19 Ağustos 2013 Pazartesi

Uzaya Giden Türk'e Ne Denir?


UFO uzaya Türk gönderecek malumunuz.

Bu kapsamda #UZAYAGİDENTURKENEDENİR hashtagi ile bir yarışma düzenlenmiş.

Bana sorarsanız: "güle güle, yolun açık olsun" denir ama hani Amerikan olana Astronot, Rus'a Kozmonot falan deniyor ya, "bizimki ne olur?" diye bir yarışma. Katılım için sınırlama yok hadi siz de bulup Twitter'da yollayın bir şeyler.

Aşağıda basın bülteni var.

--------- ---------



BİR TWEET AT, 10 BİN TL’Yİ KAP!

#UZAYAGİDENTURKENEDENİR

1 Nisan 2013 günü “UFO Beni Uzaya Götür” kampanyası kapsamında belirlenen uzaya gidecek ilk Türk’ün şimdi de ünvanı belirleniyor. Sosyal medyada büyük bir yarışma başlatan UFO, #uzayagidenturkenedenir hashtag’i ile twitter’dan isim önerileri toplayacak.

Twitter’dan paylaşılacak isim önerileri, Fatih Portakal, Cengiz Semercioğlu, Geveze ve Bonbon Funda ve Cenk Babaeren gibi ünlü jüri üyeleri tarafından değerlendirmeye alınacak. Jüri tarafından birinci seçilen önerinin sahibi, firma tarafından 10 bin TL. ile ödüllendirilecek.

İngilizce’de astronot, Rusça’da kozmonot, Çince’de taykonot olarak adlandırılan “uzay insanı”nın ünvanı, #uzayagidenturkenedenir hashtag’i ile başlatılan yarışma ile belirlenecek. Yarışma sonucunda, tanınmış televizyoncu, gazeteci ve radyocular arasında yer alan Fatih Portakal, Cengiz Semercioğlu, Geveze, Bonbon Funda ve Cenk Babaeren gibi isimlerden oluşan jüri üyeleri, en iyi öneriyi seçecek ve artık bizim de uzay insanına seslenecek bir kelimemiz olacak.

15 Eylül 2013 tarihinde sonuçlanan yarışmanın talihlisi, 25 Eylül 2013 günü https://www.facebook.com/ufokurumsal?fref=ts ve https://twitter.com/ufokurumsal sayfalarında açıklanacak.

Sınırsız isim öner, kazanma şansını artır…

Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olup 18 yaşından büyük herkesin katılabileceği yarışmada Türkçe olan, dini ve siyasi amaçlara hizmet etmeyen, sakıncalı ve zararlı nesne, oluşum gibi kavramları çağrıştırmayan ve genel ahlak kurallarına uygun olan öneriler jüri tarafından değerlendirmeye alınacak. Herkesin istediği kadar isim önerisi paylaşabileceği yarışmada, her isim yeni bir şans demek olacak. Kriterlere uygun olan tüm önerilerin değerlendirileceği yarışmada jürinin seçtiği ismin birden fazla kişi tarafından önerilmiş olması durumunda, seçilen ismi ilk tweet atan kişi ödül olmaya hak kazanacak.

13 Ağustos 2013 Salı

Blogger Dinamik Görünümlerdeki Yüklenme Hatasının Çözümü

Blogger Dinamik Görünümler temasını kullanan DGünü diye bir blogum var. Bir kaç aydan beri blogun görünüm şekli benim ayarladığım gibi değil de, sanki sayfa yüklenirken yarım kalmış da, renkler ve arka plan gelmemiş gibi görünüyordu.

Uzun zaman aradım ama çaresini bulamadım. Sonunda geçen gün 2globalnomads.info sitesinde rastladım, çaresini bulmuşlar. Ben de hemen denedim ve işe yaradı. "Sizin de başınızda bu dert var ise" diye yazdım.


