31 Aralık 2012 Pazartesi

2013 Yeni Bir Yıl


Evet hep büyük beklentilerle gireriz yeni yıla sonra o da bir iki ay içerisinde eskiyip tükenir.

Yine de umut iyidir.

İnsanı mutlu eder iyi beklentiler de iyi girişimlere neden olur.

2013 güzel bir yıl olsun. Sonrakiler daha da iyi olsun tabi :)

Bu sene yavaş ama keyifli geçsin.

Bu arada Coca Cola'ya da helal olsun. Noel babayı yeşil beyazdan kırmızı beyaza çevirdikleri için yeni yıl diyince akla ilk olarak kırmızı beyaz renkler geliyor.

26 Aralık 2012 Çarşamba

Tele Satış Elemanlarından Nasıl Kurtulurum?


TTNET müşteri bilgileri bir şekilde piyasaya düştü bu açık. Ya bir çalışanları sızdırdı piyasaya verileri ya da kendileri tele satış için bayilere verdiler. Olan oldu bir kere, aslında ciddi bir adli durum bu ama "aman canım burası Türkiye olur böyle" mantığıyla boş verildi sanırım.

Taahhüt bitiş tarihime doğru arayan onlarca ADSL servis satıcısından yukarıdaki çıkarımı yapmıştım. Yeniden taahhüt verip aboneliğimi devam ettirmeme rağmen cep telefonumu arayanlar bir türlü bitmiyor. Neyse o andaki ruh halime göre kendileri ile neşemi buluyorum.

Mesela Digitürk için tele satış yapan arkadaşları dinledikten sonra verdiğim bazı cevaplar.
- Ben Digitürk'e karşıyım kardeşim.
- Siz benim blogumun kapanmasına neden olmuştunuz adınızı bile duymak istemiyorum.
- Evde kablo tv var kardeşim ne yapayım Digitürk'ünüzü?
- Yahu zaten TV seyretmem, sadece uyumak için geçerim karşısına, lazım değil.
- Taahütüm var.

Genelde dumur oluyorlar ama onların da bu işten hayatlarını kazanmaya çalıştıklarını unutmayıp bir saygısızlık etmemeye çalışıyorum.

Bir de TV ve ADSL'yi beraber satmaya çalışanlar var. Genelde HD olmayan paket ve uydu alıcıyı birlikte öneren paketleri aslında anlamsız olduğundan kolay püskürtülüyorlar. Her şeye rağmen susmadıklarında en etkili yöntem "taahhütüm var" demek oluyor.

Olgunlaşmamış bir ürünü satmak da kolay değil. TİVİBU satanlar da ayrı bir alem. İlla bedava paketi vermeye çalışmaları öldürüyordu bir ara. Şimdilerde aramaz oldular neyse ki. Gerçi onlar da ne sattıklarından habersizler. Eve Televizyonda seyretmek üzere almaya kalkarsanız modeminizi yenilemeye kalkıyorlar. Settop boxları da modeme kablo ile bağlanabiliyor. ortalıkta kablo kirliliğinden bıkmışsanız durum feci. HD yayın alabilmek için ise 8 Mbit yeterli değil ama tele satışçıların bundan haberi yok.  Ben olsam akıllı TV firmaları ile anlaşır gömülü ya da indirilebilir olarak TV ile birlikte gelmesinin teknolojisi üzerinde dururdum. Samsung TV'de çalışan AOL TV uygulaması 8 Mbit bağlantı ile takılmadan HD yayın izlenmesini sağlıyor. Demek ki istense olabilir!

Bir de işe yaramaz şeyler satanlar var. Fişe takınca elektrik tasarrufu yaptığını iddia eden aletler kesinlikle yalan, onlardan uzak durun mesela.

Gelelim başlıkta yazdığım sorunun en kolay yoldan cevabına.

Hiç uzatmadan ve satış yapanı dinlemeden "Teşekkür ederim, ilgilenmiyorum!" en etkili cevaptır.

Şimdilerde başlayan tele satış robotları sattıkları şeyi belirtip eğer ilgileniyorsanız 1'e basın diyorlar. Canınız sıkılıyorsa basabilirsiniz tabi de basmazsanız tele satışçıdan kurtulmuş olursunuz.

Bir de şöyle düşünün. En azından birileri sizi telefonda aramış oluyor. Yalnızlıktan sıkılıyorsanız tele satışçıları mutlu edin ne satıyorlarsa dinleyin uzun uzun sorun, sattıkları işinize yarıyorsa alın.

24 Aralık 2012 Pazartesi

Kuantum Çağı Neler Getirecek?


KUANTUM Söylencelerinden çok etkilenenlere dostça tavsiyeler:

Malumunuz kıyamet diye velveleye verilerek geçirilen bir 21 Aralık yaşadık.

Oysa yıllardır kimi yüce ermiş şahsiyetler aydınlanma çağının geldiğini müjdeliyorlardı. Aha geldi aydınlanma çağı, hepimiz şimdi ışıl ışıl parlayacağız.

Peki bu muhteşem çağdan nasibimizi nasıl alırız? 

Tabi ki KUANTUM şeysiyle! Başına Quantum Mekaniğinden ödünç alınıp bir de Türkçeye güya çevrilen KUANTUM şeysi her şeyi çözecek.

Bunu nasıl yapacak? Bir kere adı yeter KUANTUM. Pek havalı ne olduğu yanında, hakkında hiç bir fikir vermese de kişilik bozukluğu olan uyanıkların ağzından düşmüyor böyle şeyler.

İnsan topluluklarının genelinde Rasyonellik (akılcılık) genel kabul görmüyor. Bir şeyin oluşuna akıl erdiremediğimizde hemen popüler kültür ögeleri ile süslü bir absürtlük silsilesi istifra eden topluluğa dönüşüveriyoruz. Birileri de bunu kolayca kullanıp kendi çıkarları için herkesi kandırıveriyor. Üstelik bunu kimi zaman huzur, kurtuluş, barış, demokrasi gibi gerçekten gerekli temel kavramları kullanarak yapıyor.

Secret denen kitabın ticari başarısı zaten dumanı tüten fitili feci ateşledi. Özetle oradan buradan toplama içerikle dolu (evet okudum :) ) kitabın en önemli mesajı "iyi biri olun ve sadece isteyin, evren sizi duyar ve isteğinizi yerine getirir". Kitabı okuduktan sonra sitesinden istek çekini indirip bastırdım ve üzerine 100 bin dolar yazdım (evet, abartmadım ne var? 1 milyon da yazardım ama gözüm tok). Tuvaletimin duvarına yapıştırıp bekledim gelmesini. Hatta yardımı olsun diye her hafta sayısal da oynadım. Ancak 3'ten fazla sayı tutmadı. "Ulan o kadar da istemiştim be" ama olmadı işte. Sonunda anladım ki kitabı "ulan bunun en büyük başarısı satarak yazarını zengin etmesidir" şeklinde eleştirenlerin dedikleri doğruymuş.

Ancak kitabın başarısı bir köşede "Yav ne yapsak da havadan para kazansak? Köprüyü, Galata Kulesini falan satmaya kalksak millet yer mi?" diye düşünerek bekleyenleri ateşledi. Şöyle bir arayın pek çok "KUANTUM" şeysi kitabı bulacaksınız piyasada.

Lütfen şüpheci olun ve biraz araştırın. Muhtemelen kişilik bozukluğu ya da şişkin egosu olan birilerinin her dediğine, hatta popüler kültürün pompaladığı söylentilere inanmayın!

Not: Hayır piramitleri dünya dışından gelenler yapmadı. Kafası çalışan, matematik ve mimari bilgisi olan bir insan topluluğu yaptı. Belki dev vinçleri, iş makineleri falan yoktu ama problem çözen organize olmuş toplu bir bilinçleri vardı ;). Çöl kumundan yaptıkları rampaların içine gömerek inşa ettikleri piramitleri daha sonra kazıp ortaya çıkarmış adamlar. İnanmıyorsanız bu konuda bilim adamlarının yaptıkları araştırmaları inceleyin. Ama yeter ki her söylenene körü körüne inanmayın. Kanıt isteyin.

Son Not: Unutmayın, birisi çok bağırarak düşüncelerini kabul ettirmeye çalışıyorsa büyük ihtimalle işkembe-i kübradan atıyordur.

En Dipteki Not: Akıllı olun! "Kuantum Sırrı" olsa olsa Sırrı isimli birinin lakabıdır ;)



Kafes Fırın (Filistin Sokakda Bir Lezzet Durağı)


Gurme değilim ancak güzel tatları kim sevmez ki?

22 Aralık 2012 Cumartesi günü Sosyal Medya Etkinliği kapsamında davet ettiler eşimle birlikte Filistin Sokak üzerindeki Kafes Fırın'a gittik. 

Arjantin caddesi tarafından geliyorsanız neredeyse Filistin Sokağın sonuna kadar gitmeniz gerekiyor mekana ulaşmak için. Adres: Filistin Sokak 31/5 GOP Çankaya, Ankara. Foursquare bağlantısı.

Kafes görünümü verilmiş giriş kısmı son derece güzel. Fabrikasyon kahve dükkanlarından sıkıldıysanız bir de burayı deneyin derim. 

Sadece yiyecek içecekler için değil, mekanın tamamına el emeği göz nuru dökülmüş.

Öncelikle Kafes Fırın'ın sembolü Baykuş'u görüntüledim.

Masalar sanat eseri gibiydi.

Kafes Fırın ismi yanıltmasın. Kendine özgü menüleriyle günün her saatinde ister doymaya, ister bir yandan kahvenizi yudumlarken dostlarınızla sohbet etmeye uygun bir mekan. 

Pek tabi ki unlu mamuller köşesi insanı perhizden çıkartacak kadar da çekici. Birbirinden ilginç tatları burada bulmak mümkün. Her şeyin tadı güzel ve bir kısmı ise tarafınızdan keşfedilmeyi bekliyor.

Ev sahiplerimiz ailece bizi yalnız bırakmadılar. Keyifleriyse yüzlerinden okunuyordu.

Elma şekerleri oldum olası beni çekip çocukluğuma götürmüştür. Buradakiler ise kendime getirdi. Çikolata ve yıldız şekerlerle kaplı elma şekeri insana elmayı yeniden sevdirir inanın.

Ferah ve özenli hazırlanış bir atmosfer daha kapıdan girer girmez karşılıyor insanı.

Ankara'nın blog yazarları, hatta medya'dan tanıdık yüzler tanıtımın konuklarıydılar.

Gülen yüzler mekanı daha bir keyifli kıldı tabi işte kanıtı.

İnsan ister istemez konudan uzaklaşıveriyor. Kurabiye canavarı olası geliyor burada.

Sloganı sevdim. "Gittiğin Yere Götür!". Logoyu büyütelim lütfen!

Yemeye kıyılamayacak güzellikte cupcake'ler ile poz verilir tabi.

Son olarak katılımcılara hoş bir sürpriz de kapı yanında bizleri bekliyordu. Twitter kullanıcı adlarımızdan oluşan kurabiyeleri aldık ve istemeye, istemeye evin yolunu tuttuk. Gerçi evde çocuklar kısa bir sürede imha ediverdiler kurabiyeyi ama olsun fotoğrafı var en azından.

20 Aralık 2012 Perşembe

Vodafone'lu Şirketler 2 Kat Konuşuyor, Dünyaya Açılıyor

vodafone is ortagim 

Dünyaya açılmak isteyen Vodafone İş Ortağım’lı şirketler, yurtdışıyla iş yaparken Vodafone’un global gücünü yanlarına alıyorlar. Vodafone İş Ortağım, yurtdışı ile iş yapan firmaların dünyanın birçok yerindeki iş ortaklarıyla daha avantajlı fiyatlarla iletişim kurmalarını sağlıyor.

Vodafone İş Ortağım Dış Ticaret Destek Paketi, yurtdışı ile sürekli iletişim halinde olan firmalara büyük maliyet avantajı sağlıyor. Paket sayesinde firmalar hem sabit hem de mobil telefonlarıyla 2 kat görüşme avantajı elde ediyor. Üstelik bu avantaj sadece Türkiye’deyken geçerli değil. Vodafone İş Ortağım Dış Ticaret Destek Paketi ile firmalar yurtdışındayken de cep telefonu görüşmelerini avantajlı fiyatlarla yapıyor, küresel rekabette öne geçiyorlar.

Siz de bu avantajlardan yararlanmak istiyorsanız 0 850 250 0 542 numarasını arayın veya tıklayın!

Bir bumads advertorial içeriğidir.

Masadaki Arkadaşlarım Aslında Kavanozda Yaşayan Birer Beyin Mi?

Bu aralar "Kavanozdaki Beyin" benzetmesi aklıma çok geliyor. Hepimiz aslında dünyadan olabildiğince yalıtılmış birer beyiniz. Bir ...