığınız boyayı bir gün önceden alkole karıştırıp tortu bırakıp bırakmadığını deneyin)

İlk iş olarak şişenin tıpasında ana borunun yanındaki hava deliğini eriyen plastik ile doldurun.
Alkolü şişeye dökün.
Şırıngayı kullanarak boyayı alkole karıştırın.
Boyanın, alkolü görünür kılacak kadar olması yeterli.
Daha sonra ana boruya eriyen plastiği doldurup içerisinden pipeti geçirin. Hava almaması gerekiyor unutmayın!
Şişeyi ağzına kadar doldurun. Pipeti içerisine daldırın. İçinde hava kalmaması lazım yoksa yanlış ölçüm yapar ayar da tutmaz! İdeal miktarda sıvıyı pipetin uygun yerine kadar yükselmesi için bir iki denemeye ihtiyacınız olacak. İşiniz bittiğinde tıpanın alkol kaçırmaması için silikon (Dikkat eriyen plastik değil!) kullanabilirsiniz. Eriyen plastik ya da silikon ile pipetin üst kısmını da hava almayacak şekilde kapatın. İki bileşenli epoksi yapıştırıcı da kaçakları önlemede işe yarayabilir (hepsini kulandık).

Ölçüm yapabilmek için doğruluğuna güvendiğimiz bir termometreyle birlikte yaptığımız termometreyi buzdolabına koyun. Birkaç saat sonra dolapta bulunan termometrenin üzerindeki rakama bakın 4-5 derece olabilir.


Pipetin üzerinde çıkmayan bir kalemle sıvının düzeyini işaretleyin. Daha sonra her iki termometreyi dışarı çıkartıp bir kaç saat bekleyin. Oda sıcaklığını referans termometreden okuyun ve yine yaptığınız termometrenin üzerinde işaretleyin.

Diyelim ki oda sıcaklığı da 21 derece olsun. iki işaret arasına eşit aralıklarla bir skala yapın. skalanın işaretlerin dışında kalan kısımlarını da eşit aralıklara işaretleyerek skalanızı tamamlayabilirsiniz. Biten skalayı pipete yapıştırın.

Aynı termometrenin su ile yapılabileceğini de biliyor musunuz? Bu linkten su ile yapılmış termometrenin anlatımına ulaşmak için kullanabilirsiniz.

Masadaki Arkadaşlarım Aslında Kavanozda Yaşayan Birer Beyin Mi?

Bu aralar "Kavanozdaki Beyin" benzetmesi aklıma çok geliyor. Hepimiz aslında dünyadan olabildiğince yalıtılmış birer beyiniz. Bir ...