Düzeltmek için: Blogger > Şablon > Html'yi Düzenle kısmına girmeniz gerekiyor. Kodun en alt kısmına yakın bir yerde:

    <script language='javascript' type='text/javascript'>
      setTimeout(function() {
        blogger.ui().configure().view();
      }, 0);
    </script>
  </body>
</html>

Kırmızı 0 değerini 1000 olarak değiştirin. Sanırım yüklenirken bekleme süresini böylece uzatıp sayfanın doğru olarak yüklenmesini sağlamış oluyorsunuz. Kodlar ile ilgili gösterimler 2globalnomads.info sitesinden alıntıdır.

    <script language='javascript' type='text/javascript'>
      setTimeout(function() {
        blogger.ui().configure().view();
      }, 1000);
    </script>
  </body>
</html>

Yaptığınız değişiklikleri kayıt edip çıkın hepsi bu kadar.

[ctrl]-R veya [shift]-[ctrl]-R kullanarak sayfayı yenilerseniz en son görünümü gelir.
Google bu kadar basit bir şeyi neden aylardır düzeltmiyor, anlamak zor. Bu aralar işleri yoğun sanırım.

2 Ağustos 2013 Cuma

Sosyal Medya İçinde Olmak ya da Olmamak


Sosyal medya etkisi ve ekonomisi artık birlikte yaşamaya alıştığımız kavramlar. Peki herkes buradaysa ve siz dışarıdaysanız ne olacak?
Merhaba,

Artık Sosyal Medya kavramını pek duymayan kalmadı. Sözlükler, Vikipedia, Facebook, Twitter ve yeni Google+ gibi sosyal medya servisleri en bilinenler. Bunlar kadar yaygın olmasa da irili ufaklı pek çok sosyal ağ sitesi de mevcut.

Günümüzde Sosyal Medya, e-posta, kişisel sayfalar, forumlar gibi pek çok primitif İnternet servisinin yerini aldı. Buna iyi örneklerden biri de dizin hizmetleri. Dizin (directory) hizmetleri zamanında kullanıcıların ilgilendikleri içeriklere ulaşabilmeleri için kolaylık sağlamak amacıyla kurulmuşlardı. Şimdi bunun için o kadar çok ve çeşitli alternatif var ki, artık ilgi çekmediği için Google kendisininkini kapattı bile. Zaten arama o kadar hızlanıp rafine sonuçlar verir oldu ki, ağaç köklerini andıran dizin hizmetlerini kullanmak ciddi bir zaman kaybı anlamına geliyor. Oysa bir zamanlar arama bu kadar iyi sonuçlar veremezken, mecburiyet nedeniyle bir konuda araştırma yaptığınızda bilginin labirentleri içerisinde körlemesine aradığınız verilere ulaşmaya çalışırdınız. Şimdi ise aradığınız bilgiye ulaşmanız için sadece ne arayacağınızı bilmeniz yetiyor. Sanırım aynı nedenle Google geçtiğimiz günlerde RSS okuma hizmeti Reader'ı da kapattı.

Güncel içerik anlık olarak değişiyor. Her ne kadar arama motorları bu hıza ayak uydurmaya çalışıyorlarsa da kimi zaman sosyal medya bu konuda daha hızlı. Çevrenizdeki kişilerin anlık paylaşımları sayesinde kimi zaman gündemi takip edebiliyorsunuz, kimi zamansa başka bir yerde hiç bir şekilde görmeyeceğiniz içeriklere ulaşabiliyorsunuz.

Kullanıcılar açısından bakarsak, Sosyal Medyanın da itmesi ile ilgilendiğiniz konulardaki içerik, genelde sizi buluyor. Güncel konular ilginizi çekiyorsa, kimi zaman radyo, televizyon, gazeteler gibi diğer kanallardan önce içerik kapınızı çalıyor. Facebook'dan çıkmadan, ilgilendiğiniz her konudaki gelişmeleri, makaleleri okumak, güncel görüntüleri izlemek mümkün. Zaten Facebook da kullanıcılar hiç bir yere gitmeden içeride kalsın diye çabalayıp duruyor. Böylece kendi bünyesinde yaratmaya çalıştığı ekonomik yapı daha çok gelir elde edebiliyor. Eğer kullanıcı da, almak istediği her ne ise ona ulaşabiliyorsa sorun yok tabi ama bu konuda kişiden kişiye çok değişken bir sonuç ortaya çıktığını söylemek de mümkün. Kimi, açılış sayfası olarak Gooogle ve buraya yazarak girdiği Facebook dışına çıkmazken, kimi de olabildiğince geniş alandan faydalanmak için İnternet'te surf yapıyor. Zaten var olan içeriği yeniden değerlendirip sosyal medya sitelerine getiren bu araştırmacı kesim. Sonra olanları biliyorsunuz Facebook kullanıcıları da bu içerikleri yeniden paylaşarak yayılmasına neden oluyorlar.

Sosyal Medya, satış üzerine etkisi nedeniyle firmaların da ister istemez ilgisini çekiyor. Bu nedenle de irili, ufaklı pek çok firma Sosyal Medyada var olmaya çalışıyor. Konu ile ilgili bir departman ayıran ya da bir uzman istihdam eden veya profesyonel bir firmadan destek alan büyük markalar genellikle doğru yolda ilerliyorlar. Bir de bu konuya fazla önem vermeyen ama "biz de burada olalım" düşüncesi ile işe girişip pek aradıklarını bulamayanlar da var. Tanıtım ve müşteri ilişkileri yönetimi boyutları dışında, kıran kırana pazarlama maksadıyla işe soyunanlar ise ortamları, e-posta dönemindeki spam posta yollayanlar gibi kaplamaya başladılar. Ancak, Sosyal Medyanın yapısı nedeniyle böylelerinin bu konuda başarılı olmaları pek mümkün değil. Buna iyi bir örnek, pıtrak gibi üreyen fırsat siteleri. Gözüne sokulan ilgisiz içeriğe karşı, sosyal medya kullanıcılarının tepkisi genellikle kayıtsız kalmak oluyor. Oysa pazarlama ve satış açısından sosyal medya diğer ortamlardan çok da farklı değil. Etkili kampanyalar burada da başarılı oluyor. Yeter ki projeyi iyi yürütmeyi bilecek bir ekip işin başında olsun.

Sosyal Medya, firmaların "biz de burada olalım" diye amatörce yönetebilecekleri bir mecra olmaktan çıkalı çok oluyor. Ciddi bir yaklaşım olmaması halinde istenen güçlendirici etkiyi sağlamak bir yana, tüketici gözünde itibar kaybetmek son derece kolay olabilir. Memnuniyetsiz bir iki müşterinin Sosyal Medya'da firmanıza verebileceği zarar, olası viral etkisi yüzünden beklenmeyen boyutlara ulaşabilir. O nedenle işi amatörce web tasarımı da yapan bilgisayar teknisyenine bırakıp, Sosyal Medya'nın nimetlerinden yararlanmak mümkün olmayabilir. Konuyu ciddi olarak ele almalı ve eğer sosyal medyada varlık gösterecekseniz, bunu ciddi bir iş girişimi olarak görmelisiniz. Sosyal Medyada firma stratejisini belirlemekte büyük fayda var. Daha çok satış yapmak için bir enstrüman olarak, Sosyal Medya'yı kullanmayı düşünüyor olabilirsiniz. Konu ile ilgili profesyonel yardım almaktan kaçınmayın. Firma büyüklüğünüze bağlı olarak pekala makul bir çözüm bulunabilir.

Diğer mecralar gibi sosyal medya da iyi kullanıldığında beklenen olumlu sonuçların alınabileceği, yeterli emek ve önem verilmeden kullanılmaya çalışıldığında ise olumsuz sonuçlar alınabilecek bir alan.

İyi günler dilerim.

31 Temmuz 2013 Çarşamba

Büyük Veri (Big Data)


Yeni medya üzerinde de etkisi olan Büyük veri yani Big Data konusunda yapılabilecek çok iş ve fırsat bulunuyor. Peki bunu doğru olarak değerlendirebiliyor muyuz?

Merhaba,

Sms, elektronik posta ve sosyal medya siteleri satış ve pazarlama için son derece etkili kullanılabilir. Peki öyle mi kullanılıyorlar? Bizi ilgilendirmeyen, rahatsız eden, dahası markadan ve kampanyadan soğutan çabalar neden başarılı bir pazarlama stratejisi haline gelmek yerine çekilmez bir hal alır?

El ilanlarını düşünün. Yolda yürürken elinize tutuşturulan güzellik salonunda cilt bakımı ve indirim ile ilgili olan mesela. İyi de ben erkeğim ve kadınlar için hedeflenmiş bir pazarlama yönteminin benim elimde ne işi var? Hemen analiz edelim bu durumu: Belli ki işyeri sahibi işlerini biraz daha geliştirebilmek adına "ne yapayım?" diye düşünürken. Bir el ilanı bastırıp, burada kısaca hizmetlerini tanıtmayı ve belki de bir indirim kampanyasıyla yeni müşteriler çekmeyi hedeflemiş. Bunu yaparken, neredeyse son adıma kadar doğru giden yöntem, benim elime tutuşturulduğu anda boşa gitmiş oluyor. Bir iki düşünceli kişi, ilanları bir sonraki çöp kutusuna kadar ellerinden bırakmazken yerler bu ilanlarla dolup taşıyor. Broşürleri dağıtan eleman, basit bir gözlem ile hedefini doğru seçebilirdi. Sadece kadınlara broşür vermek yerine, erkeklere de broşür uzatmak düşük de olsa broşürün hedefine ulaşabileceğini yani alanın, ilgi duyabilecek birine verebileceği düşüncesini barındırır. Böylece dökme yöntemle yapılan broşür dağıtımı sonucunda geri dönüş buna değmişse yönteme devam edilir.

Elektronik postalar ve sms mesajları da benzer hedefleme dürtüsü ile gönderilir genellikle. Geri dönüş ile ilgili bilgi genellikle göz ardı edilir. Zaten belki de, bu mailleri ve smsleri yollayanların bu tür bir veriyi değerlendirecek ya da saklayacak imkanları yoktur. Zaten maliyet olarak önemli olmadığından, sadece mesajı yollayıp, geri dönüş için beklerler. Oysa basit verileri değerlendirmek, hedeflenen kitleye ulaşmak konusunda başarı şansını artırabilir. Örneğin elimizde, sadece isim ve telefon numarasından oluşan bir veri varsa bu isimlerden erkek ve kadın olarak kesine yakın olanları ayırıp, ona göre gönderim yapmak makuldür. Elde cinsiyet, yaş  gibi veriler de varsa daha da başarılı bir hedefleme yapmak mümkündür.

Oysa elinde bir şekilde büyük veri bulunduranların, bunu değerlendirmeleri halinde kazançlı çıkabilecekleri düşünülebilir.

Büyük Veri (Big Data) eğer sahip olan tarafından anlamlı şekilde analiz edilip, doğru sorulara doğru cevapları verecek hale gelirse çok işe yarayabilir. Büyük veri insanların davranışları, edimlerinden alınan küçük veri parçalarının birleşiminden oluşan dev bir sanal bulut gibi düşünülebilir.

Büyük verideki bilgilerden yapılan analizlerden yola çıkarak oluşturulacak bir senaryo üzerinden başarılı olabilecek bir pazarlama, satış kampanyası yapmak için konunun uzmanlarının belirleyecekleri hedefler başarının kapılarını açabilir.

Büyük veriye kimler sahiptir? Şöyle bir sıralayalım.

Google,
Diğer Arama Motorları,
Sosyal medya siteleri,
Telefon operatörleri,
İnternet servis sağlayıcılar,
Bankalar,
Devlet,

Liste uzatılabilir. Burada veriye sahip olmak başka bir durum, onu kullanabilmek için ne olduğunu anlamak ve değerlendirebilmek çok başka bir durumdur.

Örneğin telefon operatörünüz neredeyse hakkınızda pek çok veriyi anlamlandıracak kadar çok bilgiye sahiptir. Evinizi, işyerinizi, sık gittiğiniz yerleri, tatilinizi nerede geçirdiğinizi, boş vakitlerinizde ne yaptığınızı, kimlerle bir araya geldiğinizi, nereden alışveriş yaptığınızı, hangi eğlence türlerini tercih ettiğinizi ve bunun gibi uzatılabilecek pek çok bilginize sahiptirler.

Kredi kartını kullandığınız banka da sizin harcama alışkanlıklarınız hakkında sıralansa oldukça eğlenceli bir liste çıkarabilecek kadar çok bilgiye sahiptir.

Yine de işinize yaramayacak kampanya ve önerilerle size ulaşıyorlarsa bu tamamen ellerindeki büyük veriyi değerlendirememelerinden kaynaklanmaktadır.

Geçtiğimiz günlerde hedefi beni bir üst pakete taşımak olan İnternet servis sağlayıcım aradı. Satış personeli kotalarımı aştığımı bu nedenle hızımın düştüğünü, istersem halen kullandığım pakete ödemekte olduğum x fiyatı ile iki katı fazla kota kullanabileceğimi, geçmek isteyip istemediğimi sordu. Öncelikle söylediği x rakamından daha düşük bir bedel ödüyor ayrıca, kotalarımı aşmadığımı hatta yarısına bile zor yaklaştığımı yeni kontrol ettiğimden bildiğim için kendisine hayır dedim. "Neden istemiyorsunuz?" dedi. Çünkü verdiğiniz bilgiler doğru değil dedim. Ellerinde büyük veri olmasına rağmen, bunu bu kadar yetersiz kullanan hatta "kullanıcı nasılsa kendi kullanım detaylarından habersizdir" gibi genel varsayımlarla hareket eden pazarlama ve satış kampanyaları eğer başarılı oluyorsa, bir de kullanıcının eğilimlerini bilen ve buna göre tekliflerle karşısına çıkan firmalar nasıl bir başarı elde etme fırsatını yakalarlar siz düşünün.

Google, bu büyük veriyi olabildiğince anlamlı olarak kullanabilecek bir firma namzetidir. Yıllardır tüm mesajlarımızı okur, tüm arama eğilimlerimiz bilir, girdiğimiz sayfaları aklında tutar. Bunun karşılığında tüm yaptığı ilgi alanınıza yakın olan reklamları size göstermektir. Ama mesela bir süredir aramakta olduğunuz telefon modeli ile ilgili en uygun teklifi size sunacak bir teknolojisi hala yoktur her nedense?

Facebook da aynı şekilde kullanıcıları hakkında son derece fazla bilgiye sahiptir. Ölçek olarak da bizim 13 milyon abonesi olan İnternet servis sağlayıcımızla karşılaştırıldığında 1 milyardan fazla kullanıcısına sadece sevgililer gününde sattığı ve gerçekte var olmayan sanal çiçekler üzerinden bile daha fazla gelir elde edebilir. Ancak onun da bu veriyi gerektiği gibi kullanarak düzgün bir pazarlama kampanyası ya da gelir modeli oluşturabildiğini söylemek mümkün değil.

O halde, veri gerçekten büyük ama bunu gerektiği gibi kullanıp, fırsata çevirebilecek cevherler pek yetişmiyor.

Elinize güzellik salonu ilanını tutuşturan elemandan bir adım öteye gitmiş bir yaklaşım da olsa, sadece bu kadar ilerleme için oldukça yüksek bir veri maliyeti öyle değil mi?

İyi günler dilerim.

Big Data ilginizi çektiyse konusunda benden çok daha bilgili Uğur Özmen'in yazılarını da okumanızı öneririm.

Hıyar Kokusu (küçük hikaye)

Yazın en sıcak zamanı. Temmuz devrilip, Ağustos yönetimi ele almış. Evin içi direkt güneş aldığından "yanıyür". Telaşla FT8 yapan ...