4 Haziran 2013 Salı

Akıllı Cihazlar ve Yeni Medya - 1


Merhaba,

Yolda, otobüste, parkta elindeki akıllı telefona pür dikkat kesilmiş birilerini günden güne daha sık görüyoruz. Genellikle çevrelerine kayıtsız gibi görünmelerine karşın, sanal çevreleri ile haberleşiyorlar büyük ihtimalle. Yeni medya uygulamalarından birini ustaca kullanıp, az önce okudukları önemli bir haberi dostlarıyla paylaşıyor da olabilirler. Peki buraya nereden geldik?

NMT diye bilinen ilk taşınabilir telefonlar buharlı ütü kazanı boyutunda ana üniteleri ve el üniteleri olan cihazları hatırlarsınız. Garip sembollerle dolu tuş takımları zor olsa da, bağlarından kurtulmuş özgürlük sağladılar. Onlarla karşılaştırıldığında GSM diye bilinen ilk cep telefonları gerçekten taşınabilirdi. GSM yayılınca eski telefonları araçlardan bile kısa sürede atıp kurtulmamızla NMT dönemi sonlandı.

İlk çıkan cep telefonları sadece konuşmaya yarıyordu. Aslında görüşme ücretleri çok yüksek olduğundan ona da fazla yaramıyorlardı. Bu yüzden sadece belirli bir kesim hakkını vererek kullanabildi ilk 10 yılda.

Titreşip bipleyerek son derece kısa bir mesajı tek satırlık ekranında gösteren çağrı cihazlarını şimdilerde kimse hatırlamıyor bile. Oysa çağrı cihazları iş dünyasında ne de büyük bir coşkuyla karşılanmıştı. Cep telefonları ise sayısal altyapılarının tasarımından gelen kendi kısa mesajlaşma sistemine sahipti.

Kısa mesaj hizmeti ile Yeni Medya'nın da ayak sesleri duyulmaya başladı. Artık konuşmadan, kısaca derdinizi karşı tarafa aktarmak için bir başka insana ihtiyaç yoktu. Yeni nesil bu kısa mesaj imkanını çok sevdi ve hala kullanıyor. SMS'in sosyalleşmek için gerçekten güzel, yükseltici bir etkisi olduğuna inanıyorum. Belki de akıllı telefonlara giden yolda en önemli ivmeyi yoğun SMS kullanımı sağlamıştır.

Akıllı Cihaz tanımı, aslında teknolojiyi yüceltme amacıyla ortaya konulmuş olmalı. İlk çıkan cihazların fiyatlarına bakılırsa, yüceltilenin daha çok fiyatlar olduğu bir yana, ilk telefonların oldukça iyi bir gelişme için aslında çok güzel yol gösteren kötü örnekler olduğunu düşünüyorum.

İlk çıkan akıllı telefonlardan önce, dokunmatik ekranlar taşınabilir bilgisayarlarda denenmiş ve başarısız olmuştu. Dokunmatik kullanım için ek bir kalem gerektirmeleri berbattı. Biraz da işlemci güçleri kısıtlaması yanında iyi uygulamalar ile desteklenmeyince ilk melez tablet bilgisayarlar da rafa kalkmıştı.

Cep telefonları yeterince küçülüp, doldurulabilir pil konusundaki sınırlama da çözülünce, üreticiler giderek telefon cihazlarına daha yeni ek özellikler katmaya başladılar. Radyo, Kamera ilk gelen ek özelliklerdi.

Burada bir parantez açıp, garip bir durumdan bahsetmek istiyorum.

Genellikle cep telefonları tasarım aşamasında, yaklaşık olarak 5 yıllık bir ekonomik ömür için tasarlanırlar. 2000 - 2010 yılları arasında üretilen telefonlarda gelişme günümüze göre son derece yavaştır. Bu yıllarda çıkan modeller kısmen hala kullanımdadır. Eğer telefonla konuşmak, bir iki fotoğraf çekmek, bir iki kısa mesaj ya da mms yollamak dışında bir beklentiniz yoksa, bu cihazları günümüzde de rahatça kullanabilirsiniz. Üstelik fazla yer de kaplamazlar ve neredeyse bir haftaya kadar uzayan pil ömürleri çoğu akıllı telefon kullanıcısının sadece hayallerini süsleyebilir.

Akıllı telefonların ekonomik ömrü yine 5 yıl gibi tasarlanmış olsa da, kullanım ömürleri genellikle, yeni ve az daha gelişmiş ardılı gelene kadardır.

Bu durumu açıklamaya çalışayım. Kullandığım taşınabilir bilgisayarın işlemcisi 2 çekirdekli. Ek olarak görüntü işleme için bir görüntü işlemcisi de var. Oldukça hızlı çalışıyor ve öyle son model olmasa da yaptığım pek çok iş için son derece yeterli.

Android işletim sistemli akıllı telefonum da iki çekirdekli bir işlemciye ve son derece hızlı 4 çekirdekli bir görüntü işlemcisine sahip. Yaklaşık iki yıl önce üretilmiş bir model telefonun hızı çok iyi ve güncel uygulamalar için de yeterli. Ardılı ise 4 çekirdekli bir işlemciye sahip, görüntü işlemcisi de yine 4 çekirdekli. Geçtiğimiz aylarda piyasaya sürülen Samsung Galaxy S4 ise tam 8 çekirdekli bir merkezi işlemciye ve 3 çekirdekli bir görüntü işlemcisine sahip. Çoğu taşınabilir bilgisayardan çok daha güçlü bir işlem kapasitesi demek bu. Ancak çok gerekli mi? Yine de ilk ay içerisinde dünyada 10 milyon adet satılması ilginç.

Aya gidip dönen Apollo 11'in uçuş bilgisayarı  2 Mhz hızında çalışan tek işlemci ve son derece sınırlı bellek kapasitesine sahipti. Böyle bir bilgisayar sayesinde astronotlar aya kadar gidip gelmelerini sağlayacak kritik yörünge hesaplarını yapabildiler.

Günümüzde çoğumuzun cebindeki en basit cep telefonu bile bundan daha hızlı. İşlevsellik açısından ise karşılaştırma bile yapmak zor. 2 Mhz'de çalışan bir işlemci ve ondan 1000 kat hızlı çalışan 8 çekirdekli, ek olarak da 3 çekirdekli görüntü işleme kapasitesi olan akıllı telefonla sadece birini arayıp konuşabiliyorsak, kendi kendimize "daha başka neler yapabilirim?" diye sorgulamanın zamanı gelmiştir öyle değil mi?

Akıllı telefonlar ve değiştirdikleri yaşam şeklimiz hakkında sohbete gelecek bölümde devam edeceğiz.

İyi günler dilerim.


Haftalık Tekil Ziyaretçi

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *