8 Nisan 2009 Çarşamba

Bir Nokta

Evrenin pek de ilginç sayılmayacak bir köşesinde 5-6 milyar yaşında çekirdeği erimiş metaller, orta katmanı magma olan, kırılgan ve geçirgen sayılabilecek yavaş da olsa mağma üzerinde yüzüp duran kıtaları bulunan bir kaya parçası üzerinde yaşıyoruz. Yakınlarımızda yanıp duran, ve bir gün (milyarlarca yıl sonra) gezegenimizi yakıp yok edecek bir yıldızdan hayat alıyoruz. Sayısı ancak tahmin edebileceğimiz kadar çok olan, bizden başka gök cisimleri bulunuyor. Ancak bir kısmını anlayabiliyor, gözlemleyebiliyoruz. Bu arada, denizlerimizin derinlikleri bile tam bilemediğimiz gizemleri barındırıyor. Bulunduğumuz yerden bakıp evrenin başladığı anı görmeye çalışıyoruz. Ancak tek yaptığımız bu değil. Yaşıyor, anlamaya çalışıyoruz. Seviyoruz, nefret ediyoruz. Yaşamaya ve yaşatmaya bazen de kendimizi yok edip öldürmeye adıyoruz. Hikayeler düzüp, sonra bunlara kendimiz inanıyor, peşinden koşuyoruz. Sonra yeni bir hikaye ilgimizi çekiyor, onun yörüngesine çakılıyoruz. Her şeyin son derece karmaşık olduğuna karar veriyor, ardından herşey aslında tekdir yargısına varabiliyoruz. Bilgilerimizi artırıyor, daha da fazlasını bir araya getirip resmin tamamına bakmaya çalışıyoruz. En garibi de bütün bunlar bize son derece sıradan geliyor. (.) bu nokta kadar görünse de belki içerisinde bir dünya saklıdır. Peki uzaklardan bakan bir gözlemci için biz neredeyiz bir bakalım?

Haftalık Tekil Ziyaretçi

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *