3 Şubat 2013 Pazar

Aydınlanma ve Biz


Dostum Berk Yüksel güzel bir yazı yayınlamış blogunda "Aydınlanma Nedir?" Okuyunca yazma isteği uyandırdı, ben de yazdım.

İnsan kendinin farkına vardığı andan itibaren uygarlık oluşturmaya başlamıştır. Geçmişteki imkansızlıklar bu süreci uzatmış, kimi zaman da yeniden başlamak gerekmiştir. İstilalar, bazen de doğa, uygarlığın ilerlemesini durdurmuştur. Aydınlanma da bu duraklama ve yeniden başlamalar yüzünden yamalı bohça gibi olmuştur.

Geldiğimiz uygarlık seviyesi halen aynı güçlerin tehdidi altındadır. Yani olası bir doğal felaket kalanlar için sil baştan bir hareket gerektirebilir. Yine küresel bir savaş çılgınlığı aynı şekilde uygarlığın ve bilgi birikiminin üzerine turp suyu sıkabilir. Gerçi küresel olmayan kavgalar da uygarlığı aşağı çekip durmuyor mu? Güç, zenginlik, enerji için harcadığımız çaba ile istesek tüm insanlığı çok daha iyi şartlarda yaşatabilir, bilimde kim bilir nerelere gelirdik. Oysa şimdi derdimiz başkasının zenginliği, ilerlemişliği ve oluşturacağı tehdit. Oysa dış uzaydan ayın yarısı kadar bir meteor gelip çarpsa ne gibi bir senaryo uygulayacağız belli değil. Olasılık düşük belki ama ona kafa yormak birbirini yemekten daha akıllıca olmaz mı?

İnsan doğası gereği yırtıcıdır. Hayatta kalmak ve uyum sağlamak için yırtıcı ve yok edici olmak doğal seçilim sonunda ayakta kalmak anlamına geldiği için bu genetik mirası taşıyan bizler de yırtıcıyız, kavgacıyız, katiliz! Çünkü güçlü olan, neslini geleceğe taşıyabiliyor. Yine uyum yeteneği fazla olan da genlerini gelecek nesillere aktarıyor. Şu genlerin dilini anlasak neler söyleyecekler bize kim bilir ;)

Peki aydınlanma bu sürecin neresinde? Kendini fark etmek ve evrenin bir köşesinde bir toz tanesinin üzerine yaşayan zerreden ibaret olduğunu anlamaya kadar uzanan ancak orada bitmeyen bir süreçten söz ediyoruz.

Aydınlanmak için bilmek, bilmek için öğrenmek, okumak ve araştırmak gerekiyor. Farkındalık geliştirmiş, pek çok görüşü, ideolojiyi, dogmayı, dinleri ve tabi ki insanı mümkün olduğunca anlamış bireylere Aydın diyoruz ama "Aydın" kelimesi sürecin tepesindekileri işaret etmiyor. Sadece sürecin göreli olarak ilerisindekileri belirtiyor. Göreli diyorum çünkü, ilerledikleri yolun doğru olduğuna ilişkin bir veri yok elimizde. Ama en azından bir arayış içindeler. Bu önemli.

Aydın olmak bir belirsizliği de bünyesinde taşıyor. Bilmek, öğrenmek şart. Ancak hiç bir seviye sizi bir zirveye ulaştıramıyor. Zirve belli değil ki oraya ulaşasınız.

Geriye kalan kendi farkındalık düzeyinizde bir yolu seçip, üzerinde ilerlemek. Kimi zaman bu yol dini ya da felsefi olabileceği gibi popüler kültür ögeleri de içeren bir yol olabilir. Evreni ve kendini anlamanın kolay olduğunu düşünmüyorsunuz öyle değil mi?

Anladıkça varılan yerlerde kısmen sevgi sizi kucaklarken kısmen nefret yol arkadaşınız olabilir. Ancak unutmamak gereken bir sonraki kapıda (aşamada) o güne kadar bildiğiniz ve kabullendiğiniz pek çok kavramın alt üst olabileceği ve belki de sizin o bilinç düzeyinde bunu makul bulabileceğinizdir.

Son sözüm: Yolunuzda dostlarla ya da yalnız ilerleyebilirsiniz aydınlığa yaptığınız yürüyüşten hiç vazgeçmeyin!

Hamiş (not): Yolunuz bir tünel ise ileride gördüğünüz ışık, yaklaşmakta olan tren olabilir o nedenle aydınlık yolunda ilerlerken uyanık ve dikkatli olun.

Bu konuyu düşünürken kafamın içerisinde çalan müziği de paylaşayım tam olsun bari.

Sevgi yolunuzu aydınlatsın.

Haftalık Tekil Ziyaretçi

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *